İkinci Dünya Savaşı'nın Atmosferini Çok İyi Yansıtan Mükemmel Filmler
Dünya siyasi tarihinde çok önemli bir yere sahip olan II. Dünya Savaşı, haliyle birçok filmde de çeşitli şekillerle anlatıldı. İşte onlardan bazıları.

Der Untergang

ilk izlememden aylar sonra ancak 4. defa izleyip hakkında bir şeyler yazmaya cesaret edebildiğim film. fellini satyricon daki imparatorluğun grotesk ve itici çılgınlığının bu filmde sığınakta son günlerde yapılan partiler, eğlencelerle nasıl örtüştüğünü, wenders'ın der himmel uber berlin'indeki parçalanmışlığa karşın alman halkının bir zamanlar nasıl bir bağ içinde olduğunu, vilsmeier'in stalingrad'ında cephede mahvolan askerlere karşı berlinde bir sığınakta ferreri'nin la grande bouffe'sini aratmayacak subay davranışlarına kadar bir çok filmi beynimde çalkalamış, hepsinden de önemlisi bunların hiçbirinden etkilenmeden kendine özgü sinematografisiyle beni koltuğa zımbalamıştır. soranlara sadece başyapıt deyip geçebiliyorum.

Das Boot

tek mekanlı filmleri çok severim, bu da onlardan biri. bunun yanında izlediğim en iyi savaş filmi kesinlikle. yaklaşık 3.5 saat sürmesine rağmen kesinlikle daralmıyorsunuz. şöyle daralıyorsunuz ki küçücük yatakların, küçücük tuvaletin olduğu, yemek yiyecek masanın bile olmadığı (kaptanın masası hariç) bir denizaltı. her yatakta 2 kişi yatıyor, 55 adam 1 tuvalete giriyor. izmir'de inciraltı'ndaki denizaltının içine girdiğim için ne kadar klostrofobik bi alan olduğunu da az çok bildiğimden arada daralmalar geldi tabii.

A Bridge Too Far

1977 yapımı bir ii. dünya savaşı filmi. yönetmen richard attenborough..sean connery, gene hackman, michael caine,robert redford filan oynuyor. müttefiklerin normandiya çıkartması sonrası ren nehri üzerindeki bir köprüyü ele geçirmek için paraşütçü birliklerini sınıra indirmeleri ancak stratejik bir hata sonucu paraşütçülerin çok uzağa indirilmesi ve bölgedeki alman birliklerinin sanıldığından daha güçlü konumda bulunması gibi birkaç ayrıntı yüzünden market garden adıyla bilinen harekatın büyük bir hatalar yığınına dönüşmesine neden olacaktır. ikinci dünya savaşı üzerine yapılmış en sağlam filmlerden biridir.
aynı isimle bir close combat senaryosu da bulunmaktadır.

The Thin Red Line

çocukluğu vietnam filmleri izleyerek geçmiş ve artık silah zoruyla dahi savaş filmi izlemeyen biri olarak, izleyip de beğendiğim (ve buna çok şaşırdığım) savaş filmi olmuştur. ölümün acılığı, savaşın canavarlığı son derece gerçekçi bir şekilde ama çiğ bir gerçekçilikle değil şairane bir şekilde anlatılmış. sanat budur işte.

Schindler's List

her seyredişte ağlatan, en azından insanın boğazında acı bi düğüm oluşmasına sebep olan harika film.

Enemy At The Gates

her şeyden önce savaşın ne kadar iğrenç bir şey olduğunu bir kez daha gösteren ve çok iyi çekim sahnelerine sahip ortalamanın oldukça üzerinde bir jean-jacques annaud filmi.

ve bu savaş içinde, dünyanın en samimi ve gerçekçi sevişme sahnesini bulunduran bir filmdir de aynı zamanda.

Saving Private Ryan

2. dünya savaşı belgeseli izlemek yerine bu savaşı birebir yaşamak istiyorsanız -her ne kadar abd gözünden olsa da- bunu size hissettirebilecek belki de tek film.

insana öyle bir psikoloji yaşatıyor ki, filmi izledikten sonra dünyada savaş ve silah olmasın istiyorsunuz. sadece filmin başını izlemek bile buna yetiyor. insanların yüzyıllardır bir hiç uğruna savaştığını düşünmekten başka bir şey gelmiyor aklınıza.

Stalingrad

film gerçekten enfestir, külttür. emir komuta zinciri altında bir grup insanın ne hale gelebildiğine, nasıl insanlıktan çıkabildiğine dair çarpıcı tespitlerde bulunur. emri altındaki binlerce asker açlık ve soğukla boğuşurken komutanların kendilerine sakladığı geniş imkanlar ve bu ikiyüzlülüğün vatan millet edebiyatıyla örtülmesi günümüzde halen mevcudiyetini sürdüren insanlık ayıplarıdır. özetle insan bu filmi izledikten sonra insanlığından utanmaktadır.

Patton

kelebek, maymunlar cehennemi ve boys from brasil filmlerinin yönetmeni franklin schaffner' dan ikinci dünya savaşında avrupa'da geleral olan patton'un gerçek hayat hikayesi. 20. yüzyılda psikopat bir don kişot olan savaş tarihi uzmanı patton' ın izlenmeye değer kişiliği ve yaşantısı kendisi ile birlikte avrupa'da savaşan general bradley'in romanından uyarlanmış. yer yer tarihi gerçekliği olan görüntülerin bile sürreal bir havada verildiği filmde bence en güzel şey patton'ı oynayan george c. scott'ın harika oyunculuğu.
filmde ve gerçekte de almanların patton'ı amerikalılardan çok daha iyi anlayıp daha fazla saygı duymaları ise son derece kayda değer.

La Vita è bella

seyrettigim en iyi filmlerden biri. cok etkileyici, dusundurucu, duygusal.roberto benighi'nin muhtesem eseri. toplama kampi sahneleri, hele hele filmin sonu insani kopartir. bir babanin cocugu icin yapabilecegi en buyuk fedakarliga sahit oluyoruz bu filmde.tek abuk taraf amerika'nin yine "dunyayi kurtaran", "olaya el koyan" pozisyonuna konmasidir.yaniniza bol bol selpak alip seyredin. yazarken bile kotu oldum yaaa.

 Idi i smotri

gelmiş geçmiş savaş karşıtı filmlerin belki en önemlisi, büyük olasılıkla en serti… izlemeye kalktığınızda kafanızın bozuk, canınızın sıkkın olmamasına özellikle dikkat edin.
holivutun götünü yırtsa çekemeyeceği filmlerden biri… gel de gör!

Bu içerik de ilginizi çekebilir

DAHA FAZLA İÇERİK