Hepimizin En Az Bir Kez Karşılaştığı Küçük Esnaf Çakallıkları
Küçük esnaflardan yapılan alışverişlerdeki yüksek dozda samimiyeti, beraberinde illaki küçük çakallıklar da takip eder.
Hepimizin En Az Bir Kez Karşılaştığı Küçük Esnaf Çakallıkları


Bakkal klişelerini hatırlayalım önce.

indirim yapıyor ayağına hesap makinesine çata çuta sesler çıkararak rastgele basması, daha sonra c'ye abanarak 5 kere basıp istediği fiyatı ekrana yazıp ekranı size göstermesidir.

kimse yazmamış sanırım, vakti zamanında marlboro camel gibi sigaralara öküz gibi zam geleceği haberi çıkmasından itibaren, daha zam gelmeden bütün sigara satılan yerlerde ne hikmetse o sigaralar bitmişti. sorardınız "abi hiç kalmadı valla hepsi bitti, yenisini de getirmiyor namussuzlar derlerdi". zamın yürürlüğe gimesinden 15 sn sonra o sigaralar raflardaki yerlerini aldılar.

alınan kahvelerin (üçü bir arada) yanında promosyon olarak gelen karton bardakları tanesi 25 kuruşa itelemeye çalışmak.

Manavlarda da durum çok taze.

- ondan da koyayım mı abla? bak çok taze, bundan da koyayım mı abla?

kasada:

- abla yalnız z raporu aldım be, nakit vericen sana zahmet.

-bunun omuzlari dar geldi biraz
+o giydikce genisler abi
-hmm..peki ama kollari da biraz uzun gibi zaten
+abi o yikaninca ceker ya.
-hmmm.enteresan.

Evrensel kural: Giydikçe açılacak.

Müşteri bedduasına uğrayanlar.

esnaflığın %90 ı yalancılıktır düsturunu doğrulayan çakallıklar.

bana yapılan yamukluklar.

3 liraya yoğurt aldım. poşet istedim, vermedi. 3 liralık yoğurda 1 liralık poşet mi olurmuş. yoğurdun tutma yeri var ama poşetle taşıyacam kardeşim. yoğurdu bırakıp çıktım. (battı)

tekirdağ yeniçiftlik' de lukoil var. zam gece 12 de gelecekken bu ibne saat 21.00 de zamlı fiyattan satmaya başlamış. mazot almadım. epdk ya şikayet ettim, ne oldu bilmiyorum. (kayıtlara geçsin lukoil batacak)

istanbul havayolları. ikramlı-yemekli hizmetleri vardı. yemek dağıttılar, yedim. aradan 1 saat geçti canım vişne suyu çekti. hostes geçerken söyledim, servisimiz bitti dedi. o ne ya, ne servis bitmesi dedim, yüzüme bakmadan gitti. (battı)

laleli'den mont alıyorum. biraz fazla bakındım. fiyatlar aşırı pahalı olduğundan, ince eleyip sık dokuyorum. adam hadi seni mi beklicem müşterilerim gelecek dedi. biz neyiz dedim çıktım. (kendiyle beraber pek çok esnaf battı, müşterileri bitarafına girdi)

edit: şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. bazı çingene uyanığı esnaf kardeşlerimiz havalar biraz soğudu mu başlarlar içerideki buz dolaplarını kapatmaya. hadi kola fanta gibi meşrubatlarda pek önemli değil. hadi alkol tüketenlere karşıdır bu esnaf abimiz onu da anlarım. ama ayran, yoğurt ve peynir gibi şeyler buzdolabı sıcaklığında muhafaza edilmeli. dükkanın içi 3-4 dereceden fazlaysa -ki her zaman fazladır- dolaplar çalıştırılmalı.
yazın sabhtan tekel bayisine gidersiniz, çiş gibi bira alırsınız. nedenini sorunca da abi gece dolabı kapatıyoz öğlene anca soğuyor diyor. olum o dolap içini soğutmak için daha fazla elektrik harcar. şu adamlara öğretemedim ya.