Galatasaray - Lokomotif Moskova Maçı Öncesi Detaylı Bir Görüntülü Analiz
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam evinde Lokomotif Moskova'yı ağırlayacak. Ekşi Sözlük yazarı "tevfikken", her iki takımın da maç önü analizini yapmış.
Galatasaray - Lokomotif Moskova Maçı Öncesi Detaylı Bir Görüntülü Analiz
Görsel: Galatasaray SK

her şeyin galatasaray'ın elinde olduğu bir maç. rakip, mekan, turnuva hepsi lehine.

lokomotif moskova, bana göre dünya klasmanında yüzde 60-65 ayarında bir takım. galatasaray'ın 65-70 arası olduğunu varsayarsak bir tık geride işte. kadrosu yaşlı sayılır, özellikle defanstakiler. ayrıca muslera, fernando gibi şl ayarında oyuncuları da yok. ancak farfan, eder, krychowiak, fernandes, corluka, denisov gibi kağıt üstünde hala kaliteli, smolov ve miranchuk gibi son 1-2 yıldır parlayan, kverkvelia, ignatjev ve guilherme gibi yerel ligde istikrarı yakalamış oyunculara sahipler. yani öyle rehavete de kapılmamalı.

lokomotif'in oyun taktiği

corluka'nın oyun kurucu stoper oynadığı, beklerin hücuma fazla katkı vermediği, çift ön liberolu ve forvet arkasındaki üçlünün dönüşümlü oynadığı bir 4-2-3-1 oynuyorlar:


en büyük silahları manuel fernandes

sahanın tam göbeğinde beklemiyor, aksine sürekli yer değiştirerek, rakip yarı sahanın her yerinde top alarak oynuyor, kısacası düşen fiziği haricinde adam hala bildiğimiz gibi:

smolov'a attığı ara pas:


her an her şeyi yapabilir:


mevcut durumda yapılabilecek en doğru iş fernandes'i kitlemek olur

çünkü geri kalan silahlardan smolov cezalı, onun yerine oynayacak olan eder smolov gibi topu ayağına bekleyen bir ceza sahası golcüsü değil daha çok rakip defansla boğuşmayı seven bir forvet, dolayısıyla çizgisini önde tutacak olan gs'ye karşı kaleden uzak kalacaktır. farfan ise yaşına rağmen hala enerjik olsa da skor katkısı bakımından aynı verimde değil, volkan şen'e dönmüş durumda tam bir bal yapmayan arı. miranchuk ise anca işleyen çarklarda verimli olabilen tipik sistem adamı, kilit çözücü bir sihirbaz değil.

bunun haricinde en çok göze çarpan zaafları defans göbeği; her maç konsantrasyon sorunu yaşıyorlar:

defans uyuyor:


aynı şekilde:


corluka'nın anlamsız öne çıkışıyla doğan pozisyon:


rakip forvet topu saatlerce eviriyor çeviriyor pasını atıyor:


gelelim galatasaray'a

işte bu bölgede eren, gomis'ten farklı olarak daha pivot, servisçi bir forvet, dolayısıyla garry ve onyekuru başta olmak üzere dışardan gelip merkezi karıştıracak dinamik oyuncuların performansı maçı belirleyecek. o yüzden bu maç en önde eren'in oynayacağı bir 4-3-2-1 ile çıkacaklarını düşünüyorum:


benim bildiğim fatih terim, ozan'a bu akşam formayı verir, ha vermezse bilin ki bu çocuk bir daha 11 yüzü zor görür demektir. orta sahadaki üçlü seçimi akbaba'nın iyileşmesine bağlı gibi; sakatlığı geçmişse fernando-ndiaye-akbaba, geçmemişse fernando-donk-ndiaye olur. belhanda ve feghouli'nin bence bu saatten sonra 11'e girmeleri çok zor.

takım bu sezon gomis'in gidişiyle aslında modern futbola bir adım daha yaklaştı. onyekuru, sinan gibi forvet özellikli, akbaba ve garry gibi geriden fırlayıp forvet katkısı veren oyuncuları daha çok oynatarak geçen sezonki gibi sadece gomis'e yoğunlaşmak yerine çok daha opsiyonlu, rakiplerin önlem alması çok daha zor hale geldiler. ancak bu yapı henüz oturmuş değil, hem hücum hem savunmada hala çiğ hatalar yapıyorlar. özellikle stoper ikilisinin hala netleşmemiş olması ve bu yüzden savunmadaki iletişimin henüz kurulmamış olması iki önemli zaafa sebep oluyor; 

ilk zaaf ceza sahasında rakibe topla oynama şansı vermeleri

elini kolunu sallaya sallaya gidiyor:


pozisyonun tamamı gözükmese de öncesinde diagne topu kolayca kontrol ediyor, dönüyor gerisine bakıyor, pasını veriyor ve pası alan futbolcu rahatça şutunu çekiyor:


diğeri de kenardan gelen rakiplere önlem alınamayışı

donk, yasin'i bırakınca yasin boşa çıkıyor:


ozan kabak, diagne'yi kaçırıyor:


lokomotif moskova, bunlara akan oyunda ceza kesecek bir görüntü vermese de duran topları tehlikeli kullanan bir takım. kaldı ki şampiyonlar ligi burası, bu tarz temel hataların cezası bellidir. o yüzden konsantrasyonun bir an bile kaybolmaması lazım, ancak galatasaray bu konuda iyi ışık vermiyor.

galatasaray'ın bir başka eksiği daha var ki o da beklerin ataklara geçen sezonki kadar katkı verememesi. mariano da nagatomo da forvet arkasındaki üçlünün dinamizmine ayak uydurmuş vaziyette değil, zaten sürekli uymaları da zor çünkü ikisi de 32 oldu, şl temposunu geçtim ligde 34 maçı kaldırmaları bile zor artık. ancak bu akşam için konuşursak karşılarında farfan ve miranchuk'tan başka tehdit yok, rakip bekler ignatjev ve rybus kendilerinden daha enerjik değiller.

psikolojik olarak

1) şampiyonlar ligi + fatih terim karışımı ayrı bir motivasyonken üstüne bir de gruba kendi evinde başlayacak bir galatasaray var.

2) lokomotif moskova ligde istediği noktada değil ve moraller bozuk, gaza gelip şampiyonlar ligi'ne ayrı bir önem vereceklerdir ancak telekom'daki atmosfer karşısında sineceklerdir.

bu bilgiler ışığında tahminim

1) galatasaray tempolu başlayıp lokomotif moskova'nın duvar örüşüyle kısa sürede rölantiye alacaktır, zaman zaman baskıyı arttırıp yoklayacaktır.

2) lokomotiv moskova, gs'nin baskısını geride karşılayıp farfan ve miranchuk'la kontratak kovalayacak, fazla varlık gösteremeyip duran toplar haricinde pek şansları olmayacaktır.

3) iki takım da duran topları tehlikeli kullanıyor, mühim olan o duran topları kazanabilmek. gs'nin daha çok fırsat (korner, kenardan frikik) bulacağını düşünüyorum.

özetle

galatasaray bu maçı isterse biraz kıpırdayıp alır. takım oynamasa fatih terim oynatır, o da olmasa taraftar oynatır yine de bu maç alınır. ancak o kıpırdamayı uzun tutacak bir uyum yok takımda, o yüzden az pozisyonlu ve az gollü bir maç bekliyorum. skor tahmini yapacak olursam gs 1-0, 2-0 alır gibime geliyor.

ayrıca bir dipnot: 2000'den itibaren şl grup maçlarına galibiyetle başlayan hiçbir türk takımı 2002-03 sezonu hariç grubunu sonuncu bitirmedi, bir şekilde avrupa'ya devam etti. işin ilginci o bahsettiğim 2002-03 sezonu şl grubu yine fatih terim'li galatasaray'ın yine lokomotiv moskova'yı yendiği bir maçla başlamıştı. moskova'nın hocası da yine yuri semin'di.

Yolu Bir Dönem Türkiye'den Geçmiş En Garip Yabancı Futbolcular