Gece Bizi Bunaltan Düşüncelerin Sabah Olunca Önemini Yitirmesi Durumu
Geceleri aklımızdan çıkmayan düşünceler yüzünden yatakta dönüp durduğumuz, çıldırdığımız oluyordur ancak sabah uyandığımızda her şey uçup gitmiş gibidir. İletişim ağlarımızın genişlemesiyle artık yalnız olmadığımızı da biliyoruz. Nasıl oluyor, neden oluyor?
Gece Bizi Bunaltan Düşüncelerin Sabah Olunca Önemini Yitirmesi Durumu
iStock.com


tespit gibi tespit.

gece hep kötülükler, hep mutsuzluklar, hep umutsuzluklar.. neyse ki sabah oluyor da, yeniden gün ayıyor, yepyeni bir gün başlıyor. mecburuz, ılık bir duş alıp, gece tüm düşünülenleri temizlemeye; tertemiz bir güne başlamaya. gün yeni, gün aydın.

sabah ola hayrola sözünün çıkış sebebidir.

bunun tersi fenadir ama.

gece yakalanan akli selimlik, sabah uyandiginizda sanki reset yemissiniz gibidir, kendisinden eser kalmamistir.

sinir olursunuz, ''ya daha gece iyiydim ben ne ara boyle oldu ki'' diye huzursuzlanirsiniz.
cikin, hayata karisin, gecer.

uyumadan hemen once ve uyandiktan hemen sonraki duygularinizi da fazla ciddiye almayin.

akşamın hüznü ve gecelerin yarattığı bunalma halini, sanıyorum lisenin ilk yıllarında, şu an dünyanın başka yerlerinde hava aydınlık, yani her yer karanlık değil! dünyanın başka yerlerinde insanlar çimlerde oturuyorlar ya da sahillerde güneşleniyorlar şeklinde bir düşünce ile aşmıştım. ya hüzünden geberecektim ya da gece yaşadığım kaygılar derinleşip kaygı bozukluğuna yol açacaktı. şu an komik gelen bu teselli, lise yıllarında hayatımı kurtarmıştı diyebilirim. ayrıca: doğru tespittir. bunu daha uzun vadeli olarak hayatımızda da düşünebiliriz. bugün her şey olan yarın hiçbir şey olacak. en boktanı da bu zaten. bana oradan birkaç anlam kırıntısı meyhaneci.

benim için ibretlik tespitler kategorisinde olan durumdur. gece bir meseleyi ayrıntılı bir şekilde analiz eder, ciddi kararlar alır, bunların sonuçlarını öngörmeye çalışır hatta ağlarım hüngür hüngür. sabah bir bakarım ne o kararlılık kalmış, ne istek, ne hüzün. hele ki cesaret. başka bahara demekten başka çaresi yoktur bu durumun.

hemen uyumayı gerektirir.
sabah her şey daha basit, anlaşılır, tahammül edilebilir ya da kabul edilebilir olacaktır.

bir de; gece tartışmayın, sabaha erteleyin.
(bkz: insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar)

bayiliyorum buna ben, cidden.
dun aldigim bir habere saatlerce dar dar daraldim, aklim dagilsin diye bir bara gittim ictim, sonra arkadaslarima ugradim, eve geldim 10 gibi.

dizi falan izlemeye calisiyorum ama cik, dusunceler kafamda fir donuyor.
en son dedim ''tamam bu gunden artik hayir gelmeyecek, uyuyayim.'' aldim kediyi de kucagima, yataga yollandim daha 11 olmadan. (gunun daha iyiye gitmeyecegini kabullenmek de yasla gelen bir sey bu arada)

arkadas sabah bir uyandim, sanki dun darlanan ben degilim.
oyle guzel cozmusum ki uykuda, kalktim ''amaaaan'' dedim ''yazik ya dun daralarak gecirdigim saatlere!''.

o yuzden baktiniz ki takildiniz bir dusunceye, didiklemeyin artik, yatin uyuyun, gercekten ise yariyor.

ertesi gece geri geliyor ilginç bir şekilde kısır döngü gibi.

Bilimsel açıklama ile nokta konulmuş:

klinik vaka olarak psikiyatride çok rastlanır. özellikle 23:00 sonrası endorfinin salgılanması dip seviyeye doğru gerilerken, vücudu onaracak olan melatonin salgılaması artar. gün içindeki olumlu bakış açısını olumsuz bakış açısına evirecek hormonal değişiklikler "gece karamsarlığı" olarak geri döner. melatoninin yüksek olduğu saatler "ruhsal karanlık dönem" diye bilinir. o anlarda alınan ve korku ile endişeye dayalı kararlar ise genellikle gündüz uygulanmaz. çok şiddetli yaşandığı dönemlerde minör depresyon belirtileri gösterebilir.

DAHA FAZLA İÇERİK