İlham Kaynağı Denen Şeyi Yaratan ve Hayattan Aldığınız Hazzı Belirleyen Hormon: Dopamin
Hayatta aşırı anlam yüklediğimiz çoğu soyut şey gibi haz ve mutluluğun kaynağı da aslında beyinde üretilen bir kimyasal sadece.
İlham Kaynağı Denen Şeyi Yaratan ve Hayattan Aldığınız Hazzı Belirleyen Hormon: Dopamin
iStock

bir molekül düşünün ki salgılanır salgılanmaz size; yaşam amacınızı, güdülenmenizi, konsantrasyonunuzu, enerjinizi, düşünmenizi, özgüveninizi, kendinize olan güveni hemen geri versin. bunların hepsini ve daha fazlasını kontrol etsin...

evet bu dopamin. yaklaşık 4,5 yıldır devam eden (ve hala devam edecek olan) tıp hayatımda en çok sevdiğim ve bende en çok merak uyandıran nörotransmitter madde. insan beyninin bug'u aynı zamanda. nasıl mı?

bağımlılık yapıcı maddeler, uyarıcılar, stimülantlar, nikotin, kafein... hemen hemen hepsi dopamin üzerinden etki gösterir. beyindeki mezolimbik yolak'taki dopamin miktarını arttırırlar. bu yolak insandaki haz merkezidir. kullanılan maddelere ya da yapılırken zevk alınan davranışlara bağımlılığın başladığı yerdir. artan dopaminle beraber gelen haz, mutluluk, enerji, keyif durumunun hissedilmesidir. buraya kadar her şey normal.


peki bağımlılık nasıl oluşur?

sürekli dopamin salınımını arttıran etmenler (amfetamin, kokain, metilfenidat, morfin, eroin, seks, nikotin) doğal olarak dopamin reseptör sayısını da arttırır. böylece nöronların yine aynı şekilde uyarılabilmesi için daha fazla reseptörün dopaminle eşlenmesi gerekir. bunun için de madde kullanan birey, aynı etkiyi tekrar yaşayabilmek için daha fazla kullanmaya başlar. overdose dediğimiz olay gerçekleşir. alınan bu fazla doz maddeye uzun süre dayanamayan sinaps hücreleri zamanla körelmeye, atrofik olmaya başlar. böylece bağımlılık gerçekleşmiş olur.

ayrıca dopaminin fazla salgılanması şizofreniye, az salgılanması da parkinson hastalığına neden olur.

normal bir bireyde zaman zaman depresif duygu durumların oluşması, her zaman keyif alarak yaptığı işlerden keyif almamaya başlaması, genel olarak bir isteksizlik hali, güdülenme problemleri, konsantrasyon eksikliği ve daha bir çok istenmeyen durum genel olarak dopamin eksikliğinden ileri gelir. semptomatik tedaviyle bir kaç saat ilâ bir kaç gün içerisinde kontrol altına alınır. dopamin sentezi ya da metabolizması bozukluğundan şüphenilen kişilerde, idrar örneği alınır ve içeriğindeki homovalinik asit (adrenalinin yıkımı ile oluşan madde) düzeyine bakılır.

kısacası

dopamin, insanın beyninin farkına varmasını sağlayan bir katekolamin çeşididir. bunca icadın, buluşun, keşifin yapılmasını sağlayan, beklenen "ilham" kaynağını yaratan mikronluk mucizedir.

maksimum seviyesine ödüle ulaşıldığında degil, beklenti moduna geçmemizle ödülü almamız arasında çıkıyormuş bu meret

yani ödüle ulaşmak için harcadığımız çaba süresince dopamin seviyesi artıyor ve eğer ödül bizi çalışmaktan vazgeçirecek kadar uzakta değilse (dondurma yemek için bir ay beklemek bizi heyecanlandırmayabilir, ama bir saat boyunca ders çalışmak için makul bir hediyedir) maksimum seviyeye çıkıyor. çalışmayı bitirdiğimiz zaman bu seviye düşüyor.

işin ilginç yanı çalışmayı bitirdigimizde ödüle her zaman ulaşamıyorsak (köpeğiniz fırlattığınız oyuncağı geri getirdi, ama bisküvisini vermediniz) bir dahaki denemede dopamin seviyesi daha da artıyor.

bunları kaynağından dinlemek isterseniz eğer:

california academy of sciences üyesi robert sapolsky'den dopamin üzerine

dopamin ve dopamin reseptörleri arasındaki ilişki kısaca şöyle

dopamin bir fiş ve reseptörler de birer priz .

fişi prize taktığınızda mutlu oluyorsunuz, haz duyuyorsunuz.

mastürbasyon, porno, sigara gibi bağımlı oldugunuz şeyleri yaptığınızda aldığınız haz max. düzeye çıkıyor ve bir iki dakikalığına dopamin patlaması yaşıyorsunuz ...

bunu tekrar ettikçe beyin diyor ki , "vay amına koyayım bu kadar fiş var, ben bari daha büyük bi priz yapayım yoksa yetmez aq" diyip reseptörlerinizi daha büyük hazlara uyarlıyor.

sonra siz aslında haz almanız gereken olaylardan (tatlı bi sohbet , kitap okumak gibi) haz alamıyorsunuz.

bu olayları yaptığınızda fiş beyninize gidiyor ve bi bakıyor eşşek kadar bi priz
var ve o eşşek kadar prize giremiyor. dolayısı ile mutluluk duygusu yaşamıyorsunuz.

küçük olaylardan haz alamama ile başlayarak çok büyük sıkıntılara kadar gidiyor .

Bu içerik de ilginizi çekebilir