Gençleri Mastürbasyondan Uzak Tutmak İçin Üretilmiş Bir Yiyecek: Mısır Gevreği
Mısır gevreğinin ortaya çıkış sebeplerinden biri de zamanın Amerika Birleşik Devletleri'nde gençleri mastürbasyondan uzak tutma isteğiymiş.
Gençleri Mastürbasyondan Uzak Tutmak İçin Üretilmiş Bir Yiyecek: Mısır Gevreği


amerika’da 19. yüzyılda beslenme son derece sağlıksızdı

yiyecekler yağlı ve tatsızdı, damar tıkanıklığı, kalp hastalıkları ve hazımsızlık had safhadaydı. encyclopedia britannica 1830 baskısında, hazımsızlığı “sindirim zorluğu veya midede fermantasyon” olarak tanımlıyor ve “çok az sayıda kişi, hayatı boyunca bu rahatsızlığı çekmeden yaşar” diye devam ediyordu. resmi ortamlarda dahi, mide sıkıntılarının lafı ediliyordu.

daha sonra sahneye sylvester graham geliyor

bir presbiter olan graham, 1800’lerin başında yaşayan biri olarak, beslenme şartlarını iyi kötü kavramış durumdaydı. vejetaryenliği ve daha fazla lif yemenin gerekli olduğunu etrafındakilere anlatmaya çabalıyordu. esas çaba sarfettiği şey ise, halkın, mastürbasyona bağlı olarak maruz kaldığı güçsüzlüğü ortadan kaldırmaktı. bıkmaksızın bu konuya dair konuşmalar yapıyordu ve mastürbasyon yapanların, hayat enerjisinin tükendiği ve zamanla hasta olduklarını iddia ediyordu. 

kendi sözleri ile konuya bakacak olursak, "iğrenç alışkanlıkların, karanlık bir düşmanın acımasızca aralara sızarak, ele geçirdiği hastalık kaplı bir vücut, çöküntüye uğramış bir dimağ. çürüğe benzer sivilceler, alnı, burnu, bazen tüm yüzünü kaplar – hatta bazen başta, göğüslerde, sırtta ve bacaklarda açık uçuklar kalıcı yaralara , kanserleşmiş dokulara dönüşür, belki de yıllar boyunca, muazzam miktarlarda, kokuşmuş, iğrenç ifrazat çıkarır ve zaman zaman da ölüme yol açar."


peki, vejetaryen bir beslenme, kişinin “şehvetini dindirmesine” ne şekilde yardımcı olacaktı?

çok fazla yemek, yanlış zamanlarda yemek, her çeşit uyarıcı gıda, soslu, baharatlı yemekler, ya da fazla et yemek, insanları şehvete itiyordu. ona göre, suçlu her zaman yiyecekler de değildi, "disproportionate exercise of the brain leads to a general debility of the nervous system involving the genital organs", yani beyni yerli yersiz çalıştırmak da, genital organlar dahil tüm sinir sistemini zayıflatıyordu. kişilerin deneyimleri, bunların aksini iddia etse dahi, kişiler bunu uluorta tartışmaktan utanıyordu. graham bir şekilde, makul beslenme şartlarını yaydı ve zaten etrafında da mide sıkıntısı çeken yeterli sayıda insan vardı. kendisine karşı olanlar, genelde, onun etkisinde kalan müşterilerinin azalmasından ötürü maddi kayıp yaşayanlardı, örneğin 1837’ye gelindiğinde boston’daki kasaplardan ciddi tehditler almaya da başlamıştı. ayrıca, çeşitli doktorların alaylarına da maruz kalıyordu. mastürbasyon üzerine yaptığı konuşmalarda, o zamanlarda moda olduğu üzere, kadınlar baygınlıklar geçirir hale gelince, konuyu tamamen beslenmeye kaydırır oldu; diş fırçası kullanımı, en az yedi saat uyku gibi konularda da vaazlar veriyordu.

yolundan gidenler zaman içinde arttı; bunlardan biri adventizmin kurucusu ellen g. white oldu

william miller’ın tespit ettiği 22 ekim 1844, kıyamet gününü bekleyip, neyi var neyi yoksa satıp savan ve ardından hayal kırıklığı yaşayanların arasında bulunan, o sıralar bu konulara merak saran ellen, “kutsal halüsinasyonlar” görmeye başladı; bunlardan birinde, tanrı onu yemeğe çağırıyordu. iddia ettiğine göre 1873 haziran ayında, bir melek kendisine görünerek, günde iki öğün yemesi ve bu öğünlerde, kepek ekmeği, meyve ve sebze yemesi gerektiğini; tuzdan , yağdan, baharattan, çay, kahve, tütün ve doktorlardan uzak durması, hele ete hiç yaklaşmaması gerektiğini söylemişti.


19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, birçok kişi bu furyayı takip eder olmuştu

örneğin, kahvaltıda tahıl gevrekleri kavramını ortaya atan doktor james caleb jackson da, "hazımsızlığın bazen genital bölgelerde halsizliğe yol açtığı”nı iddia ediyordu. ancak daha da önemlisi, kepekli un ve su karışımı, fırınlanmış gevrekler üreterek, “granula” adını verdiği ve süt ile karıştırıldığında, yenilebilir kıvama gelen bir kahvaltılık icat etmişti. nitekim, jackson'un yolundan gidenler de, birbirlerine “kahvaltı sofrası” savaşları açan girişimcilerdi.

sylvester graham’ın rüyası gerçekleşecekti. yıllar sonra, yine bir sağlık tutkunu olan john harvey kellogg benzer fikirlerle ortaya çıktı

dünyanın ikinci soğuk kahvaltı gevreğini icat ederek, buna yine “granula” ismini verdi, jackson dava açtıktan sonra ise, “granola” diye değiştirdi. kellogg da, mastürbasyonun zararlarını her fırsatta açıklıyor ve mastürbasyon yapan birinin, 39 ayrı şekilde tespit edilebileceğini iddia ediyordu. bunlar arasında, yüz ifadesinde değişiklik, zihni faaliyetlerin yavaşlaması, uyku hali, sahte ve abartılı dindarlık, kadınlarda göğüslerin gelişmemesi, tütün kullanımı, akne, tırnak yeme, iffetsiz sohbetler ve ahlaksız hikayelere düşkünlük gibi özellikleri de sayıyordu.

kellogg, sırf beslenmenin değiştirilmesi ile bu özelliklerin ortadan kalkmayacağını iddia ediyor ve daha katı önlemler tavsiye ediyordu. örneğin, “organları” bandajlamanın veya elleri bağlamanın bazı durumlarda başarı sağladığını, “organları” komple bir kafes içine almanın ise, en başarılı önleme yolu olduğunu belirtiyordu. sünnet de bir seçenekti, genç yaşta yapılacak bu müdahalenin, ilerideki alışkanlıkları üzerinde olumlu etkisi olacağını savunuyordu. bundan korkanların ise, sünnet derisini, penisin üzerinden dikerek kapatma yoluna gidebileceklerini söylüyordu. "sünnet derisi, penis başının üzerine doğru çekilir ve bir dikiş iğnesi yardımı ile, ile bir uçtan diğerine tel çekilir. tel çekildikten sonra, uçları bükülür ve kesilir. artık bir ereksiyon gerçekleşmesi mümkün değildir."

kadınların, bu kötü alışkanlıktan kurtulması için ise, genital organlarına bol miktarda fenol sürmeleri yeterli olacaktı. halbuki, o tarihlerde, histeri krizine giren kadınların tedavi yöntemleri arasında, doktorların kendilerine mastürbasyon yapması da yer alıyordu.


zevkin bastırılması, yaygınlaşır oldu; farklı bekaret kemer modelleri ve gençlerin istimna eylemesini engelleyen diğer cihazlar icat edildi

bunlar arasında kilitli ve hatta dokulara batan dikenli teller olanlar vardı. hatta, 1856 - 1917 arasında, en az yirmi hasta bu şekilde mahsur kalmaları nedeni ile hastaneye kaldırılmıştır.

kellogg, bu arada western reform health institute isminde bir klinik açtı. ekstrem tedavi yöntemleri uygulamaktaydı: "kellogg, hastalarını son sınırlarına kadar zorluyordu. sabah yedide çeşitli idmanlar yapıyorlar, gülme egzersizleri ve hint egzersizlerinden sonra jimnastik derslerine giriyorlardı. metal silindirlerin darbelerine, göğüslerine ve midelerine gelen mekanik yumruklara dayanıklılıkları sınanıyordu. iç organlarını harekete geçirmek üzere, titreşen platformlar üzerinde tutuluyorlar, mekanik atlar ile sarsılıyorlar ya da kellogg’un patentli titreşim koltuğuna oturuyorlardı. hem içeriden hem dışarıdan çeşitli şekillerde yıkanıyorlardı – tuzlu su, buhar, kızgın su ve soğuk su banyoları, duşlar, bez tatbiki, bağırsaklarına kısa sürede litrelerce su fışkırtan güçlü enema cihazlarına maruz kalıyorlardı."

kliniğine gelip, mide sıkıntılarına çözüm bulamayan c. w. post, kellogg'a rakip olmayı aklına koymuştu. onun derdi, kellogg’un aksine, mastürbasyonu durdurmak değil, cebini doldurmaktı. postum adını verdiği, kahve benzeri ürünle pazara başarılı bir giriş yaptı. kahvenin, boşanmalara, ticari başarısızlığa, kazalara, gençlerde suç oranı artışlarına, yangınlara ve diğer türlü çeşit felakete yol açtığını iddia ediyordu. iyi bir reklamcı olan post, elde ettiği kârı, grape-nuts adında yeni bir ürüne yatırdı.

bütün bir nesil boyunca rekabet davaları bitmeyen kellogg ve post, battle creek kasabasından, kendi ayrı firmaları ile sonuçta dünyaya yayıldılar. kellogg, 1943’e kadar yaşadı ve mastürbasyonun ölümcül olduğu görüşü hiç sarsılmadı. post'un firması, general foods oldu, kahvesi 1951’e kadar sattı.

DAHA FAZLA İÇERİK