İngiliz Edebiyatı'nın İlk Yazılı Örneklerinden Canterbury Hikayeleri'nin Ortaya Çıkış Öyküsü
Hem 1476 tarihli Canterbury Hikayeleri'nin çıkışını, hem de "İngilizce'de neden bu kadar çok çeşitli kelime var?" sorusunun cevabını veren bir yazı.
İngiliz Edebiyatı'nın İlk Yazılı Örneklerinden Canterbury Hikayeleri'nin Ortaya Çıkış Öyküsü


evvel zaman içinde, angıllar sakson iken, ben deyim yüzlerce, sen de binlerce norman bugünkü fransa'nın kuzeyindeki normandiya bölgesinden ingiltere'ye geldiler

tarih 1066'yı gösteriyordu, başlarında william diye bir adam vardı. yalanım varsa iki gözüm önüme aksın, bu william'ın o zamanlardaki adı piç william idi, fakat ingiltere'yi fethedince adı fatih'e çıkacaktı.

nedeni nasılı uzun, adına (bkz: bayeux tapestry) yahut bayeux duvar halısı denen bir uzunca halıda bu normanların ingiltere'yi nasıl fethettikleri film şeridi gibi anlatılıyor. (ah, size bayeux halısının neden kıymetli olduğunu uzun uzun anlatabilsem, fakat viran olası hanede evlad u iyal var) imdi bu normanların aslı viking'tir, fakat yerli fransızlarla karışıp, normanca denen bir çeşit fransız dili konuşur olmuşlar. ingiltere'ye geldiklerinde, bu dili getirdiler işte.

Bayeux Tapestry'nin bir parçası.

normanlar o gazla ta iskoçya'ya ve irlanda'ya varana dek britanya'yı işgal ettiler

ingiltere'ye kaleler kurdular, o kalelere kurulup, fakir anglo-saksonları tebaa edip çalıştırdılar.

ingilizce'nin cermenik yapısındaki ilk büyük kırılma böyle yaşandı, alttaki keltçe etkisinden de büyük: fransızca sözcükler ve bazen gramer kuralları ingilizceye girmeye başladı. fakat şöyle bir durum vardı: soylular norman fransızcası konuşuyor, sıradan halk evrilmeye başlayan o zamanın ingilizcesini konuşuyorlardı. bu daha sonra azınlık soylular da ingilizce konuşmaya başlayıp ingilizce yerli yerine oturduğunda ingilizceye fransızcadan geçen sözcükler bu tarihi bölünmüşlüğü bize gösterir oldu. sözgelimi koyun, inek için kullanılan isimler öz hakiki ingilizce (sheep, cow) kalırken, bunların etleri fransızca sözcüklerle anıldı: mutton koyun eti, veal dana eti. zira fakir, ingilizce konuşan halk bu hayvanları yetiştiriyor, fransızca konuşan soylular yiyebiliyordu. yine ingiliz hukukunda care and attention (ilginize ve ilginize), null and void (geçersiz ve geçersiz) gibi saçma ikilemeler bu yüzden çıktı: kelimelerden biri yargıçlar anlasın diye fransızca, diğeri halk anlasın diye ingilizcedir.

işte tam bu esnada, chaucer diye bir adam çıktı ortaya, geoffrey chaucer

herkeslerin norman fransızcası konuştuğu saray çevresinde nihayet o, yüksek kültür ürünü bir ingilizce eser kaleme aldı: canterbury hikayeleri. bu eserle birlikte ingilizce bir yazı dili oldu, artık yavaş yavaş muteber bir dil haline gelecekti. dante italyanca için ne yaptıysa, chaucer de ingilizce için öyle yaptı.

Geoffrey Chaucer

canterbury hikayeleri ingilizce, biraz kırsal kokan hikayelerdir. eğlencelidir de, bir bölümde örneğin kahramanımız cehennemde gezgin keşişlerin (friar) yerinin neresi olduğunu merak eder. birebir chaucer deyimiyle onların yeri "şeytanın göt deliğinin ta içinde, oğul vermiş arı gibi"dir.

chaucer'in 14. yüzyılda yaşadığını aklınıza getirin. ingilizce en son ve büyük, cermenik akrabalarıyla karşılıklı anlaşılabilirliğini bayağı yitirecek kadar büyük dönüşümünü geçirdikten sonra ilk adamakıllı ingilizce eser onunkidir. esasen ingiliz edebiyatı, chaucer öncesi veraset daha gölgeli olduğu için, çok taze bir edebiyattır diyelim.

shakespeare üstadın kimi sonelerinde bugünkü yazımla kafiye hatası var gibi duruyor. ama yok, güzel bir çalışmayla shakespeare dönemi telaffuzunu diriltmişler, bir de orijinal telaffuzla sahnelemeye başlamış eşşoleşşekler.

izleyin

Shakespeare: Orijinal heceleme.


Bu içerikler de ilginizi çekebilir