II. Dünya Savaşı'ndan Bu Yana Meclise Giren İlk Nazi Partisi Olan AfD Bunu Nasıl Başardı?
Almanya seçimleri bu sabaha karşı kesin olarak sonuçlandı. Buna göre Merkel'in partisi %33'le birinci parti olurken seçimin sürprizini bir Neo-Nazi partisi olan AfD (Alternative für Deutschland) yaptı. %12.6'lık oy oranıyla üçüncü sıradan meclise giren AfD, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana parlamentoya giren ilk Nazi partisi oldu.
II. Dünya Savaşı'ndan Bu Yana Meclise Giren İlk Nazi Partisi Olan AfD Bunu Nasıl Başardı?
iStock


almanya 50 yıldır göçmen ağırlıyor

fakat göçmen politikasına karşı sesler bu suriyeli mültecilerin gelişiyle yükseldi. onun öncesinde bulgarlar ve romanyalıların serbest dolaşım ve çalışma hakları ile sarsıldı insanlar. fakat bu ab ile ilgili birşeydi. bu ülkeler ab'ye girdi, vatandaşları ab vatandaşlarının tüm haklarına sahip oldu ve en ümitsiz, en potansiyel problem kesimi kapağı ingiltere, almanya gibi ülkelere attı.

serbest çalışma hakkını alır almaz öbek öbek geldiler bu insanlar.

okuma yazma bilmeyen bulgarlar vardı.

ha öyle bir ülkeyi neden ab'ye aldılar, bu cidden tartışılır.

sürü halinde dolaşan, üstleri başları dökülen, sokaklarda yatıp dilencilik yapan insanlardan bahsediyorum size. bir banka hesabı açamayan, banka hesabı olmadan ev kiralayamayan, evsiz barksız artık ne düşünerek almanya'ya geldiyse, şanslıysa sağda solda kaçak iş bulabilen insanlar. bunların sosyal yükü çok fazla olmadı. adamın okuması yok, sisteme kayıt yaptıramıyor, dolayısıyla bazıları zaten çekti gitti.


suriyeliler ise bardağı taşıran damla oldu

bizim için acı verici birşey fakat şunu çok duyduk 'suriyelileri, bulgarları gördükten sonra türklerin kıymetini anladık'. kötünün iyisiydi yani türkler.

suriyeli mültecilere karşı ilk başta çok misafirperver davranıldı, sadece devlet bazında değil, sivil toplum bazında da. herkes elinden geldiğince yardım topladı, yardım etti. fakat o yardım kuruluşlarında çalışan insanlar, türk, alman farketmez, almanya tarafından görevlendirilmiş insanlar isyan ettiler. suriyelilerin yemekleri beğenmeyip açlık grevi yapmasına, daha merkeze yeni gelmiş bir kadının bavulunu görevlinin eline bırakıp kraliçe elizabethmiş gibi kıçını sallaya sallaya yürüyüp, 'taşı' işareti yapmasına, insanların eski giymedikleri kıyafetleri vermelerine bozulmalarına.

almanlar özellikle çocuk kıyafeti ise, eski kıyafet alır da verir de, bu onlara dokunmaz. her an büyüyen bir çocuğun üstüne her ay yeni kıyafet almak anlamsızdır, hazırda veren veya uygun ikinci el fiyatına satan birileri varsa onu tercih ederler.

dünyanın ekonomik anlamda en güçlü ülkelerinden birinin insanları bu tavrı, bu kibri anlamadı, haklı olarak. suriyeliler kendi tavırları ile sorgulanmaya, sesler yükselmeye başladı. ırkçılar için muhteşem bir pasti bu, gole çevirdiler.

mültecilerin finansmanı sorgulanır oldu. merkel 3 ayda sorunu farkedip, türkiye'yle masaya oturmasaydı mülteci kararının faturası çok daha ağır olabilirdi. yine de afd'ye aktarılan cdu oyları hiç de küçümsenemez.


ırkçılara sövüp saymak kolay. fakat, "hangi almanya?" diye düşünürken, gözümün önüne su görüntü de geliyor

oğlumun okulunda, sabah, sınıfların önünde kapıların açılmasını bekliyoruz. minik minik ilkokullu çocuklar. orta doğulu olduğu belli bir baba, arkasında utangaç kafasını yerden kaldırmaya korkan bir kız çocuğuyla sınıfların önüne geliyor. kız çocuk uzaklaşıyor bir iki dakika sonra. adam, bir grup erkek çocuğa yaklaşıyor ve şunları söylüyor, 'kızımla oynayamazsınız, kızımla konuşamazsınız, kızıma birşey söyleyemezsiniz'. tek tek, muhatap(?) gördüğü bütün çocuklara söylüyor bunu. çocuklar, çocuklara özgü bir kocaman bakıp, yutkunma ve ellerini karınlarının önünde birleştirmeyle, en masum, en anlamayan halleri ile bakıyorlar, kafalarını sallıyor, 'ok' diyorlar, bakmaya devam ederek. bakışlarından şunu okuyorum 'bu adam bize ne yapacak?'.

konuyu bilmiyorum, belki dövdüler kız çocuğunu, bilmediğim için önyargılı da davranmak istemiyorum. fakat 'du darfst mit ihr nicht sprechen, nicht spielen, nichts sagen' dediğine göre (kızımla konuşamazsın, oynayamazsın, hiçbirşey söyleyemezsin) konunun kavga dövüş olmadığını seziyorum. kafamda oluşan görüntü, çocuğunu da devlet zorunlu tuttuğu için okula gönderen, (göndermese alırlar çocuğu) elinden gelse sınıfları kız erkek diye ayıracak bir babanın, kızının teneffüslerde erkek çocuklarla konuşmaması için aldığı önlem olarak, el kadar erkek çocuklara parmağını doğrultup, kaslarını çatarak yasaklar koyması.

o çocuklardan birisi oğlum olsaydı, almanların ırkçı damgası yememek için cesaret edemeyeceği şeyi biz yapar, adama 's.ttir ülkene git' derdik.

afd'ye oy verenler de bunu diyor esasen, hepsinin ırkçı olmadığını düşünmek istiyorum.

evinin bahçesine mescit kurmuş adam duydum ben burda. bu kadar özlüyorsan mescidini, camiini avrupa'da işin ne? noel pazarlarına, noel pazarlarında sıcak şarap satıldığı ve domuz eti bulunduğu için gidemeyen müslüman(?)ların şikayetlerini duydum. gitme kardeşim, gitme. adı üstünde noel pazarı, seni bozuyorsa gitme. ama sen gidemiyorsun diye, dünyaya entegre, saygılı insanların da almanya'da başına bela olma. kendini nerde daha müslüman hissediyorsan oraya git.


afd'yi övüyor değilim, tam tersi. afd'yi fazlasıyla tehlikeli buluyorum

almanya'nın "tehlikenin farkında mısınız?" uyanışına geç kalmasından korkuyorum. ırkçı dangalakların sayısı hiç de az değil. fakat kızdığım o ırkçı dangalaklara böyle güzel malzemeleri altın tepsiyle sunan, hiçbir yere entegre olamayacak, gittiği yeri de kendine benzetmek isteyecek kibirli, müslüman olduğu için herkese her baskıyı kendinde hak gören virüs sürüsü. en büyük zararları göçmenlere, en büyük zararları kendi halinde yaşayan müslümanlara. en büyük faydaları da silah tüccarları ve nazi döneminden kalmış ırkçılara.

sorunun kökenine indiğimizde bir avuç ırkçının 100 sene daha propaganda yapsa erişemeyeceği sonuca, üç beş akla zarar örnek teşkil ederek sak diye ulaştıran akılsız, bağnaz ve cahil göçmenleri görüyoruz.

özetle, afd sebep değil sonuç.

AfD, meclise hangi vaatlerle girdi?

konuyu biraz aydınlatmak için afd'nin 2017 seçim programının önemli maddelerini açacağım, en azından ne vaat ettiklerini öğrenip kim olduklarına kendiniz karar verirsiniz.

dış siyaset

öncelikle afd temelde göçmen karşıtından ziyade ab karşıtı milliyetçi bir parti. seçim kampanyasında ilk gündeme getirdiği başlık; "avrupa birleşik devletlerine hayır", yani avrupa ülkelerinin ab adı altında göbekten bağlı olması yerine daha az kısıtlayıcı bir "işbirliği" çerçevesinde kendi bağımsız para birimlerine ve yasalarına sahip olması gerektiğini savunuyor. bunun haricinde:

-islami terörü uluslarası düzeni tehdit eden en önemli unsurlardan biri olarak görüyor ve seçim programı, teröre karşı "tüm yasal imkanlar dahilinde mücadele edilmesi"ni içeriyor.

-abd ve nato'nun önemli müttefikler olduğu vurgulanıyor, fakat avrupa devletlerinin savunma anlamında daha bağımsız olmaları gerektiği belirtiliyor. alman silahlı kuvvetlerinin dış ülke çıkarlarına hizmet için kullanılması reddediliyor.

-rusya'ya uygulanan ekonomik yaptırımlara karşı çıkılıyor, rusya ile ilişkilerin iyileştirilmesi gerektiği savunuluyor.

-kültürel olarak avrupa'dan uzaklaşan otoriter türkiye'nin ab müzakerelerinin durdurulması ve hatta nato üyeliğinin sonlandırılması çağrısı yapılıyor.

-ab sınırları yeterince kontrol edilemediği için schengen anlaşmasının başarısız olduğu, almanya'nın kendi sınırlarını korumak için bir güvenlik stratejisi belirlemesi gerektiği iddia ediliyor.

demokrasi

afd'nin "popülist" olarak nitelendirilmesine sebep olan vaatlerinden biri isviçre'deki doğrudan demokrasi sistemine geçiş, yani çıkarılması planlanan yasaların halk oylamasına sunulması ve ek olarak cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi. afd karşıtları, halk oylamasının göçmen ve azınlık karşıtı yasaları meşrulaştırmak için kullanılacağından endişe duyuyor. afd, kendisini statükoyu ve bürokrasiyi karşısına almış bir hareket olarak ön plana çıkarıyor. mesela vergilerin hükümet tarafından israf edilmesini suç olarak ceza kanununa sokmayı vaat ediyor. diğer önemli başlıklar ise:

-milletvekillerinin emeklilik maaşlarını kendi ceplerinden karşılamaları.

-başbakanlığa ve milletvekillerine sırasıyla iki ve dört dönem seçilebilme sınırı getirilmesi.

iç güvenlik ve uyum

almanya'ya göç etmenin bir hak değil ayrıcalık olduğunu belirten afd'nin prensipleri kısaca şunlar:

-suça karışan yabancıların sınırdışı edilmesinin kolaylaştırılması, vatandaşlık kazanma haklarının ellerinden alınması, ağır suçlarda vatandaşlıktan çıkarılmaları.

-daha fazla yetkiye sahip, daha kalabalık ve daha ağır silahlı polisler. "nazi partisi" tartışmalarını alevlendiren bir konu.

-vatandaşların ateşli silah ruhsatı almalarının kolaylaştırılması.

-ülkeye izinsiz yoldan girişlere ve insan kaçakçılığına karşı mücadele edilmesi.

-mültecilerin ailelerini almanya'ya getirmelerinin engellenmesi.

-mülteci ve göçmenlerin sosyal yardım kanunlarını istismar etmesinin engellenmesi.

-çift vatandaşlığın sınırlandırılması, vatandaşlık verilmede kriter olarak doğum yerinin değil, soyağacının değerlendirilmesi. (hmm)

-almanya'da görev yapacak imamların alman anayasasını tanıdıklarına dair yemin etmesi, vaazlarda almanca zorunluluğu. ditib gibi dış ülkelere ait oluşumların müslümanlar üzerindeki etkisinin azaltılması amaçlanıyor.

-halka açık alanlarda burka yasağı, resmi kurumlarda çalışanlara başörtüsü yasağı. (duh)

ekonomi-finans

temel politika, almanya'nın euro'dan mark'a dönmesi yönünde. çeşitli kuzey avrupa ülkelerinde nakit paranın yavaş yavaş dijitalleşerek tedavülden kalkmaya başladığı dönemde afd, nakit para kullanımının temel bir hak olduğunu ve kaldırılamayacağını savunuyor. bunun haricinde, olası bir krizde ab ülkelerinin iflas riski taşıyan bankalarına verilecek maddi yardımların üye ülkeler tarafından ortaklaşa karşılanmasını zorunlu kılan brüksel dayatmasına itiraz ediliyor. ab'nin "masraflı" enerji politikalarına karşı çıkılıyor, yenilenebilir enerjiye ve elektrikli taşıtlara geçişi öngören yasaların geri çekilmesi isteniyor. (trump stayla)

-ek olarak, alman teknoloji firmalarının dış ülkelere satılmasının engellenmesi vaat ediliyor. bunun özellikle çin'i hedef alan bir politika olduğu bariz.

eğitim

-çocuk okutan ailelere daha fazla maddi destek.

-üniversitelerdeki islam ilahiyatı bölümlerinin tarafsız "islam bilimleri"ne çevrilmesi.

-islam din dersinin müfredattan kaldırılması.

-okullarda ailenin öneminin vurgulanması, feminizm vb. ideolojilerin okullardan uzaklaştırılması, "gender studies" bölümlerinin üniversitelerden kaldırılması. parti ayrıca kürtaj konusunda pro-life bir yaklaşıma sahip. almanlardaki doğum oranlarının azlığına bakılırsa bunun sebebinin dini değil sosyolojik olması daha muhtemel.

afd ile ilgili tartışmanın çoğunlukla yabancılar hukuku ağırlıklı olması normal, çünkü parti bu seçimlerdeki en temel üç politikasını "sınırların kontrol edilmesi, göç kurallarının yeniden düzenlenmesi ve sığınmacı statüsünde olmayan illegal göçmenlerin sınırdışı edilmesi" olarak açıklamış. mülteci sorunu tüm dünyanın gündeminde olan bir mesele ve 2013'ten beri önemini yitirmedi.

kaynak

DAHA FAZLA İÇERİK