Game Of Thrones'ta Geçen Sözler Üzerinden Yapılan Müthiş Lise Müfredatı
Sözlük'ün en iyi yazarlarından ''immanuel tolstoyevski'', Game Of Thrones dizisinde geçen kalıplaşmış sözlerden mini bir lise müfredatı hazırlamış.
Game Of Thrones'ta Geçen Sözler Üzerinden Yapılan Müthiş Lise Müfredatı
HBO

dizide geçen sözler üzerinden ufak bir lise müfredatı hazırladım, aranızda ilgili bir diktatör varsa bu planı beraber hayata geçirelim...

1) ekonomi

"a lannister always pays his debts"

-borçlar hukukunun yatırım yapmak zor. tek kriter geçmiş performansınız. o yüzden, robert bosch amcamızı dinleyin ve insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih edin. bu madalyonun diğer tarafı da sermaye sahipleri için geçerli. eğer sermayeyi işletmek çok riskli ise onu biriktirmenin de manası yok, vur patlasın çal oynasın yaşanılır. tek alternatif gayrımenkula yatırmak ama...


"winterfell is mine bastard...come and see"

-mülkiyet hakkı olmadan gayrımenkula yatırım yapmanın da manası yok, elalemin 1000 senelik evi kapanın elinde kalıyor. daha geniş anlamda, perulu ekonomist hernando de sotonun tezi şuydu: mülkiyet hakkının iyi korunmadığı piyasa ekonomileri güdük kalır, her sektör kayıtdışına itilir, bankacılık olmaz

"the iron bank of braavos will have its due"

-bankalarla uğraşılmaz. bunlardan kolay borç bulup kapasitenizin üstünde yaşama tuzağına düşmeyin, mortgage krizinde olduğu gibi gelir evinizi elinizden alırlar. nasıl ki kumarhane her zaman kazanır, bankalar da her zaman haklıdır.

"we do not sow"

üreten sınıfların üstünde bir parazit gibi yaşayan kesimler her zaman olacak maalesef. westeros'un tüm işçileri, birleşin!

***

2) doğal bilimler

"winter is coming"

-ortak düşmanlar, normalde kavga eden insanların birleşmeleri için eşsiz fırsatlar. küresel ısınma sorununu bu yönden enerji ve gezegen bilimleri konusunda müthiş atılımlar yapmak için bir fırsat olarak görmek lazım. "the earth in human hands" kitabındaki tezlerden biri bu.


"what is west of westeros?"

-bu dünyanın bir çok yeri hala gizli saklı: okyanuslar, mağaralar, kanyonlar...7 milyar kişinin yaşadığı bir gezegende, kimsenin daha önce görmediği bir şeyi görebilmek, her zamankinden daha değerli bir tecrübe. bu arada westeros'un batısında tabii ki hindistan var... herşeyin batısında hep hindistan vardır.

"we are ironborn"

-insan vücudunda 3-4 gram demir var. 80 kiloda, %0.005 demek, neren demirden doğma senin? demirin ilginç tarafı, en ağır "doğal" element olması. yıldızlar, bundan daha hafif olan elementleri birleştirerek (füzyon) enerji üretiyorlar. daha sonra bu yeni elementler de birleşip daha ağırlarını oluşturuyor. fakat yıldızlar demirden ötesine geçemiyorlar, çünkü ondan ağır olan elementleri füzyonla yaratmak enerji üretmiyor, tersine enerji gerektiriyor. daha ağır elementler, ancak enerjinin bol olduğu süpernova patlamalarında oluşuyorlar. evet, o dandik parmağındaki altın yüzük aslında bir süpernova kalıntısı.

"valar morghulis - all men must die"

-her canlı bir gün mutlaka ölümü tadacaktır. telomerler, kromozomlarımızı iki ucundan koruyan yastıklar gibiler ama her hücre bölünmesinde kısalıyorlar. bu kısalma yaşlanmaya ilişkilendirilmiş durumda (nedensel olarak değil şimdilik ama korelasyon var). bence bu biyolojik kısıtı çözüp ölümsüzlüğe ulaşabiliriz ama bence bu noktaya gelene kadar, çoktan zihinlerimizi bir mikroçipe yükleyecek bilişim teknolojilerine ulaşmış oluruz. many-faced god'ın yerini, many-core cpu alacak.


-"we do not kneel"

adam karda kışta yürümekten romatizma olmuş, eğilip kalkamıyor diye gurur yapıyor sanıldı. romatizma hakkında iki şey öğrendim bunca yıldır bilmediğim: böyle tek bir hastalık yok, genel bir terim. çoğunlukla bir autoimmune hastalığı, yani vücut kendi kendine saldırıyor.

"hold the door"

uzay zamanı yeterince bükersek, birçok zamanda varolmamız mümkün (closed timelike curve). bu şekilde geçmişi etkilememiz illa bir paradoksa (grandfather paradox) yolaçmayabilir. mesela sadece belli bir olaylar zinciri vardır, ama zincir bir halka oluşturur. yani bir olayın neden olduğu olaylar serisi, dönüp dolaşıp ilk olaya neden olabilirler. veya novikov's self consistency principle var ki, herhangi bir zamansal tutarsızlığa neden olabilecek hiçbir şey gerçekleşemez diyor.

"daenerys stormborn, the unburnt"

kadının saçı bile yanmıyor. ateistler, sıkıyorsa bunu da açıklayın. hadi bunu geçtim, yanmak nedir? epey zor bir soru aslında, çünkü sıradan bir olay olmasına rağmen, açıklaması birkaç ayrı bilimsel prensip gerektiriyor. şurada yapılmışı var.

***

3) sosyal bilimler

"the north remembers."

-tarih eğitimi önemli. günlük politikalar gütmeyin, keser döner sap döner, eee, bumerang mı lan bu, ne biçim deyim. neyse, millet unutmaz yaptıklarınızı demek isterdim ama aslında bal gibi unutur, unutuyor da. ama adalet arayışıyla alakalı bir wishful thinking epey güzel kafa yapıyor, bozmayalım keyfimizi.


"a dragon is not a slave"

-savaşlarda hava kuvvetleri üstünlüğü mutlak derecede önemli. israil 6 gün savaşının başında, sadece 3 saat içinde mısır, suriye ve ürdün'ün yüzlerce uçağını ve bir düzineden fazla askeri pistini yoketti. çoğu arap uçağı havalanamadan yerle bir oldu. israil elde ettiği bu hava üstünlüğüyle savaşı kazandı. ve o pilotun adı, albert einst....tamam, kestim.

"kingslayer"

-nüremberg davasında nazilerin standart savunması, "biz sadece gelen emirleri uyguluyorduk" idi. bizim elemansa burada deli bir kralın emirlerini uygulamak yerine, cenevre insan hakları sözleşmesine baktı diye adama etmedik hakaret bırakmadılar

"ı am the watcher on the walls....ı pledge my life and honor to the night's watch, for this night and all the nights to come."

-ırkçılık öyle bir bela ki, resmen zombi ordusu çıkagelse, yine de onlara karşı ittifak yapmayı kendine yediremiyorsun. zira yüzlerce senedir bir grup diğerine "diz çökenler" demiş, öteki de bunlara "yabani". duvar olağanüstü hal bölgesi, night's watch da özel harekat timi. bu adamlar varlıklarını, yabanilerin "yabani" olarak kalmasına borçlular. iki taraf da çözüm sürecine girmeye çalışanları sabote etti. sonuçta kazanan zombiler oldu. türkiye bundan ders çıkarmalı ama zombi diye bir şey olmadığından belki de çıkarmamalı, emin olamadım şimdi.


"the man who passes the sentence should swing the sword"

-bir lider kendi yapamayacağı bir işi, başkalarından istememeli. kendi oğlunu sahte raporlarla askerden kaçırıp, başkalarının çocuklarıyla savaş çığırtkanlığı yapanların kelleleri vurula.

"first of her name."

-kadın haklarının gelişmişliğini nasıl ölçmek lazım? pakistan'da benazir butto, bizde de tansu çiller (first of her name) kaç sene önce başbakan oldu, abd'de ise daha yeni bir kadın başkan adayı var. ama bakıyorsun, türkiye'de 2015'te 81 ilin 43'ünden kadın vekil çıkmamış. hdp dışındaki partilerde kadın vekil oranı %5-15 arası. kadınları çadıra kapamak isteyen dothrakiler ve chadora kapamak isteyen muhafazakarlar utansın.

"the breaker of chains"

-daenerys ne yazık ki ortadoğu tarihini okumamış. özgürlük ve demokrasi getireceğim diye gidip, diktatör devirmekle iş bitmiyor. hele ki toplum homojen değilse. asıl iş, oluşan güç boşluğunda çıkacak iç savaşları engellemek. stealth fighterların da olsa böyle, ejderhaların da.


"chaos isn't a pit, chaos is a ladder...only the ladder is real"

makyavelli + there is no spoon. sanat için sanat gibi, güç uğruna güç. aslında makyavelli yanlış anlaşılıyor, adam o taht oyunlarını ve kirli işleri, eninde sonunda düzen sağlansın ve millet kaosa sürüklenmesin diye savunuyordu. the ends justify the means. bu açıdan asıl makyavelli, herhangi bir nihai amacı olmayan littlefinger değil, sevgili keltoşumuz lord hadım.

***

4) edebiyat - felsefe

"hodor... hodor... hodor.. hodor"

iletişimin özü, ne söylediğin değil nasıl söylediğindir. çünkü insanlar irrasyonel varlıklar.

"shame..shame..shame..shame"

en kuvvetli dinler, önce insanı eziyorlar utanç ve suçluluk duygusuyla (örn: original sin), sonra onlara bir arınma ve yeniden doğuş vadediyorlar (evangelism, rebirth). ilk aşamada yıkılan bireyin yarattığı boşluğu dini otorite dolduruyor. ikinci aşamada yeniden yapılan birey, varlığını bu dini otoriteye borçlu hissetiği için o otoritenin bir parçası oluyor.


"the faith and the crown are two pillars that hold up this world. one collapses, so does the other"

ortaçağ avrupasının özeti. aristokrasi ve ruhban sınıfı elele, hep beraber tribüne.

"the things ı do for love"

ensest niye bu kadar tabu? ilk akla gelen çocuk istismarı ve sakat doğum. diyelim ki iki reşit, kısır ve yaşıt insandan bahsediyoruz (yaşıt kısmı önemli, psikolojik bir güç dengesizliğini ortadan kaldırıyor), hala tabu mu? yoksa sadece garip mi? her halükarda bizim lannisterlar'in, saraydakini dinleyip en az 3 çocuk yapmaları kötü olmuş. westeros'un teknolojisini de ahlaksızlığını da almayalım.

"you know nothing jon snow"

epistemoloji 1. kısım: bilginin sınırları. (sokrates'ın bildiği tek şey hiçbir şey bilmediği idi. jon snow'un bildiği tek şey sanırım oral seks).


"that's what ı do. ı get drunk and ı know things"

epistemoloji 2. kısım: bilgiye ulaşma metodları. (alkollü vaziyette birşeyler öğrendiyseniz, onları daha sonra en iyi alkollüyken hatırlıyorsunuz).

"a girl is no one"

dil nedir? sadece objelere verdiğimiz etiketler mi? "girl", "arya stark", "someone"...sadece etiketlerden oluşan bir dilde, görece zor kavramları öğrenmek için, neredeyse sonsuz bir etiket sorgulama döngüsüne girmemiz gerekirdi. oysa birinci, bilemedin ikinci seviye etikette, o objenin veya kavramın özüne inmiş oluyorum, anlamını temellendirmiş oluyorum. (bkz: symbol grounding problem)

"lord friendzone"

söylenecek fazla bir şey yok. yol tabelalarını iyi takip edin ve asla bu bölgeye sapmayın. bir daha çıkamazsınız.

orjinali