Hiçbir Şeye Tam Olarak Odaklanamamanın Sorun Boyutu: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Aynı anda birçok işi yapmaya çalışan ve bu yüzden hiçbirini yapamayan bir insan için bu durum bir süre sonra sorun olur. Psikoloji biliminde de sık karşılaşılan bu durumun doğru bir yol izlendiği takdirde çözümü de var. Bu hassas durumu bütün incelikleriyle inceleyelim.
Hiçbir Şeye Tam Olarak Odaklanamamanın Sorun Boyutu: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
iStock


hiperaktivite ve dikkat eksikliği, cpu ne kadar yeterli olursa olsun ram'in yetmediği, çalışan her programın harddisk'ten çaldığı, arkaplanda (ve bazen esas pencerede) gerekli gereksiz sürüyle programın sürekli çalıştığı nörogelişimsel hastalık. (bkz: biri beynimin içindeki zıpırı sustursun)

bu hastalığa sahip insanların aynı anda bir kollarıyla yemek yiyip, diğer kollarıyla deadlock ii oynarken, bir gözleriyle ders çalışıp diğeriyle ayak parmaklarıyla çevirdikleri çizgi romanı okuyabilme yeteneğine sahip olmalarına rağmen, ramlerinin yetmemesi sebebiyle başladıkları işi bitirmeye çalışırken mavi ekran verebilme sorunları vardır. kısa süreli hafıza kapasiteleri çok küçük olan bu insanların, başladıkları işi bitirmek için dışarıdan bir stimülasyon yoksa patolojik erteleme (bkz: procrastination) denen bir kısır döngünün içine girmeleri mümkündür. bu insanlar bu durum sebebiyle dağınık, tembel ve işe yaramaz olarak nitelendirilebilirler, ancak bu sıfatlar bu insanların karakter özelliği değil, hastalığın kendisine ait, tedavi edilebilir şeylerdir, dolayısıyla üzerine yapıştırılmış tüm bu sıfatlarla 25-30 yaşına kadar gelmiş olan kişinin bu sıfatları ve bu sıfatlardan dolayı azalmış olan benlik saygısı, doğru tedavi ile düzeltilebilir. önemli olan hastanın tanısını ve tedavisini alabilmesidir.

sıklıkla bilgisayar oyunu, internet ve televizyon alışkanlığı olan bu insanların bir başka özelliği de hyperfocus olabilmeleridir.

yani bir şeye daldıkları zaman, zaman ve mekandan bağımsız bir şekilde sadece ve sadece o işle iştigal edip yemek yemek, su içmek ve tuvalete gitmek dahil tüm fizyolojik ihtiyaçlarını unutabilmeleridir. yani, aslında sorun dikkat eksikliği değil, dikkat bozukluğudur. sevdikleri işe aşırı konsantre olup sevmediklerine ne kadar kendisini zorlasa da konsantre olamamaları halidir.


bu hastalığın moleküler temelleri arasında, santral sinir sisteminin inhibitör bir molekülü (bkz: inhibitör nörotransmitter) olan dopaminin, yüksek işlem kapasiteli olan prefrontal korteksteki yetmezliği, dopaminin varlığını algılaması gereken reseptörlerin (bkz: drd4) ve dopaminin sinaps aralığına salınımını kontrol eden çeşitli moleküllerin (bkz: snap25) mutasyonları sayılabilir.

tahmin edilen odur ki, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yoğun genetik temelleri olan bir hastalık olduğu için, bir kişinin çocuğuna dehb tanısı konmuşsa, o kişinin kendisinde de bu hastalığın aslında var olma olasılığı %50ler civarındadır. (bkz: lynette scavo)

bu hastalığa sahip olan insanların konsantrasyon bozuklukları için sinüs tomografisi, kranyal mr, gaytada parazit testleri, görme alanı ve işitme testleri gibi on yüz bin testten geçirilmelerine rağmen hiçbir organik bozukluk bulunmaması, kafası çalışan bir psikiyatristi hatta bu testleri istemiş olabilecek nörolog, kulak burun boğaz ve göz doktorlarını da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu'na yönlendirmelidir. 8 yıllık depresyon ve konsantrasyon bozukluğu anamnezi veren hastayı eline antidepresan tutuşturup "hadi bunu iç, bir şeyciğin kalmaz" diye evine göndermek abesle iştigaldir, yanlıştır, öyle yapan psikiyatrist olmaz olsundur.


tanı aşamasında gidilecek olan psikiyatristin konu hakkında adı sanı duyulmuş birisi olmasına dikkat edilmeli, bakış açısı şizofrenler ve depresiflerle kısıtlı bir psikiyatriste pek de güvenilmemelidir. 

ayrıca tanı alırken mutlaka komorbiditelere (bkz: bir hastalığa eşlik eden diğer hastalıklar) ve ayırıcı tanıya dikkat edilmelidir (bkz: tip 2 bipolar bozukluk)(bkz: majör depresyon)(bkz: borderline kişilik bozukluğu)(bkz: diğer her türlü psikiyatrik bozukluk)

her ne kadar, erişkinlerde adhd'yi kesin olarak kanıtlayacak tanı kriterleri, herhangi bir psikolojik test veya kan testi bulunmasa da (bkz: dsm iv'ü hazırlayan insanların öngörüsüzlükleri) (bkz: hiperaktif çocuklar büyüyünce ne oluyor sandılarsa), tanı aşamasında, tanıyı koyacak olan psikiyatristin mümkünse birçok nöropsikolojik testin sonucunu da değerlendirmeye alıp ona göre tedaviye başlaması tercih sebebidir. ancak, zaten poposunu yerine koyup da oturamayan hiperaktif bir insana 600 soruluk minnesota kişilik envanteri yapmaya çalışan da kendisine gelsindir. başka test bulsundur.


hastalığın tedavisine gelince... 

prefrontal kortekste var olmayan bir nörotransmitteri ilaçsız yerine koymak, yoktan birşeyleri var etmeye çalışmak anlamına geleceği için, terapist=allah önermesi doğru olmadığı sürece imkansızdır, dikkat eksikliği olan bir hastaya terapiyle sadece "normal rolü" yaptırılabilir, ama gerçekten normal olması sağlanamaz. halbuki düzgün tedaviyle hastanın odasını toplamayı, ders çalışmayı, tez yazmayı, internetin başından kalkmayı kendisinin istemesi de sağlanabilmektedir, ancak maalesef bu ilaçların hepsi, gözü bozuk bir insana verilen bir gözlük gibi, sadece kullanıldıkları sürece yarar sağlamaktadır, ilacın etkisi geçince yine eski hale dönülmektedir. gerçi zekası normal hastalar, bir süre sonra ilacın kendilerine getirdiği düzene ilaçsızken de uymaya alışabilecektir, ama asla ilaç etkisi altındaki gibi olunmamaktadır. 

türkiye'de, adhd (bkz: attention deficit and hyperactivity disorder) hastalarının henüz erişemediği çok imkan vardır (bkz: add coaching) (bkz: disability accomodations) bunun sebebi türkiye'de henüz erişkin hiperaktivitesinin yeteri kadar tanınmamasıdır.

adhd'nin henüz buraya yazılamamış olan birçok başka özellikleri de vardır (bkz: impulsivity) (bkz: total chaos) (bkz: adhd types) ilham gelince onlardan da bahsedecek birileri çıkacaktır elbet.

bu sırada adhdliler için yararlı olabilecek birtakım web adresleri şunlardır:

http://www.addresources.org/…lt_hallowell_ratey.php
http://www.addforums.com/