Herhangi Bir Sebepten Ötürü Yazarların Bir Anda Yazmayı Bırakması: Bartleby Sendromu
Adını yazar Hermann Melville'den alan Bartleby sendromu, yaratma gücü olmasına rağmen tercih etmemesi sebebiyle yazmayı bir şekilde noktalayan yazarların hikayesi olarak özetlenebilir.
Herhangi Bir Sebepten Ötürü Yazarların Bir Anda Yazmayı Bırakması: Bartleby Sendromu
Yazım hayatını noktalamış başarılı yazarlardan: Franz Kafka


bartleby sendromu, "çeşitli sanat disiplinlerinde üretici olarak kendini ispatlamış kişilerin, ortaya koyabilecek çokça değeri olmasına rağmen yaratmamayı tercih etmesi" olarak tanımlanabilir. "zirvede bırakmak" bu hastalık tablosu için yeterince uygun bir tanım değildir. ismini, herman melville/kâtip bartleby adlı eserinin başkahramanından alır.

Hermann Melville

uygun sözlerin ve o sözleri yazan kalemin artık bulunamayacağına olan inanç da diyebiliriz. 'yazan', 'yazı' ve ikisini kavuşturan 'yazma' (eylemi) yolundaki duraklardan biri değil de; bu yolun dışı olsa gerek. yazarken yolda durulur, inip etrafa bakılır; kısa ya da uzun bir mola verilir ve yine çıkılır yola. yolda yazılır, inilen yerde de yazılır, uzaktan görülüp coşkusu hissedilen yerler yazılır. ama ya kendini yolun dışına atmaya ne demeli ? kaybedilen yetenek mi, yoksa 'yazma eylemi'nin, yazan kişi için anlamını yitirmesi mi diyelim ? hani böyle kalemini kaybetmişsin gibi.

Oscar Wilde yazıyı bırakmasını şu sözlerle açıklar: "Yaşamı tanımadan önce yazıyordum; şimdi yaşamın anlamını bildiğim için yazacak bir şeyim yok."

bir yerlerden çekip çıkarılan, özenle dizilen 'söz'lerin yetmediği zamanlar olur. kalem kaybolur, hep olduğu yerde bulunmaz ya kalem, arandığı yerde bulunamayınca da söz durur. yeniden aramaya başlandığında, yeni bir kalem de bulunur; kalemler kaybolur ve bulunur ama yenisini bulmak da kolay değildir işte, hem bulunup bulunamayacağı da belli değildir öncesinde:

“kuyucu arıyordum.
kuyucuyu bulunca toprağı gösterdim.
'burdan su çıkar mı ?' dedim.
toprakta gitti geldi, bazı yerlerini kazdı toprağın, eline aldı, evirdi çevirdi.
uzun uzun baktı.
'çıkar da, çıkmaz da. bilinmez' dedi.

şairin işi de su bulucusu gibidir: bilinmez !
bir şiir bazen baş verir gibi olur ama çoğun hiçbir şey değildir bu.
bilinmeze bir yolculuktur çünkü şiir.” 

 'kuyucu arıyordum' ilhan berk [logos s. 54]

işte... hiçbir şey olmayabilir, kaybedilen kalemin yerine yenisi gelmeyebilir. bazen de, "kalemin bulunacağı şüpheli" ya, hani bulduk diyelim; yeni kalemin, yolda görülenleri yazmaya uygun olduğuna inanılmazsa yazı biter orada. henüz yanına varılmamış uzaktan sevilen merak edilen yerdir yazılmak istenen, yolun kendisidir. biedma, -yarattığı bir karakter olduğunda ısrar ettiği- şair jaime gil de biedma'nın söyleyebileceği hiçbir şey kalmadığını ifade etmiş ve yoldan dışarı atmıştır kendini:

"ben şair olmak istediğimi sanıyordum ama aslında şiir olmak istiyordum" jaime gil de biedma


Bu içerik de ilginizi çekebilir

DAHA FAZLA İÇERİK