İngiliz The London Gazette'nin 24 Temmuz 1683 Tarihli "Türkler Viyana'da" Haberi
II. ve son Viyana kuşatması 14 Temmuz 1683'te başlamış ve aynı yılın 12 Eylül'ünde de muharebeye geçilmişti. İngiltere, matbaayı ilk defa 1726'da kullanan Osmanlı'ya göre bu konuda hayli ileri olduğu için İngiliz The London Gazette bu kuşatmayı standart bir haber olarak sayfalarında yazmış. Günümüzden bakınca bir acayip geliyor insana.

24 temmuz - 30 ağustos 1683 tarihinde yayınlanan The London Gazette'nin haftalık sayısındaki haberin sayfaları şöyle


İlk paragraflardan birinin Türkçe çevirisi

orjinali: "from the ımperial camp, july 18. the turks continue to shoot great numbers of bombs and fireworks into vienna, and have for three days closely guarded all the passages, that none can go out, or return into it. ın the mean time count starenberg defends it with great courage, and has, as we are informed, caused three burghers' to be hanged, for discoursing of surrendering it into the turks."

türkçesi: "otağ-ı hümayun'dan, 18 temmuz. türker viyana'ya muazzam sayıda bomba ve patlayıcı atmaya devam ediyorlar, ve üç gündür bütün geçitleri sıkıca tutuyorlar, böylece kimse dışarı çıkamıyor ya da içeri giremiyor. bu arada kont starenberg viyana'yı muazzam bir cesaretle savunmakta, öğrendiğimize göre üç köylü türklere teslim olmayı tartıştıkları için idam edildi."

Dönemin basın-yayın ortamına dair

bu gazeteler şaşırtıcı değildir. ingilizlerin 17. yüzyılda irili ufaklı 300 gazetesi vardı. türklerle venedikliler harb ederken, harbi gözlemek için savaş gazeteleri italya'da çıkardı; fogli d’avvisi nâmıyla savaşı takip ederdi. bunlar acayip şeyler değildir. bu da 1500'lere falan tekâbül ediyor.

bu gazeteleri çıkartan da devletler değil. zengin aristokrasi. avrupa'da ticaretin canlandığı, paranın ve gücün merkantilizm sayesinde tüccarların, burjuvanın veya aristokrasinin elinde toplandığı seneler. bunlar da para kazanmak için bunları yapmıştır. osmanlılarda böyle bir sınıf teşekkül etmediği için, basın yayıncılığın geç gelişmesi oldukça doğal. teknolojiyle falan bir alâkası yok bunun, gutenberg'in boktan matbaasından çok daha iyi matbaalar vardı dünyanın her tarafında. memlûkler bile 15. yüzyılda matbaada kitap basıyordu. yok şeytan icâdıymış da, bilmem ne de... bunları geçeceksiniz, bu tür şeyler toplumların ve devletlerin sosyolojik/iktisadî vaziyetleri ile alâkalıdır. osmanlı topraklarında matbaaya ihtiyaç duyulmamıştır. çünkü osmanlı eğitim sistemi el ile kopya etmeye ve birçok kitap okumaya değil, aynı kitapları çok kere okumaya dayanır. bugün 150 kitap okuyorsun yarısı aklında kalmıyor. açıp bakıyorsun. osmanlılarda bu yoktur. herkes ezberler.

ayrıca osmanlılar bir isyanı ne kadar zaman sonra öğreniyorsa, bir gazete de haberi o kadar zaman sonra merkeze ulaştırabilir. çünkü aynı vasıtalarla (at yani) götürülür. yani şu basit hesabı yapamayıp osmanlılarla ingilizleri mukayese etmek yersiz.

O zamanlardaki okuma oranları

bu gazete, dünyanın en eski yayınevine sahip (bkz: cambridge university press) ingiltere'de basılmış bir gazetedir. yani 1584 yılında ilk kitaplarını basarak osmanlıya 145 yıl fark atmışlardır.

öte yandan, o dönemde ingiltere'de okuma yazma bilme oranı %15. osmanlı'da matbaanın kurulduğu yıllarda (bkz: 1726) ise okuma yazma oranı %50'nin üzerinde. osmanlı'nın son dönemlerinde okuma yazma oranı en iyi tahminlerle %4. türkiye ise bu %50 orana 1960'larda ulaşabilmiş.

Haberde neden "Osmanlı" değil de "Türkler" şeklinde bir kullanım var?

osmanlı devleti için tarihin her döneminde "türkler-türk imparatorluğu" şeklinde bahsedilmiştir. 

alman'ların hazırladığı latince harita; turcici imperii


fransızca harita; l'empire des turcs


ingilizce harita; turkish empire

Lisans Sonrası Kapağı Avustralya'ya Atmak İsteyenlere Tavsiyeler

Nereden Nereye: 1930 Yılında Kanada'da Yayınlanan Türkiye Kadın Hakları Karikatürü