Hayatın Akışını Değiştiren Motosikleti İlk Defa Kullanmaya Başlayacaklara Tavsiyeler
Motosiklet almaya karar vermek, aynı zamanda yeni de bir hayat tarzına sahip olmak demektir. Bir araç hayatımı ne kadar değiştirebilir? diye düşünecek olursanız, evet motor tüm hayatınızı etkileyecek ve bir süre sonra sizi zorluklardan bile keyif alacak hale getirecek. Ama gerçek bir motosiklet kullanıcısı olmak istiyorsanız bu listeye bir göz atmanız gerekecek.
Hayatın Akışını Değiştiren Motosikleti İlk Defa Kullanmaya Başlayacaklara Tavsiyeler
iStock.com

eğer henüz motosikleti almamışsanız muhtemelen ilk probleminiz hangi motosikleti almanız gerektiği konusunda düşeceğiniz bilinmezliktir. bu konuda etrafınıza danıştığınızda iki tür tavsiye ile karşılaşırsınız:

1) yeterince kanatlanmadan uçmaya kalkma felsefesini benimsemiş olan grup size 250 cc'yi geçmeyen bir başlangıç motoru önerecektir.

2) "onu diyenlerin parası çok herhalde abi. alıcan 150 cc motoru iki ay sonra sıkılacaksın. satarken zarar edeceksin vs. vs. al sakin bi 600'lük bi de eğitim çaktın mı üstüne mis gibi uzun yıllar binersin." şeklinde bir yaklaşımı benimsemiş grup ise racing olmamak kaydıyla muhtemelen touring olan bir motorla başlamanızı tavsiye edecektir.

her iki grubun da kendine göre haklı olduğu noktalar mevcut. eğer ekonomik bir sıkıntı içerisinde değilseniz ikinci grubu dikkate almayınız. tüm dünyaca benimsenmiş olan ve işin doğrusu olan düşük cc'li bir motorla başlayıp yeterli tecrübe ve alışkanlık sağlandıktan sonra keyfe göre cc'yi artırmaktır. 

Kullanmaya yeni başlayacağınız için düşük cc’li bir motosiklet, hem maliyet hem de tehlike açısından daha uygun olacaktır.

ülkemizde bir türlü yasalaşmasa da bir çok ülkede motosiklet ehliyeti ilk 2 sene cc kısıtlaması ile kullanılır. yasalaştığı takdirde bu sınır ülkemizde 250 cc olacak. düşük cc li motorla başlamak tehlikeleri azalttığı gibi olası kaza durumlarında sizi milyarlarca masrafa sokmaktan da kurtaracaktır. unutmayınızki düşmemiş motorcu yoktur. henüz düşmemiş motorcu vardır. ayrıca ekonomik açıdan da benzinin ülkemizde oldukça pahalı olması nedeniyle ekonomik bir motosiklet sizi sıkıntıya sokmadan uzun saatler ve km'lerde kullanılabilir.

ikinci grubun haklı olduğu nokta ise az çok iki teker tecrübesi olan bir adamın 150 cc'lik bir motorla 2000 km'yi doldurduktan sonra tabiri caizse biti kanlanır. ne kadar temiz olursa olsun satarken edeceğiniz zarar ekonomik rahatlığınız yoksa sizi üzebilir. ayrıca bir çok kişinin kafasında sevdalısı olduğu bir model vardır ve genellikle bu modeller 600cc'den aşağı değildir.

Yok illa ben yüksek cc ile başlamak istiyorum diye tutturursanız da, dengesi yüksek ve son hızı düşük bir model seçmelisiniz.

hiç beğenmediğiniz ve binerken zevk almadığınız bir 150cc'lik motosiklet sizi motordan soğutabilir. keyfinizi kaçırabilir. bu nedenle sevdalısı olduğu motosikleti alıp, uzman eğitimlerden geçtikten sonra iradeli bir şekilde kullanan bir insan pek ala bu işin altından kalkabilir. ayrıca düşük cc'li motorların dengesi yüksek cc'li motorlara göre daha düşüktür. özellikle düşük hızlarda ağır motorlar daha dengeli dururlar. bu da yeni başlayan birisi için daha tercih edilebilir bir durumdur. ancak ne olursa olsun akıldan çıkarılmaması gereken, ne kadar sevdalısı da olsanız 600'lük bir racing ile motor kullanmaya başlamanın aşağı yukarı intiharla eşdeğer olduğudur. eğer yüksek cc'li bir motor tercih edilecekse dengesi yüksek, son hızı düşük, sakin bir motor olmasına dikkat edilmelidir.

iStock.com
Eğitim tabi ki bu alanda da çok gerekli. Zaten kullanmaya başlayınca, size uygun olan motosikleti seçmek daha kolay olacak.

kişisel olarak benim tavsiyem ise birinci grubu daha çok dikkate alarak, eğer uzman eğitimi alabiliyorsanız -ki şiddetle tavsiye edilir- bu eğitimlerden sonra kullanacağınız motora karar vermek sizin için daha uygun olacaktır. 150cc'lerden başlayarak ilerledikçe artan motor hacmi ve değişen motosiklet türleri kullanacağınız için bu aşamada en rahat ettiğiniz ve size en uygun olduğuna inandığınız, kullanırken en çok keyif aldığınız motoru tercih ederek iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.

Kasksız, ceketsiz, iyi bir pantolon ve dizlik olmadan şuradan şuraya gitmeyin. Zaten bir kere cool değil.

motosiklet alım işini halletikten sonra (ehliyet kısmını söylemeye gerek bile duymuyorum) kullanmaya başlamadan önce mutlaka halletmeniz gereken korunma probleminiz mevcuttur. kask, korumalı ceket, eldiven ve dizlikten oluşan minumum koruma olmaksızın motosiklete asla ve asla binmeyin.ya şuraya gidicem hemen iki dakkada gelirim düşüncesi ile yola çıkarsanız şu bilgiyi hiç duymamış olduğunuz kesindir: motosiklet kazalarının çok büyük çoğunluğu çıkış noktasından 3 km'lik bir alan içinde meydana gelmektedir. 

kısacası en çok tehlikede olduğunuz yolculuklar aslında kısa mesafe yolculukları.
tıpkı koruma kullanmayı gereksiz görmek gibi sürücü psikolojisi bu tarz yolculuklarda normalden daha agresif sürmeye ve daha çok risk almaya müsaittir. ama siz siz olun, minumum korumanız olmaksızın motorun üzerinde oturmayın bile. bu korumalara ayrıca çizme, bellik, dizlik yerine full pantolon gibi daha eklenebilecek bir çok tercih mevcut. ancak ne olursa olsun bu malzemelerin kaliteli olmasına özen gösterin. 

iStock.com
Motosiklet almaya karar vermişseniz kusura bakmayın da bi 1000 TL’de kıyafete verin.

günümüz koşulları için aşağı yukarı 1000 ytl'lik bir bütçe minumum ihtiyacınız olacak bütçedir. piyasadaki bir çok kask korumaktan uzak, yasa kovucu olarak nitelendirilebilecek düzeyde kalitesizdir. sizi kaza anında korumayacağı gibi konforla bir sürüşe de imkan tanımaz. unutmayın kask sizi kaza anında hayati derecede korurken, normal sürüş şartlarında da böcekten, rüzgardan, tozdan vs. korur. kaskla motosiklet kullanmaya alışık birisi bir süre sonra istese de kasksız motor kullanamaz. rüzgardan gözleri yaşarır, toz kaçar vs. eldiven düşme durumunda yere tutunmanızı sağlar. yerde sürüklenirken ister istemez elleriniz ile tutunmaya çalışırsınız ve çıplak ellerin asfaltta parça parça nasıl kalacağını eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. korumalı ceket özellikle çok yüksek olmayan hızlarda düşmeniz durumunda hiç bir şey olmamış gibi kalkıp motosikletinize tekrar binmenizi sağlar. dizlik diz gibi hasar alması durumunda iyileşmesi en zor bölümlerden biri olan kısmınızı korur. bu daha uzatılabilir. tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var, minumum korumanız olmadan, motosiklete asla ve asla binmeyin.

Trafikte neler yapılmalı peki?

artık bir motosikletiniz ve koruma giysileriniz mevcut. eğim aldınız ya da almadınız, trafiğe çıkmaya hazırsınız varsayalım. trafikte asla aklınızdan çıkarmamanız gereken bir kaç altın kural mevcut:

* motosiklet görünmezidir. motosiklet kazalarına karışan araç sürücülerinin bir çoğu motosikleti görmediğini iddia eder. bu nedenle olabildiğince görünür olun. hacim olarak bir dezavantaj mevcut. bunu çeşitli reflektörlerle, gece gündüz hiç kapanmayan farlarınızla ve kullanmaktan çekinmemeniz gereken kornanızla bir nebze olsun azaltabilirsiniz. tüm bunları yaparken dahi motosiklet kullanırken sürücülerin sizi hep görmediğini varsayın. alacağınız riskleri azaltmanıza yardımcı olacaktır.

* yolun ortasından gitmeyin. yolun ortası arabalarının tekerliklerinin az değdiği bölümlerdir. yağ, su akıtması durumunda bu sıvıların akacağı bölümdür. dolayısıyla yolda arabaların teker izlerinden gidin. bu ayrıca öndeki araç ani fren yaptığında size kaçma manevrası için fırsat da verecektir. konusu açılmışken motosikletin her zaman arabalardan daha zor durduğunu aklınızdan çıkarmayın. takip mesafenizi her zaman buna göre ayarlayın.

* ışıklarda ani çıkış yapmayın. sizi kesen yoldan gelen araçlar, sarı ışığın yanması durumunda gaza yüklenip kırmızıya yakalanmadan geçmeye çalışabilirler. motosikletler çabuk hızlanan ve ani kalkış yapabilen araçlar oldukları için böyle kesen yoldan gelen araç diğer araçların henüz haraketlenememiş olmasına aldanıp hızlanmasını sürdürürse istenmeyen bir kaza yaşanabilir. mümkünse ışık kalkışlarında bir aracı korumanız olarak kullanın. kesen yolun geliş yönüne yakın duran araçların sağında bulunmak daha güvenlidir.

* sinyalizasyon kullanmaktan çekinmeyin. kolay ve sık şerit değiştirebilmesi nedeniyle bir çok motosiklet sürücüsünün düştüğü bir hata da sinyalizasyon kullanmamalarıdır. oysa sinyalizasyon trafikteki niyetinizi diğer araçlara bildirerek olası bir çok kazanın yaşanmasını engelleyebilir.

* alkollü, kafası dağınık, morali bozuk, sinirli vs. şekilde motosiklete binmeyin. atlayın taksiye ya da belediye otobüsüne. böyle durumlarda motosiklet keyif aracı olmaktan çıkar, sizin için hayati bir tehlike haline gelir. motosiklet kullanıcısını bir parçası haline getirerek yol alır. siz iyi durumda değilseniz, motosikletiniz de iyi durumda değildir demektir. iyi duruma gelene kadar bekleyin. özellikle alkollü motosiklete binmek, çok ama çok tehlikelidir. uzak durun.

Ekstra bir öneri olarak, fosforlu şeritler alıp motorun belli bölgelerine yapıştırabilirsiniz hem ucuz hem de etkili. Hatta çantanıza bile yapıştırabilirsiniz.

son olarak motosiklet ile ilgili yazılmış kitapları okuyun. ileri sürüş teknikleri öğrenin. internette araştırma yaparak mevcut bir çok foruma üye olarak bilgi sahibi olabilir, deneyimlerinizi paylaşabilir ve diğer motosiklet sürücülerinin deneyimlerinden faydalanabilirsiniz. bir motosiklet grubuna üye olmak sizi sosyalleştirir, bilgi sahibi olmanızı, güzel vakit geçirmenizi sağlar, motosiklet alım satımlarında işinizi kolaylaştırır ve motosiklet keyfini artırır. bu fırsatlardan yararlanın. motosikletinizin bakımlarını ihmal etmeyin, fırsatınız varsa onu kendiniz yıkayın. eğer yolcu* ile kullanacaksanız yolcunuzun da tam koruma ile donanmış olduğundan emin olun. iki kişi ile sürüş dinamiklerinin, motosikletinizin dengesinin değişeceğini unutmayın. kendinize olan güvenininiz tam olmadan asla arkanıza yolcu almayın.

doğrularda ısrar etmek kaydıyla her fırsatta motora binin. motosiklet özgürlüktür, keyiftir, adrenalindir, ekonomiktir, tutkuludur, ihtişamlıdır, göz alıcıdır, benzersizdir. ataları attan inmeyen bir millet için en ideal ulaşım aracıdır.

motosiklet hayattır...

ve özgürsünüz...