Giren ya da Girmeyen Her Ülkenin Bir Şekilde Etkilendiği I. Dünya Savaşı Nasıl Başladı?
Dünya tarihinde ilk defa bir çatışmanın "Dünya Savaşı" olarak adlandırılmasına neden olacak kadar devasa ne olmuş olabilir? Nasıl oldu da böylesine büyük bir savaş çıktı? 28 Temmuz 1914–11 Kasım 1918 arası dönem, şüphesiz dünya için epey farklıydı.
Giren ya da Girmeyen Her Ülkenin Bir Şekilde Etkilendiği I. Dünya Savaşı Nasıl Başladı?


1870'li yıllarda prusya, avusturya ve rusya, "üç imparatorlar ligi" adı altında bir ittifak yapmaya yeltenirler

takiben eden sürede güney almanya vilayetleri ve prusya birleşerek alman imparatorluğu kurulur. alman imparatorluğunun başbakanı otto von bismarck, bu ittifak anlaşmasını diri tutmak istese de başaramaz ve rusya bu ittifaktan ayrılır. rusya'nın bu ittifaktan ayrılmasında kilit rolü oynayan iki sebep, avusturya ile balkanlar konusunda mevcut olan anlaşmazlıkları ve 1877-1878 osmanlı rus savaşında elde edilen başarıya rağmen ayestefanos anlaşması'nın bozularak hükümleri osmanlı imparatorluğu için daha olumlu, rusya için daha olumsuz olan berlin anlaşmasını imzalamaya zorlanmasıdır.

bismarck, rusya'nın iffifaktan ayrılmasından sonra rusya'yı tarafsız tutmak ister. bu nedenle rusya ile bir tarafsızlık anlaşması imzalar. bu anlaşmaya göre her iki devlet, birbirlerinin "etki alanlarına" karışmayacak ve üçüncü bir büyüğe savaş ilan edilmesi durumunda tarafsız kalacaktır. bunun istisnai durumu almanya'nın fransa'ya, rusya'nınsa avusturya'ya savaş ilan etmesi olacaktır. bu tarafsızlık anlaşması, alman imparatorluğu tahtına wilhelm'in çıkması ve bismarck'ın görevden alınmasına kadar devam eder. wilhelm, rus çarı ile olan akrabalığının birbirleri arasında olabilecek bir soruna mahal vermeyeceğini düşünerek avusturya'yı yanında tutmak istediğinden, bu anlaşmanın devamını onaylamaz.

üç imparatorlar ligi

rusya, tarafsızlık anlaşmasının bozulması ve almanya'nın avusturya ile olan yakın ilişkilerini gördükten sonra, fransa ile bir müttefiklik anlaşması imzalar. bu dönemde fransa ve almanya birbirlerinin azılı düşmanlarıdır. bunun sebebi de 1870-1871 fransa prusya harbidir. bu savaşta prusya, fransa'yı ciddi bir mağlubiyete uğratmış ve kömürden zengin alsace vadisini ilhak etmiştir. fransa'da bu harbin sonuçları çok ağır olur, aynı zamanda almanlara karşı ciddi bir askeri yapılanmaya gidilmesinde rol oynar. birçoklarımızın 2. dünya savaşından bildiği maginot hattı'nın ilk temelleri bu harp sonrasında atılır, fransızlar almanlarla olan sınırlarında çok sayıda tahkimat inşa etmeye başlar. isimlerini aratarak bulabileceğiniz, 1. dünya harbi esnasında içlerinde oda oda çarpışılan douamount ve vaux gibi kaleler, fransa prusya savaşından 1914 yılına kadar olan sürede yapılmıştır. ayrıca bir not daha koyalım; rövanş kelimesinin atası fransa'da bu mağlubiyet sonrasında ortaya çıkan revanchism akımıdır, almanları kendilerinin uğradığına benzer bir yenilgiye uğratarak intikam alma arzusudur. nitekim bu akım, 2. dünya savaşı'nın meydana gelmesine sebep olacaktır.

gelelim birleşik krallığa

birleşik krallık bu dönemde tam anlamıyla altın çağını yaşamaktadır, "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" olarak cihana hükmetmektedir. kendisini avrupa kıtasının diğer devletlerinden izole ederek, yer kürede kendi idaresi altındaki topraklardaki sorunları çözmek, karada ve denizlerdeki mutlak hakimiyetini pekiştirmek için çabalamaktadır. bu durum boer savaşları adı verilen, birleşik krallığın afrika'daki nüfuzunu sağlamlaştırmak için yaptığı savaşlardan sonra değişir. ingilizler, alman imparatorluğun'nun afrika'daki emellerini kendileri için bir tehdit olarak görmeye başlar. bu dönemde ingiltere, hem fransa, hem de almanya ile müttefiklik anlaşmaları imzalamak için zemin aramaktadır. ancak almanya ile afrika konusundaki anlaşmazlıkları, ingilizleri almanlar'la değil fransızlarla müttefik olmaya ikna eder. bu ittifak, belki de 20. yüzyılın gidişatına damga vuracak en önemli müttefiklik anlaşması olur.

boer savaşı sırasında ingiliz askerleri.

biraz da italya krallığına değinelim

italya krallığı da alman imparatorluğu gibi sanayileşmesini ve endüstrüyel gelişimini tamamlar tamamlamaz deniz aşırı ülkelerde sömürgecilik faaliyetlerine başlamak ister. bu konuda en büyük hedefleri de kuzey afrika olur. lakin kuzey afrika konusunda karşılarında büyük bir rakip bulurlar: fransa. özellikle fransa'nın tunus'u kendi sömürgesi olarak ilhak etmesi, italya'yı kızdırır ve italya 1881 yılında almanya ve avusturya-macaristan ile müttefiklik konusunda mutabakata vararak üçlü ittifak anlaşmasını imzalar. ancak bu anlaşma hiçbir zaman sağlam temeller üzerine oturmaz. şayet italya'nın diğer bir azılı düşmanı avusturya-macaristan'dır. bunun en büyük sebebi de dolomit sıradağları'nın güneyinde kalan bölgedir. bu bölge, avusturya-macaristan sınırları içerisinde kalmasına rağmen italyanlar, bölgenin kendilerine ait olduğunu iddia etmekte ve iki ülke arasında yıllardır devam eden bir anlaşmazlığa neden olmaktadır. bu anlaşmazlık, italya'nın savaş başladığında ittifak'ı terk etmesine sebep olacak, itilaf devletlerine katılmasına neden olan antlaşmada kendilerine vaat edilecektir.

bütün bu hadiseler, 1870-1905 yılları arasında meydana gelir ve avrupa'da iki büyük kutup meydana gelir. bir bloğu almanya, avusturya-macaristan ve italya, diğer bloğu ise ingiltere, fransa ve rusya oluşturur. 

üçlü ittifak

1905 yılında birinci fas krizi patlak verir

kaiser wilhelm, fas'ı ziyaret eder ve üzerinde ciddi fransız etkisi olan fas'ta bir dizi temasta bulunur. fas sultanı ile yaptığı görüşmelerden sonra fas sultanı, kendisine fransa tarafından yapılması istenen bir dizi reformu reddeder ve almanya ile bir savunma anlaşması imzalar. almanya ve fransa arasında ipler gerilir, lakin kriz 1906 algeciras konferansı ile son bulur. her ne kadar kriz geçici olarak çözümlense de her iki blok arasındaki gerginlik artar, fransa ve ingiltere arasındaki ilişkiler pekişir.

tüm bu olan bitenler devam ederken, ingiltere ve almanya arasındaki ilişkilerin daha da gerilmesine vesile olan bir olaylar silsilesi meydana gelir: denizler hakimiyeti

alman imparatoru wilhelm, ingiltere ile mücadele edebilmenin yolunun kraliyet donanması ile açık denizlerde başa baş çarpışabilecek bir donanma kurmak olduğunu anlar. bu nedenle bir imparatorluk donanması kurar ve başına amiral alfred von tirpitz'i atar. alman sanayisi ve tersaneleri, ingilizler ile savaşabilecek bir donanmanın inşasına başlar. bu inşa, savaş patlak verdiği döneme kadar devam edecektir. ingilizler, bu tehdidi görerek kendi donanmalarında bir modernizasyona gitme kararı alırlar. 1906 yılında ingiliz donanması, hms dreadnought'u denize indirir. kendi sınıfına ismini verecek olan bu gemi, her iki ülkenin de, uçak gemileri sahneye çıkana dek, gelecek 30-40 yılın deniz savaşlarında hüküm sürecek bir dizi yüzen kaleler üretmesine neden olacaktır.

hms dreadnought

bu esnada avrupa'da tansiyon giderek artmaya devam etmektedir

1908 yılında avusturya-macaristan imparatorluğu, bosna hersek'i kendi topraklarına kattığını ilan ederek ilhak eder. aslında bosna hersek, 1877-1878 osmanlı rus harbi sonucunda oluşturulmuş bir prensliktir. bu prensliğin idaresi, osmanlı rus harbinin barış anlaşması sonucunda geçici bir süre ile avusturya macaristan imparatorluğu'na bırakılır. aynı anlaşmada bulgaristan da iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde osmanlı imparatorluğu'na tabii bir prenslik olarak ayrılır. yıllar ilerledikçe ve osmanlı imparatorluğu'nun balkanlardaki etkisi giderek azaldıkça dengeler değişir ve 1908 yılında bulgaristan tam bağımsızlık ilan eder. bu fırsattan istifade eden avusturya- macaristan imparatoru franz joseph bosna hersek'in imparatorluk topraklarına dahil edildiğini ilan eder. aslında avusturya-macaristan ve rusya, gizliden gizliye birbirleri ile bosna hersek'in avusturya tarafından ilhakı konusunda pazarlık halindedirler. rusya, buna şart olarak bulgaristan'ın tam bağımsızlığını şart koşmuş, kendilerinin boğazlar konusunda yapacaklarına avusturya-macaristan'ın göz yumması karşılığında, bosna hersek'in ilhakına karşı gelmeyeceğini vaat etmiştir. bu görüşmeler öyle bir noktaya gelir ki rusya, yaptığı bu mütabakatlar konusunda fransa'yı bile bilgilendirir. ancak her şey olup bittiğinde, rusya, anlaşmadan istediği kadar karlı çıkmadığını görür, kendi nüfuz bölgesinde avusturya-macaristan'ın etkisinin attığını görmesiyle beraber bosna hersak'i ilhak etmesine karşı çıkar. ama olan olmuştur, avusturya-macaristan istediğini elde eder ve ipler biraz daha gerilir. 

bulgaristan, 22 eylül 1908'de bağımsızlık ilan etti.

devam eden yıllar içerisinde ikinci fas krizi ve trablusgarp savaşı patlak verir

ikinci fas krizi, fas sultanlığı içerisinde sultan karşıtlığı yapan bir grubun sultana karşı isyanı sonrasında meydana gelir. fransa ve ispanya olaya dahil olarak, bölgedeki avrupalı vatandaşları korumak kisvesi altında, etkileri altında tuttukları sultan'ı kurtarmak amacıyla bölgeye asker gönderirler. buna karşın alman imparatorluğu da kendi deniz çıkarlarını korumak adı altında sms panther isimli ganbotu ve sms berlin isimli kruvazörü fas açıklarına gönderir. krizin sonunda fransa, fas'ı protektora (himayesi) olarak ilan eder, fakat daha önemlisi, kriz sonunda tıpkı ilkinde olduğu gibi, fransa ve ingiltere arasındaki dostluk bir nebze daha pekişir. büyük britanya'daki alman korkusu ve çıkarlarını koruma iç güdüsü, almanlara daha sert bir tavır almalarına vesile olur. 1912 yılında italya'nın trablsugarp'ı işgali tüm bütün bu olan bitenler içerisinde en önemsiz olarak göze çarpsa da, avrupa devletlerinin osmanlı imparatorluğu'nun zayıflığını anlamaları ve istanbul'a karşı nötr hale gelmelerine neden olur. osmanlı imparatorluğu, o kadar zayıf ve güçsüz durumdadır ki, her iki ittifak da osmanlı'yı kendi yanında görmek istemez. bu olay, balkan savaşlarının patlak vermesinde kilit rol oynayacaktır. 

ii. balkan savaşlarından bir harita.

1912 ve 1913 yıllarında iki balkan savaşı patlak verir

ilk savaşta dört balkan devleti (sırbistan, karadağ, bulgaristan ve yunanistan) birleşerek osmanlı imparatorluğu'nun üstüne hücum ederler. sonucu osmanlı imparatorluğu için felaket olur ve osmanlı imparatorluğu avrupa'daki tüm toprak varlıklarını kaybeder. bu noktada sırbistan savaştaki ganimetten en büyük payı elde etmek ister. arnavutluk sahilinde bir liman ve elde ettiği toprakların kendi himayesine girmesi için bir mücadeleye başlar. bu çabası başlangıçta gizli müttefiki rusya'dan destek görmez, fakat sonrasında rusya, sırbistan'ı desteklemeye başlar. bu esnada yapılan londra konferansında arnavutluk'un bağımsız devlet olarak tanınmasına karar verilir. sırbistan ve karadağ bu kararı kabul etmeyerek protesto eder. avusturya-macaristan, buna karşıt olarak adriyatik denizinde bir seri donanma tatbikatı yapar, karadağ'a ise bir ültimatom gönderir. rusya'nın londra konferansı sonrasında desteğini çekmesi ve avusturya-macaristan'nın askeri hareketlerinden çekinen sırbistan ve karadağ, arnavutluk'un bağımsızlığını tanımak zorunda kalır. tüm bunlar, sırbistan'ı durdurmak yerini daha da azdırır ve balkanlardaki ranttan daha fazla nemalanmak için yunanistan'ı yanına alarak bulgaristan'a savaş ilan eder. romanya ve osmanlı imparatorluğu'nun da savaşa girmesi ile bulgaristan kolayca pes eder ve barış yapmak zorunda kalır.

balkan savaşları, almanya ve avusturya-macaristan arasındaki ittifakta esnemelere yol açar

avusturya-macaristan, balkanlarda sırbistan'ın ve onun gizli destekçisi rusyanın panslavizm düşüncesinin gerçekleşmemesi için mücadele ederken, almanya bu konuda avusturya-macaristan'a açıktan destek vermez. bu avusturya-macaristan tarafından ciddi hoşnutsuzlukla karşılanır ve ilişkiler biraz bozulur. lakin her iki balkan savaşı sonuçlandıktan sonra, sırbistan rahat durmaz ve arnavutluk'un toprak bütünlüğüne saygı göstermeyecek hareketler göstermeye başlar. avusturya-macaristan, sırbistan'ın hareketleri ve rusya'nın sırbistan'ı durduracak bir çaba göstermemesi üzerine sırbistan'a bir ültimatom yollayarak arnavutluk bölgesinde işgal ettiği bölgelereden çıkmasını ister. bu sefer almanya ve italya, avusturya-macaristan'a arka çıkar ve sırbistan, arnavutluk'tan çıkmak zorunda kalır. alman imparatoru, avusturya-macaristan'la arayı düzeltmek için viyana'yı ziyarete gider ve bu sembolik zaferi kutlar.

balkan savaşları sırasında osmanlı askerleri

tüm bu olan bitenler, fransa-rusya ittifakının şeklinin değişmesine neden olur

ittifak ilk oluştuğunda; rusya, fransa'nın kuzey afrika'da yapacağı hareketlerle almanları provoke etmemelerini, fransızlarda ruslara balkanlar'da avusturya-macaristan'la ilişkilerin bozulmamasını talep etmişlerdir. şayet bu ittifak daha ziyade defansif ağırlıklı olup, bu tarz provakatif eylemlerde tarafların birbirlerine yardım etmesine hizmet etmemektedir. lakin geçen yıllar içerisinde fransa, balkanların rusların için stratejik önemini anlayarak bu konuda ruslara arka çıkmaya karar vermişlerdir. normalde rakipleriyle olan mücadelelerinde taraf olarak savaşa girmeyecekken her iki devlet, bundan vazgeçerek bu tarz durumlarda beraber savaşa girme kararı almışlardır.

bu esnada her ne kadar fransa ile araları iyi olsa da, birleşik krallık ve rusya arasındaki ilişkiler için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değildir

özellikle rusya'nın iran havzası ve hindistan bölgelerinde tehdit unsuru olarak ortaya çıkması, ingilizleri hoşnutsuzluğa sürüklemektedir. öte yandan on yıllardır alman imparatorluğu ile devam eden fırtınalı hava, bir anda yerini ılımlı siyasete bırakır ve ilişkiler normalleşmeye başlar. bunun iki önemli sebebi, almanlar ve ingilizlerin afrika konusunda birbirleri ile anlaşması ve uzun yıllardır devam eden donanma silahlanma yarışının son bulmasıdır. 1914'te savaşın patlak verdiği olaylar silsilesinde görülecektir ki; ingiltere, fransa ve rusya'nın yanında savaşa girmek konusunda son ana kadar bekleyecektir.

bütün bu olaylar olup bittikten sonra yıl 1914'e gelir. her ne kadar devletlerin birbirleri ile savaşması için somut bir sebep ortada yoksa da, balkanlarda yay kopma noktasına kadar gerilmiş, avusturya-macaristan, rusya, sırbistan ve bulgaristan arasında resmen bir köşe kapmaca oynanmaktadır. 

haziran 1914'te avusturya-macaristan veliaht prensi franz ferdinand ve eşi sarajevo gezisinde gavrilo princip tarafından öldürülür

prensin öldürülmesi avustruya-macaristan'da şok etkisi yaratır ve avusturya-macaristan hükumetinin önde gelenleri, sırbistan'a uygulanan sabır politikasının bırakılarak harekete geçilmesine karar verir. avusturya-macaristan, almanya'ya destek için elçilerini yollar ve almanya'nın kendilerini koşulsuz destekleyeceklerinin garantisini aldıktan sonra sırbistan'a bir ültimatom gönderir. bu esnada fransız elçiler'de rusya yolundadır. fransızlar ve ruslar, bölgede oluşabilecek bir durumda avusturya-macaristan'a karşı ortak hareket etmek konusunda anlaşırlar.


olayların kontrolden çıkmaya başladığını gören sırbistan, yıllardır kendisine arka çıkan rusya'ya giderek destek ister. rusya, sırbistan'a ültimatomu kabul etmemesini telkin eder ve sırbistan'a arka çıkacağını söyler. bu esnada rusya'da kısmi seferberlik ilan edilir. yukarda daha önceki entry'lerde belirtildiği üzere, savaşın patlak vermesine sebep olan iki kritik diplomatik karardan birisi rusların aldığı bu seferberlik kararı olur. bloğun öteki tarafındaysa, almanya, avusturya-macaristan'a olan desteğini dünya kamuoyuna deklare eder.

tüm bunlar olurken, birleşik krallık itidal çağrısı yaparak ülkelere krizi masada çözmelerini belirtir. ingilizler, olası bir savaşı önlemek istemektedir, lakin balkanlardaki tansiyon o kadar yüksektir ki, ingilizlerin çabası olayların alevlenmesine engel olamaz.

sanılanın aksine, sırbistan, avusturya-macaristan'ın vermiş olduğu 10 maddelik ültimatomun sadece tek bir maddesini reddeder, geri kalan tamamını kabul ederler ve konunun hague konvansiyon'unda tartışılmasını talep ederler. avusturya-macaristan, bu cevabı ret kabul ederek sırbistan ile tüm diplomatik ilişkilerini dondurur. durumdan korkan sırbistan'da seferberlik ilan edilir. bu olay savaşın başlamasındaki diğer kritik andır, şayet bu noktada avusturya-macaristan halen sırbistan'a karşı istediklerini alabilecek durumdadır. fakat ordu kurmayları, her ne kadar imparatorları bir savaş için almanları beklemek konusunda tutucu olsa da sırbistan'a askeri anlamda bir ders verilmesi konusunda onu doldururlar. bu fikrin en büyük savunucusu da, imparatorluk orduları başkumandanlığı görevini yürütecek olan ve imparatorluk ordularını üst üste felaketlere sürükleyecek olan conrad von hotzendörf olacaktır.

seferberlik kararları havada uçuşurken, birleşik krallık diplomatları, itidal çağrılarına devam eder. krallık, alman imparatorluğu, fransa ve italya diplomatlarının katılacağı bir dörtlü toplantı ile konunun masaya yatırılması istenir. bu talep almanlar tarafından reddedilir. tüm bunlar olurken, birleşik krallığın berlin büyükelçisi edward goschen, ingilizleri daha da tedirgin edecek bazı haberler verir. ona göre almanlar, fransızlara karşı bir savaş hazırlığındadır.

burada biraz konuyu açalım

fransa-prusya savaşından 1914'de kadar olan tüm bu olaylar sonucunda almanlar, kendi egemenlikleri için fransa'nın değil, rusya'nın en büyük engel olduğuna kanaat getirirler. almanlar, techizat, eğitim, disiplin gibi konularda ruslar'dan üstün olsalar da doğal kaynakları ve insan gücü ile boy ölçüşmenin imkanı olmadığının farkındadırlar. ancak almanların ruslara karşı bir başka hayati avantajı daha bulunmaktadır. altyapı. alman demir yolu ağı, zamanının en gelişmiş demir yolu ağlarından biridir. bu dönemde yapılan savaşlarda galibiyet için en önemli iki unsur topçu desteği ve rezerv kuvvetlerin cephede uygun bölgelere hızla kaydırılmasıdır. almanlar bu konuda yeterli büyüklükte bir demir yolu ağına sahipken, ruslar halen canla başla demir yolu inşa etmeye çalışmaktadır. bunun farkında olan almanlar, rusları bu demir yolu ağları tamamlanmadan yenmenin elzem olduğunu, eğer bu gerçekleşmezse ruslar karşısında askeri bir galibiyet elde etmenin mümkün olmadığını bilmektedirler. almanlar bunun için 1800'lü yılların sonunda mareşalleri von schlieffen ve moltke'nin ürettiği bir seri savaş planlarının, fransa ve rusya'yı yenmek için en uygun olduğuna karar verirler. bu planlar, fransa'nın olabildiğince hızlıca saf dışı edilerek batıdaki kuvvetlerin hızla doğuya, rusya'ya kaydırılmasını hedeflemektedir ancak almanlar bu yıldırım harekatını doğrudan fransa sınırından değil, kuzeydeki benelüks ülkelerini kullanarak yapacaktır. bu nedenle, eğer rusya ile savaşılacaksa, fransa ile savaş kaçınılmazdır.

alman mareşal von schiliffen

28 temmuz 1914 tarihinde avusturya-macaristan imparartorluğu, sırbistan'a savaş ilan ederek fiilen savaşı başlatır

devam edelim; bu hızlı diplomasi trafiği içinde ruslar, almanlara ve avusturya-macaristan'a karşı tam seferberlik ilan eder, fakat bu karar, kaiser wilhelm ve çar ii. nikolai arasındaki telegraflar sonrasında kısmi mobilizasyona çevrilir. bu arada daha önce belirtmiştik, yine hatırlatalım, kaiser wilhelm ve çar ii. nikolai, birbirlerinin kuzenidirler.

bir gün sonra, rus dış işleri bakanı sergey sazanov'un verdiği gaz ile rusya'da bir kez daha genel seferberlik ilan edilir. alman imparatorluğu ruslara bu seferberliklerini durdurmak için çağrıda bulunurlar. ancak ruslar, bunu reddederler ve seferberlik hazırlıklarına devam ederler. buna cevap olarak bir gün sonra avusturya-macaristan genel seferberlik ilan eder, alman imparatorluğunda da savaş öncesi hazırlık durumu ilan edilir. aynı gün alman imparatorluğu, rusya'ya bir ültimatom vererek derhal ilan ettikleri seferberliğin durdurulmasını ister, bu istekleri rusya tarafından reddedilir. aynı anda almanlar, fransızlara'da bir elçi yollar ve rusya'ya savaş ilan edilip edilmemesi durumunda tarafsız kalıp kalmayacakları sorulur. tüm bunlar olurken, birleşik krallık, belçika'nın bağımsızlığını garanti ederek almanya ve fransa'ya buna saygı göstermelerini talep eder. fransa bu talebe olumlu yanıt verirken, almanlar herhangi bir yanıt vermezler.

bir gün sonra, 1 ağustos 1914, alman ve fransızlar genel seferberlik ilan ederler ve alman imparatorluğu, rusya'ya savaş ilan eder

2 ağustos 1914, alman ve osmalı imparatorluğu gizli bir müttefiklik anlaşması imzalarlar.

bir gün sonrasında, fransa, almanya'ın göndermiş olduğu tarafsızlık sorusuna olumsuz yanıt verirler. almanlar schlieffen planını yürürlüğe koyarak, belçika'nın alman ordularının geçişine izin vermemesi durumunda belçika'ya savaş ilan edeceğini beyan eder. belçika, bu cevaba olumsuz yanıt verir. bunun üzerine alman orduları belçika üzerine yürür. bu olayları takiben birleşik krallık alman imparatorluğu'na, 2 gün sonra da avusturya-macaristan imparatorluğu rusya'ya savaş ilan eder.

tüm bu olan bitenler sonunda 4 yıl sürecek olan ve 40 milyon insanın ölümüne, yaralanmasına ve sakat kalmasına sebep olan 1. dünya harbi başlar.

Bu içerik de ilginizi çekebilir