Hayatımızda Kararlar Alırken Fark Edemesek de Yaptığımız Birtakım Hatalar
Kararlar alırken yapılan hataların tek tek bir anlamı ve açıklamaları var. Belki okuduktan sonra aynı hatalara düşmeyiz diye umarak paylaşıyoruz, buyursunlar.
Hayatımızda Kararlar Alırken Fark Edemesek de Yaptığımız Birtakım Hatalar
iStock.com

aslında karar verirken bariz hatalı olmamız. bunlara bias deniyor. meyil demişler ama bence koşullanma/önkoşullanma daha uygun.

sonra araştırırım diye birkaçı burada, business insider'da vardı, bu liste uzar gider, wiki'ye bir göz atın:

anchoring bias: insanlar ilk duydukları şeye gereğinden fazla güvenirler. bir pazarlık sırasında ilk teklifi veren tarafın teklifleri tüm pazarlık sırasınca daha makul görünür, bir nevi çapa olur bu ilk teklif.

iStock.com


availibility heuristic:
insanlar erişebilecekleri bilginin değerini olduğundan daha fazla görür. örnek olarak sigara içen birinin 100 yaşına kadar yaşadığını gören birisi sigara içmenin zararlı olmadığını savunabilir.

bandwagon effect (en sevdiğim): bir insanın bir düşünceye inanma ihtimali o düşünceye sahip insan sayısı arttıkça artar. sonra neden iş toplantıları yaratıcı değil.

iStock.com


blind-spot bias:
kendi biaslarınızı(önkoşullanma diye çevirilebilir mi bilemedim) fark etmemek bias’ın önde gidenidir. başka insanlarınkini fark etmeniz daha kolaydır. çuvaldızı kendine mi neydi batırın işte.

choice-supportive bias: bir seçim yaptığınızda otomatik olarak bu seçimin iyi olduğunu düşünürsünüz, eksiklikleri olsa da. köpeğiniz arada bir insanları ısırsa da süperdir mesela.

clustering illusion: rastgele olaylarda belirli bir düzen arama eğilimi. rulette sürekli kırmızı geldiğini düşünenlerden misiniz?

confirmation bias: bizim önceden düşündüklerimizi onaylayan bilgileri tercih ederiz. karşıdakini ikna etmek bu yüzden zordur.

conservatism bias: yeni kanıt yerine bir olayda eski kanıtları tercih etme durumu.

iStock.com


information bias:
insanların herhangi bir aksiyonu tetiklemeyen bilgi arama eğilimi. çok bilgi her zaman iyi değildir.

ostrich effect: devekuşu gibi insanlar kafasını gömerek tehlikeli veya olumsuz bilgiden uzak kalmaya çalışır. yatırımcılar piyasa kötüyken ellerindeki hisselerin değerine daha az bakarmış.

outcome bias: bir kararı verildiği anda nasıl verildiğinden çok sonucuna göre değerlendirme olayı. kumarda kazanmak kumarın mantıklı bir karar olduğu anlamına gelmez.

overconfidence: kendimize gereğinden fazla güvenme ve fazla risk almamız. bu yüzden uzmanlar bu konudan daha fazla muzdariptir.

iStock.com


placebo effect:
bir şeye inanmanın belirli bir sonuca yol açtığı yanılgısı. zaten biliniyor.

pro-innovation bias: bir şeyin faydasını gereğinden çok, kısıtlarını gereğinden az önemseme durumu. ayfoooon!

recency: güncel bilgiyi eski bilgiye oranla daha fazla önemseme eğilimi. yatırımcılar piyasa hep son dönemde olduğu gibi gidecek sanar.

salience: bir şeyin en çabuk fark edilen özelliklerine odaklanma durumu.

selective perception: beklentilerimize göre dünya algımızın değişmesi.

stereotyping: bir insan veya grup hakkında bilgi sahibi olmadan belirli özelliklere sahip olmalarını beklememiz. yararlı olsa da gereğinden fazla kullanıldığında saçma sapan sonuçlara yol açıyor.

survivorship bias: bir şey hakkında sadece kurtulan/başarılı olanlara odaklanmamız. bill gates gibi onlarca adamın battığı gerçeğini görmezden gelmemiz.

zero-risk bias: riskten kaçıyoruz, bilineni seviyoruz.

attentional bias: çok düşündüğümüz şeyler dünyamızı etkiliyor. güzel düşünün.