Her Daim İnsandaki Keşfetme Heyecanını Doyuran Yönüyle Gezegenlere Dair İlginç Bilgiler
Daha keşfedilecek çok şey olmasına rağmen gezegenlere dair şimdiye kadar öğrenilen şeyler bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor. Nefes kesici güzellikleri ve ilginçlikleriyle küçük bir astronomi turuna çıkıyoruz.


merkür

güneşe en yakın gezegen olması nedeniyle, güneş etrafındaki yerine göre gün batımından hemen önce ya da hemen sonra çıplak gözle görülebilir. güneşe çok yakın olması sebebiyle güneş etrafındaki yörüngesini oldukça hızlı tamamlar (88 gün), bu nedenle roma mitolojisinde hermes ile özdeşleşmiştir. (hermes: yunan mitolojisinde ayakkabılarındaki kanatlar sayesinde çok hızlı hareket edebilen, mitolojinin yaramaz çocuğu. olimpos tanrılarının değerli habercisi, aynı zamanda gezginlerin tanrısı, my kinda guy). merkür'ün güneşe yakın olması sebebiyle iç ve dış sıcaklık farkından oluşan çatlakları var, bu çatlaklara hep sanatçıların isimleri verilmiş: boticelli, chekov, debussy, degas, sibelius, vivaldi, tolkien gibi gibi. bu kraterlerde gün ışığının ulaşamadığı derinliklerde buz formunda su bulunmuş.

venüs

yine güneşe yakınlığı nedeniyle gün doğumlarından önce ya da sonra görülebilir. merkür gibi hemen ufukta olmasa da gün dönümlerine oldukça yakındır. çok parlaktır ayrıca, güneş ve ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak obje. gözle görülebilen gök cisimlerinden en kolay tanınanı da bu bana kalırsa, ben ilk venüs'ü tanımıştım =) venüs'ün benim için en ilginç tarafı şu, aslında dünya ve güneş arasında olduğu için orbitinden dolayı venüs'ün de 'yarım ay, dolunay' gibi fazları var. ancak yüzeyi o kadar parlak ve o kadar ışık yansıtıyor ki, biz asla o fazları çıplak gözle göremiyoruz, ancak teleskopla görülüyor. 

fakat ne oluyor? 

mesela 'hilal'ken parlaklığı azalıyor. 'tam ay'ken ise çılgınca parlıyor. kendisini 2-3 aylık bir periyotta takip ederseniz, bunu siz de gözlemleme hazzına erişebilirsiniz. bu parlaklığın sebebi ise cehennem sıcaklığındaki venüs'ün tepesindeki kalın bulut tabakası, gezegene vuran tüm güneş ışınlarını yansıtıyor. 

venüs'ün korkutucu bir cehennem olmasındaki -bence- en tüyler ürpertici detay ise, venüs greenhouse effect nedeniyle böyle. eskiden okyanusları olan tatlış bir gezegenmiş, şimdi ise sülfür yağmurları yağan ama yağmurlar daha havadayken tekrar buharlaşan bir canavara dönüşmüş. yeterince ilginç gelmedi mi? peki ya bu greenhouse effectten sıyrılabilen, dağların epey yüksek tepelerinde metal-kar oluşumları olduğunu söylesem? ya da ne bileyim, rotasyonunun o kadar yavaş olduğunu ki venüs'te 1 günün 1 yıldan daha uzun olduğunu? izafiyet ağladı be! sölemeye ne hacet, venüs roma mitolojisinde aşk ve tutku tanrıçası olan afrodit ile özdeşleşmiş. uluslar arası bir anlaşma ile, venüs'ün bütün yapıları kadın isimleri ile adlandırılıyor.

mars

her ne kadar çok sıcak olduğu için kırmızı sanılsa da, aslında toprak yapısındaki demirden dolayı kırmızı. mars'ta organik moleküller bulunmuş olması oldukça enteresan aslına bakarsanız. teorik olarak, dünyadan çok ama çok daha uzun süre önce mars'ta yaşam olmuş olması ihtimalini getiriyor bu bulgular. aynı şekilde, mars'ta okyanusların var olmuş olduğu da kanıtlandı. bu nedenle mars'ta yaşamın sürdürülebilirliği çok gündemde, zira yakın çevrede dünya şartlarına en yakın koşulların sağlandığı gezegen burası. renginden olsa gerek, yunan savaş tanrısı ares, roma mitolojisinde mars olarak anılır.

jüpiter

allahım çok seviyom! ben böyle tatlış bir gezegen görmedim ya. üç tane de görülebilir uydusu var, böyle yumurta gibi sıralanıyorlar peşinden. her gece pencere manzaram, hiç yalnız bırakmıyor beni sağolsun. o kadar büyük ki, güneş sistemindeki bütün gezegenler içine sığabilir. 'içine' derken, bir gaz devi olduğu için keskin bir iç ve dış kavramı yok pekala. üzerinde farklı renklerde kemerler var, bunlar kendi hızları ile dönen ve yıllar içinde şekil değiştiren gaz kütleleri aslında. jüpiter'de de aurora gözlemleniyor, bir hayli büyüleyici. bu auroraların sebebi ise jüpiter'in io ve ganymede uydularının yarattığı manyetik etkileşimler. jüpiter'in uydularında da ilginç hikayeler var aslında. mesela europa var, üzerinde hiçbir iz yok, ne bir krater, ne bir volkan izi. sebebi ise europa'nın içinden çıkan suyun yüzeyde 'merhem' etkisi göstermesi. tam bir 'tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım, girmesinler havaya' değil de ne? roma tanrısı jüpiter, yunan mitolojisinde zeus olarak adlandırdığımız göklerin ve şimşeklerin tanrısı aynı zamanda.

satürn

iddialara göre gök bilimcilerin görür görmez aşık olduğu büyülü bir cisim. henüz göremedim, temmuz sonu katılacağım teleskoplu bir gözlem sırasında görebilmeyi ve aşık olabilmeyi umuyorum. altıgen bir kutbu var mesela satürn'ün. ya da mesela satürn'ün halkaları dünya ve ay arasındaki mesafenin 2/3ünü kaplayacak kadar geniş olmalarına rağmen sadece 10 metre kalınlığında. on metre. on. inanılmaz. halkalarda buz parçaları var çoğunlukla, bu nedenle çok parlak. satürn'ün uydusu olan mimos'un tipi tam olarak death star. bir diğer uydusu olan titan ise biraz garip doğrusu, lava yerine su fışkırtan yanar dağlar, yeraltı okyanusları, metan dereleri (ki güneş sisteminde sıvı olarak tespit edilebilen tek şey), karbon molekülleri ve tüm saydığım elementleri birleştiren 'yaşam var olmuş mu?' sorusu ile titan dikkat çekici bir uydu. titan'a benzer şartlara sahip encoladus uydusu da ekstrem soğuk koşullarda yaşam olma olasılığı olan bir başka gök cismi. roma tanrısı saturn, yunan mitolojisindeki baş titan cronus, kendisi pek iyi anılmasa da satürn'ün ponçikliğine ven tontişliğine gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz, bu suça ortak olmayacağız!!1!! sistemdeki en cool gezegeni tontiş ve ponçik yapmam rezaletini sonra konuşuruz.

uranüs

bir gezegen düşün. içerisindeki baskı öyle güçlü ki elmastan karbon formları oluşturuyor ve bu elmas formları sıvı halde. uranüs'un içinde sıvı elmas okyanusları var arkadaşlar, tanıdığınız bir yatırımcı varsa acilen uzay gemisi alıp uranüs elmas ticaretine başlayın. ya da dolara yatırın, bilemiyorum size kalmış. metan yoğunluğundan dolayı mavi/yeşil renkte görülen bu gaz devimizin uyduları, shakespeare'in karakterleri ile adlandırılmış. uranüs roma ve yunan mitolojisinde ilk tanrılardan biri olarak kabul edilir ve gökyüzünün 'kişileşmiş' halidir. uranüs'ün de halkaları bulunuyor.

neptün

matematik ile bulunmuş tek gezegen. picassonun asid alıp sanat üretmesi gibi, diğerleri hep yanlışlıkla bulunmuş. fakat neptün, matematiksel hesaplamalarla 'bilimin gücüyle' bulunmuş. kendisine dair ilgimi çeken tek şey bu maalesef =( kendisi deniz tanrısıdır, yunan mitolojisinden aşina olduğumuz poseidon yani. devasa ve mavi olduğu için sanıyorum, hoş gözüktüğünü itiraf etmek durumundayım. neptün'ün de halkaları mevcut.

kısa kısa

gökyüzüne olan ilgim, belki de pek çoğumuz gibi dolunay ve şavk`:(bkz: #67978021)` manzaraları ile başladı. betonarmelerin arasında kaybolduğum, hayatıma oranla kısa ama bana sonsuzluk gibi gelen gri bir dönemde " there is a sunrise and a sunset every day and you can choose to be there for it." gibi hayatımın mottosu yaptığım bir alıntı ile başımı yukarı çevirmeyi öğrendim. bu kimimiz için gerçek hayatından kaçmak, kimimiz için hayal kurmak, kimimiz için huzur bulmak gibi pek çok farklı motivasyondan beslenebilen bir adım. fakat başınızı bir kez yukarı çevirdiğinizde, aslında her gece üzerinizi örten o samanyolunu ve bulutumsuları görebilmek amacıyla yanıp tutuşmaya, günden güne tanıyıp bağ kurduğunuz gezegenlerle kaynaşmaya başlıyorsunuz. paralel evren gibi, bilmiyorum, 'neden bunca zaman bu güzelliği keşfetmemişim' fikri biraz. üzerine sayfalarca felsefe yapılabilir, fakat kendi düşüncelerinizi kendiniz keşfetmeniz adına söyleyebileceğim tek şey, başınızı yukarı çevirin dostlar. sonra öyle bir bağımlılık yapıyor ki 'light pollution map' üzerinden ışık kirliliği olmayan yerlere kamp atmaya gidip havanın bulutsuz olması için bulut tanrılarına(???!?%+^?) dua ediyorsunuz. o samanyolu bulutumsuları görülecek arkadaş!

DAHA FAZLA İÇERİK