Hissettirdiği Duygularla İnsanları Ortak Paydalarda Buluşturan Müzik Evrensel midir?
Bazen anlamadığımız sözlerine rağmen müziğiyle bizi içine girdap gibi çeken şarkılar vardır. Peki bu müziğin evrensel olduğuna bir işaret mi? Sözlük yazarları konuya farklı bir açıdan yaklaşmış ve müziği evrensel olmadığına dair çarpıcı yaklaşımlarla konuyu yorumlamış.
Hissettirdiği Duygularla İnsanları Ortak Paydalarda Buluşturan Müzik Evrensel midir?
iStock


müzik evrensel değildir.

tetiklediği duygular ya da verdiği mesajlar belli ortak paydalarda buluşturulabilir tabi, ama en teknik anlamıyla seslerin zaman içinde organizasyonu dediğimiz müzik tabiatı gereği evrensel olamaz.

cannibal, oktavın bölünmesi üzerinden iyi bir noktaya değinmiş. dünyanın farklı yerlerinde oktav değişik şekillerde bölünür. çin, japon ve bazı afrika müzik gelenekleri ile daha birçok yerde mesela 5 sesten oluşan pentatonik sistemler kullanılır. bunun yanı sıra 7 sesten oluşan heptatonik sistemler de hem aynı bölgelerde hem de daha farklı coğrafyalarda kullanılagelir. hatta öyle yerler vardır ki buradaki insanlar tek sesin içindeki armonikleri duyup, organize ederek tetratonik (4 sesli) ya da pentatonik bir ses sistemi kurup, şarkılarını buna göre söyleyebiliyorlar. hepimizin ziyadesiyle aşina olduğu müzik sistemi ise 12 ses (diyatonik) üzerine kurulu ve onun pisagor ile j.s. bach aktarmalı (das wohltemperierte klavier) öğelerinden oluşur.


adı üstünde "iyi düzenlenmiş klavye". işte zurnanın zırt dediği ve müziğin evrensel olduğu yalanının ortaya çıktığı yer de burası. 

"iyi düzenlenmiş" kime göre, neye göre? 

uganda'da amadında çalan kraliyet müzisyenleri demiş ki mesela "5 ses yeter, hepsi birbirine eşit mesafede olacak ve her ses oktavıyla birlikte çalınacak". yani j.s. bach abinin sistemine göre bu düzenleme "iyi" değil. e biraz da bu yüzden başka kültürlerin müziklerini dinlerken genellikle hiçbir şey anlamıyoruz. uzaylıların müziğine gelene kadar çok iş var yani.

ha arada world music starları çıkar, müziği anlaşılabilir bir hale indirgeyerek tüm dünyaya pazarlar. o yüzden hepimiz bir "relaxing japanese flüte music" cd'sini baştan sona dinleyebilirken, katsuya yokoyama'nın shakuachi çaldığı bir albümü en fazla 3 dakika dinleyebiliyoruz. ona da ne kadar dinlemek diyebilirsek. o müziğin kurulduğu ses sistemine, yine başka bir yazar arkadaşın dediği gibi, kültürün içinden gelen bir aşinalığımız olmadığından anlamamak normal elbet. ama sana genelde müziğin evrenselliği yalanını söyleyip, world music tekilliği altında ve saçma sapan bir etiket üzerinden başka kültürlere yalan yanlış temas etme imkanı sağladıklarını iddia ettiklerinde insan isyan ediyor. sonra sağda solda "ya japon müziği çok güzel yaa" diyen insanlar türüyor.

bu konu ister istemez aklıma şunu getiriyor:

Umut Sarıkaya - İlginçlikler Adamı


müziğin evrenselliği, kafamı kurcalayan bir durum. en sevdiğim uğraşlardan biridir müzik baştan söyleyeyim. müzik olmasaydı bir parçam eksik olurdu. ama ortada yıllardır söylenen bir yalan var ve müziği seviyorum diye bu konuda müziğin tarafını tutacak değilim. hayır kardeşim müzik evrensel değildir. bir uzaylı dünyaya geldiğinde duyduğu bir müzikten rahatsız bile olabilir, ona gürültü gibi gelebilir. dünyada bile oryantal ve batı müziği arasında çok büyük farklar varken, en basitinden doğu müziğine ait mikrotonal sesleri batı müziğine alışmış insanlar garipserken nasıl müziğin evrenselliğinden bahsedebiliriz? ayrıca mükemmel bir sese ulaşamadığımız için de müziğe evrensel diyemeyiz.


postmodern müzik yapanlar atıyorum 440 frekanslı bir la sesini kullanmaktan ziyade 425 frekanslı bir ses (herhangi bir ara ses bile olmayan yalnızca bir şeyi saniyede 425 kez titreştirdiğinizde çıkacak olan bir ses) ile uyum yakalayıp buna da yenilik diyorlar. kulaklarımız garipsiyor. çünkü binlerce yıldır müzik yapıyoruz ve tarihte kimse 425 frekansını kullanmamış. ama burda da bir uyum var sonuçta, bu da bir müzik değil mi? müzik yapan uzaylı medeniyet belki 425 frekanslı ve isimlendirmediğimiz o sesle yakaladı binlerce yıl uyumu. onların yaptığı bir müzik bize akordu bozuk bir müzik aletiyle çalınmış şarkılar gibi gelecektir. bu durumda müziğin evrenselliğinden bahsedebilir miyiz?

ayrıca genelgeçerli ve her müzik aletinde aynı olan bir sesi asla elde edemeyiz, bu durumda müzik evrensel olamaz. 

şöyle açıklayayım, şimdi batı müziğinde bir oktav 24 parçaya bölünmüş. en azından piyanoyu düşünecek olursak do sesinden tekrar do sesine gelene kadar aradaki siyah şeylerle birlikte 24 tane ses var. ama doğu müziğinde (bağlamadan az çok bildiğim kadarıyla) böyle değil. arada bir ses değil iki ses var. 


şimdi bir teli düşünelim, biz bunu bağladık bi tahtaya. araya da 12 tane perde çektik. şimdi o perdelerden birisine bastığımızda alacağımız sese hangimiz örneğin 440 frekanslı la sesi diyebilir ki? ne bileyim 440,28394 frekanslı bir ses olabilir ama asla mükemmel bir la sesi alamayız. şimdi o an çaldığı müzik aletindeki sese la ismini veren kişi mükemmel bir la sesine ulaşabilmiştir. tabii ki o da sadece bir anlığına olmuştur, "abi bu sesin adına da la diyelim." dedikten sonraki anda o telin gerginliği 0,00000001 milim azaldığı anda ise la sesi kaybolmuştur. atıyorum o anda aldığı frekans 440,0383849301134422 olsun. işte o ses la sesidir. başka bir müzik aletinde aldığımız 440,222111456 frekanslı sese la diyebilir miyiz? yok abi, yanlış olur yani. zaten emin olun, kulaklarımızın 445lik bir frekansı bile la sesi zannettiğine eminim.


sonuç olarak nota olarak isimlendirdiğimiz şeyleri, mükemmel olarak şu ana kadar sadece bir kere elde edebildik.

 (notalara isimlerini koyan o insan duydu sadece, bir anlığına.) ondan sonraki zamanlarda ise örneğin do diyez dediğimiz ses, sonsuz adet sesten yalnızca birisi. çünkü bir oktavı, sonsuz parçaya ayırabilirsiniz ve teknoloji sonsuz seviyede gelişse bile o çağın bilgisayarlarında mükemmel bir do diyezi elde edemeyeceğiz. bir oktavı kaç parçaya ayırabilirsiniz? şu an dünya genelinde 24e ayırıyoruz. ben hadi 100 parçaya ayırayım. aradaki farkları büyük ihtimalle yüz parçaya ayırdığımızda bile anlayamayız ama, bilgisayar yardımıyla 283949292929292929292394939 parçaya ayıralım bir oktavı. ben geçsem ve bir fazlasına ayırsam, yine mükemmel bir sese ulaşamam ki. benden sonraki kişi ise bir fazlasına ayırır.

her müzik aletinden alacağınız la sesi birbirinin aynısı olamazken müziğin evrenselliğinden bahsedemeyiz. yaptığımız müzik bu dünyaya aittir. insanlığa özgüdür ve evrensel değildir. medeniyetin gelişirken oluşturduğu bir uyum ve estetiktir. sanatçılar da bu uyuma göre eserlerini verirler.