Fransız Ekonomi Dergisi Capital'den Türkiye Ekonomisinin Gidişatına Dair Çarpıcı Bir Makale
1991'den beri aylık yayın yapan Fransız ekonomi dergisi Capital'de Türkiye ekonomisi hakkında yayınlanan makale, dışarıdan bakan ve haliyle de tarafsız bir görüş ortaya koyuyor.
Fransız Ekonomi Dergisi Capital'den Türkiye Ekonomisinin Gidişatına Dair Çarpıcı Bir Makale


"türk ekonomisi duvara tosluyor... ve bu bizim için iyi değil"

"türk ekonomisi görüldüğü kadarıyla çok iyi. 2017'nin üçüncü çeyreğinde gsyih neredeyse erdoğan'ın hapse attığı muhalif kadar arttı: 11.1% oranında bir yükseliş geçen senenin aynı dönemine nazaran! elbette, kebapların ülkesi her çeyrek aynı inanılmaz performansı göstermiyor. ancak geçen sene büyüme 7 % etrafında döndü, çin'den, hindistan'dan ve diğer tüm ejderhalardan daha fazla!

ilk bakışta ekonomi çok iyi, fakat daha yakından bakıldığında, bambaşka bir yüz ortaya çıkıyor. zayıf, dengesiz, enflasyonun, işsizliğin, yolsuzluğun zehirlediği, açıkça konuşmak gerekirse dibi boylamakta olan bir ekonominin yüzü. sağlıklı olduğu konusundaki resmi söyleme rağmen, halk da ciddi kuşkular duymaya başladı. geçen aralıkta yapılan bir ankete göre, yıllardan beri ilk defadır ekonomi 80 milyon türk'ü en fazla rahatsız eden problemlerin başına yerleşti terörizmin önünde. finansçılar de endişeli. hepsi bu seneden itibaren eğilimin tersine döneceğini tahmin ediyor. ve üretim sistemi üzerindeki tehditler o kadar kaygı verici gözüküyor ki çoğu gelecek bir olası çöküşü bile dillendirmeye başladı.

en korkunç tehdit lanetli bir çift: enflasyon ve liranın değer kaybı.

osmanlılar bunu iyi biliyor. 2001'de ülkeleri hiperenflasyon tarafından ters yüz edilmişti ve yeni bir lira yaratmak gerekmişti. bugün lira yine değer kaybediyor ve sadece 0.20 euro 1 lira ediyor. sonrası dünden belliydi: bu müthiş değer kaybı mekanikman ithal ürünlerin fiyatını arttırarak enflasyon hayaletini canlandırdı. 2004-2016 arasında fiyatların artışı 10%'un altında tutulabilmişti. ancak geçen sene çitler çöktü ve etiketler 12%'ye dayandı, bu da alım gücünü düşürdü.

çok geç olmadan tek çözüm faiz oranlarını arttırarak parasal politikanın iplerini sıkılaştırmak. ancak devlet başkanı bunun olmaması için merkez bankasına baskı yapıyor zira ekonomik aktiviteyi kırmasından korkuyor. aslında onu anlayabiliriz: türk ekonomisinin muhteşem gelişimi borçlanmalara o kadar bağlı ki kredi musluğunun birazcık kısılması büyük bir felaketin gerçekleşmesine yol açabilir. dış borç 2012'de gsyih'in 39%'undan 2017'de 58%'ine geçti, gelecek sene 170 milyar dolar kredi ödenmesi gerekiyor ki bu devasa bir rakam.

ancak asıl şirketler kötü durumda.

darbe girişiminin ardından borçlanmalar ekonomiyi hareketlendirmek için ankara tarafından desteklendi. hükümet çoğunlukla kobilere yarayan 60 milyar euro krediye garanti verdi. devletin kendisi de sıfır vadeli krediler tahsis etti. bu kadarı artık fazla oluyordu. ekonomist emre develi'ye göre "çoğu şirket dolar olarak kredi aldı ancak gelirlerini türk lirası olarak tahsil ettikleri için ve liranın değeri durmadan düştüğünden geri ödemekte zorlanıyorlar, bu da neticede bankaları tehdit ediyor. ayrıca aynı bankalar emlak kredilerini de veriyor." burada bankasal bir krizin tohumlarını görüyoruz ankara'yı 16 sene evvel paralize eden cinsten.

türk ekonomisinin ikinci büyük zayıflığı büyük ölçüde emlak balonu üzerinde oturması.

istanbul'da büro ya da konut kuleleri mantar gibi çoğaldı ve gösteriş projeleri katlanarak artıyor: yeni havalimanı, kanal istanbul ve son olarak avrasya tüneli. yalnız bu göz alıcı projelerin arkasında alarm sinyalleri çoğalıyor. iflas sayısı 2017'de 37% arttı, hatta inşaat sektöründe 120%. reel rakamlarla, yani enflasyonu düştükten sonra, konut fiyatları büyükşehirlerde düşmeye başlamış bile. sadece tüccar bağdat cadddesinde yaklaşık yüz inşaat durmuş halde.

paralel olarak riskler birikiyor.

başarısız darbe girişiminden beri 60.000 kişi tutuklandı, 150.000 kişi işten atıldı ya da açığa alındı. nefes alınamaz hale gelmiş bu atmosferde beyin göçü hızlanıyor. 60'lı yıllarda alt sınıf toplu halde almanya'ya yerleşiyordu. bu sefer liberal entelektüeller ve mülk sahipleri göç etmeye uğraşıyor.

politik baskı haricinde birçok faktör yabancı yatırımı uzaklaştırıyor.

avrupa ve özellikle almanya'yla ilişkilerin kötüleşmesi, bundestag ermeni soykırımını 2016'da tanıdığından beri, alman vatandaş ve gazetecilerin türkiye'de keyfi tutuklanmalarına yol açtı. ancak angela merkel'in ülkesi hem türk ihracatının birinci adresi, hem de en önemli turist kaynağı. alman turistler artık deniz sahillerine küsler, ve erdoğan putin ile barıştığından beri rus tatilciler onların biraz yerlerini doldursa da, bu büyük bir boşluk bırakıyor. almanya ve ab ile yaşanan bu soğukluk çok zarar verici zira avrupa ekonomisi en mühim ve birinci ihracatçı sektör olan tekstil için vazgeçilmez, ayrıca otomotiv ve ev aletleri için de bu geçerli. avrupa'da satılan her 3 televizyon biri türkiye'de üretilmekte.

yerli ekonomi üzerindeki son tehdit abd'den geliyor.

bankacı mehmet hakan atilla abd'nin iran ambargosunu delmekten suçlu bulundu. bu dava erdoğan için ciddi bir probleme dönüşebilir. amerikan savcılar devlet başkanı, ailesi ve bakanlarını işaret etmekten çekinmeyen bir iranlı ve türk işadamı kullanıyorlar. davadaki itiraflar rejimi sarsabilir ve türk bankaların alacağı ceza birkaç milyar doları bulabilir. bir volkan üstünde dans ediyor ankara'nın satrabı ve onunla birlikte tüm ülkenin ekonomisi.

türk ekonomisi batacak olursa, bu fransızlar için de kötü bir gelişme olur. zira öncelikle rakının diyarı fransa'nın -ab ve isviçre dışında- beşinci büyük ekonomik partneri. fransız ihracatçılar özellikle araba ve uçak teslim ediyorlar. 2017'de satışları küçülse de ekonomik ilişkiler önemini koruyor.

fransa eski osmanlı imparatorluğunda mühim bir yatırımcı. 100000 kişi istihdam eden yaklaşık 400 şirket orada bulunuyor ve aralarında borsa devleri de var (renault ve peugeot'nun bursa'da birer fabrikası bulunmakta). gsyih'in daralması bu şirketleri doğrudan etkiler. enflasyon, liranın sert düşüşü ve jeopolitik risklerden zaten etkilenen fransız bankalar zor durumda kalabilir. türk ekonomi bankası aracılığıyla bulunan bnp paribas aktifinin değerini 172 milyon euro düşürdü. ingiliz hsbc ise geçen sene birçok şubesini kapatmıştı.

lakin asıl mülteci sorununda ekonominin gidişatı kötü sonuçlar doğurabilir. paris, berlin ve diğer tüm avrupa başkentleri için, birinci öncelik ankara'nın ırak, suriye veya afganistan'dan gelen mülteci dalgalarını kontrol etmeye devam etmesi. erdoğan'un ciddi kozları var zira suriyelilerin çoğu ülkesinden geçiyor. 2016'da ab ile anlaşmadan önce 1 milyon kadarının balkanlara girmesine izin verdi, çoğu almanya'ya geldi.

şimdilik 'ankara'nın diktatörü' 3 milyar euro karşılığında göç dalgasını kontrol altında tutmayı kabul etti. ancak zorluklar yaşandığında sözünü geri alabilir veya avrupa'dan daha fazla para isteyebilir. ekonomisi iyiye giden fransa için bu son derece kötü bir vaziyet olur."

fransız bir gazetecinin yazdığı, 3 ay önceki bir yazının hemen hemen hepsinin çevirisi. bir yabancının bu kadar detaylı ve anlaşılır şekilde türk ekonomisini izah etmesi takdir edilesiyken türk basınındaki bilgisizlik ve umursamazlık gerçekten inanılmaz.

link

Bu içerik de ilginizi çekebilir