Histeri, Erkeklerde de Görüldüğü Hâlde Neden Kadınlarla Özdeşleşmiş Bir Hastalık?
Mesele, akademik etiğin bayağı sorgulanabileceği bir temele dayanıyor.
Histeri, Erkeklerde de Görüldüğü Hâlde Neden Kadınlarla Özdeşleşmiş Bir Hastalık?
Blue Jasmine (2013)

erkeklere yönelik histeri çalışmalarını sistematik şekilde yürüten ilk isimlerden biri, 1800'lerde yaşamış etienne-jean georget imiş. daha sonra 1800'lerin sonlarından itibaren yine bunun üzerine çalışan jean-martin charcot ve emile duponchel, erkek histerisinin erkeklerce inanıldığı gibi sadece "yetişme çağındaki erkek çocuklar, üst sınıfa mesup erkenler veya 'efemine' erkekler" ile sınırlı olmadığını, işçi sınıfından erkeklerin ya da ordularda yer alanların da gayet histeri krizleri geçirdiklerini söylemiş, bilhassa 1. dünya savaşı'ndan sonra bu dertten mustarip erkeklerin vaka analizlerini yayımlayarak bir ilke imza atmışlar. charcot, histeri krizleri geçiren bu erkeklerin hiçbir "kadınsı" özellik göstermediğini üstüne bastıra bastıra vurgulamış ki, "emaaan karı kılıklıdır onlar" denilemesin.

Jean-Martin Charcot.

şimdii, gelelim buradan "kadın histerisi/histerik kadın" kavramını 20. yüzyılda hiç olmadığı kadar ünlü yapan freud efendiye. bakın şu allahın işine ki, freud bu araştırmaları yapan charcot'nun öğrencisiymiş ve ilk yayınları gayet de histerik erkeklerle ilgiliymiş. ancak ne hikmetse, "histeri üzerine çalışmalar" kitabına sadece ve sadece kadın vakaları almış, diğerlerinden hiç bahsetmemiş. kadınları da erkekleri de etkileyen bir durumu anlatırken yalnızca kadınların vakalarını anlatıp onları spotun altına çekmek bilimsel etik ile ne kadar bağdaşır, onu bir düşünelim.

Martha ve Sigmund Freud.

bu arada freud, wilhelm fliess'e yazdığı mektuplarında hem erkek hem de kız kardeşlerini histerik olarak tanımlıyor ve bundan da babasını suçlu tutuyormuş, annesini değil. demek ki histerinin sadece kadınlara özgü olmadığını ve sadece kadınlardan kaynaklanmadığını kendisi de pekâlâ bilmekteymiş. şu halde freud'u böyle davranmaya iten sebepler nelerdir acaba?

Sigmund Freud'un Daha Sonra Kitaplara da Konu Olan Acayip Terapisi: Dora Vakası