Her Biri Farklı Anlamlar Taşıyan, Hatıra Olsun Diye Sakladığımız Garip Nesneler
Bazı anılarımızda yer alan eşyaları kişiselleştirmeyi seven duygusal insanlar olarak bir de o nesneleri saklarız. Baktıkça o ana geri döner, öyle güzel anları yaşadığını hatırlarsın. Bazen bu nesneler çok garip olabiliyor tabi. Sözlük yazarları neler saklamış bakalım.
Her Biri Farklı Anlamlar Taşıyan, Hatıra Olsun Diye Sakladığımız Garip Nesneler

sallama tarçın çayı ambalajı.

tanımadığım bir kız içmişti. masadan kalkınca alıp cüzdana zulaladım. çok sonra tanıştık, şimdi evlilik potasına girdik.

edit: evlendik, çocuğumuz olacak, oğlan.

edit2: oğlumuz doğdu, maşallahı var.

edit3: oğlumuz 1 yaşını doldurdu, artık o da tarçın çayı içebiliyor.

edit4: oğlan fırlamanın önde gideni oldu yaş 2.5

(bkz: mızıka)

eski sevgilim hediye etti. aklıma geldiğinde ve kendisine küfretmek istediğimde sakinleşip üfleyecekmişim.

zamanında kendisine olan kızgınlığıma senfoni orkestrası gerekirdi ama neyse..

iStock.com

rahmetli babamın ilaç kutusu

sakladığım için gitti adam

2 tane fındık. balkonlarımız karşılıklıydı, birbirimize atardık zamanında.

7 yıl olmuş lan oha. içi çürümüştür benim iki fındığın.

içimiz çoktan çürüdü çünkü.

peluş ayım bobo. dünden bugüne 27 yıldır beraberiz.


vida.
evet vida taşıyorum yanımda hatıra olarak.

üniversite 2.sınıfta çok sıkıcı bir derste işsizlikten sandalyenin arkalığının bir vidasını sökmüştüm.
iki parçalı bir şey.
bir kelepçesi var bir de normal vida kısmı.

kelepçesini başka bir arkadaşım taşıyor, vidayı da ben.

buna en iyi örneklerden biri; üniversitedeki arkadaşın cüzdanında taşıdığı jigglypuff tasosu değildir de nedir?

işin garibi yıllardır orada taşınan tasoyu isteğim üzerine cüzdanından çıkaran arkadaşın tasoyu elinden düşürmesi ve tasonun ortadan ikiye bölünmesiydi. neyse bantladık falan ama kesin içinden çok pis küfür etmiştir bana *.

"seni asla bırakmayacağım" yazdığı peçete.
hatta mürekkebi akmasın diye kilitli poşette saklıyorum.

o mu?
o bırakıp gideli 255 gün oluyor.

bir gün öldüğünde mezarının kenarına iliştireceğim bu peçeteyi.

ego bileti. eskiden ankara' da ego biletlerine her zam geldiğinde biletler renk değiştirirdi. ve çok küçüktü, kaybolmasın diye korkardım. tipe bak lan, ufacık.

sevgili ile gidilen ilk sinema bileti.

(bkz: harry potter and the deathly hallows)

an itibari ile 4 yaşında çocuğumuz var. iyi ki izlemişiz.

10 sene once sahaftan aldigim kamelyali kadin romaninin icinden cikan, kadikoy arifpasa ilkokulu ogretmeninin 24 aralik eylemine iliskin 26.05.1980 tarihinde il disiplin kurulu baskanligina yazdigi savunma dilekcesinin fotokopisi. atamadim. umarim meslegini kaybetmemistir. hayattaysa hala ellerinden operim ogretmenim.

bir adet 10 kuruş. zamanında çok önemli biri "saklarsın" diyerek vermişti, şaka yapıyordu ama ben hala saklıyorum.

babamın çatı katındaki minik atölyesinde, kapının yanındaki çiviye, kendi elleriyle astığı çalışma gömleği ve pantolonu.
19 yıldır orada duruyor. tüm alet edevatlarla birlikte, tozlar içinde..
ama olsun, o asmıştı.. elleriyle.

lise yıllarında arkadaşla şakacıktan itişirken parmağa girmiş olan 0.5 kalem ucu. işin tuhaf yanı uç hala parmağın içinde.

(bkz: saç teli)

aşık ve rahatsız bir insandım bir aralar evet.