İngilizce Öğrenirken Yapılan Hatalar
İngilizce Öğrenirken Yapılan Hatalar
iStock.com

anadilinin yapısını, kurallarını, düşünce ve dil arasındaki bağı bilmemek en kritik olanıdır.

dalga geçmek için söylemiyorum türkçesi iyi olmayanların ingilizce öğrenmesi epey güçtür.

naçizane:
1. surekli konusurken kuracagi cumleleri once turkce kurup, kafada ingilizceye cevirmeye calismak

2. bunu yaparken gramerde bogulup "ay bunu buraya mi koyacaktık?" diye debelenerek ardindan gelen " ay yapamiyorum rezil olacagim" endisesiyle cumleyi kuramadan yarida birakmak

3. oxford/longman/cambridge kitaplarinin sadece gramer kitabini alip, sonu gelmez tanesi 10 cumleli bosluk doldurma aktivitelerini yapmaktan sikilinmasi

4. ekstra ozel kursa gidiliniyorsa sinifta basic 4 skills icin esit oranda aktivite yaptirilmamasi, ogrencinin de kendini "nasi olsa ortak sinif ehehe" diye sikmamasi
5. sadece ingilizce degil herhangi bir dil de olabilir bu, bir dilin ogrenilirken o gun 2-3 saat calisildiktan sonra "yeter" diyerek kitabin kapatilmasiyla gunluk ogrenme surecinin durdurulmasi.

şimdi gelelim bu sorunların nasıl çözüleceğine,

1.bakin arkadaslar, eger ingilizce ogrenmek istiyorsaniz bu ustteki 5. maddeden kati surette kacinmalisiniz. diyelim ki o gun yeni bir tense ogrendin, aktiviteleri yaptin tamam, ama orda onu birakma. git cumle kurmaya calis kendi kendine. gerekirse evdekilerden manyak damgasi ye, ama gec aynanin karsisina hangi gramer kuralini ogrendiysen hangi sozcukleri ogrendiysen o gun birlestir ikisini uydurmasyon konusmalar yap kendi kendine. kendin uydur kendine anlat. boylece hem zamanla uzun soluklu bir konusmayi devam ettirmek senin icin daha kolay olacak hem de 3 cumle kurduktan sonra tikanmayacaksin. cunku bunu yaparsan kelimeler, dusunceler aklina daha kurdugun cumle bitmeden gelecek ve bir bakmissin 10 dakikadir soluksuz konusuyorsun. istersen supernovalardan gir istersen bakkal nuri amcanin gotunu anlat bana ne kardesim sen hizlandin mi? hizlandin. kendini dinledikce aksanini duzelttin mi? duzelttin. iste bu kadar.

2.bir dili ogrenmek, sadece yapilarini ogrenip sozluklerini ezberlemek degildir. ingilizce ogreniliyorsa o dilin her kullanimi ogrenilmeli. (formal, informal, street jargon) "mr. and mrs. brown will go to the beach" minvalinde cumleler kurmayi her yer ogretiyor. ancak yabancı biriyle konustugunda adam sana "brown`s are planning to enjoy themselves on the beach today" derse e biraz okuzun trene muhabbetini yasarsin. demem o ki hicbir zaman klasik ogretilenlerle yetinilmemeli, turkcede bile ayni kelimenin 473828 es anlamlisi var, ayni cumlenin bircok soylenis bicimi var. ingilizcede nasil olmasin? hep daha fazla neyi nasil ogrenebilirim acliginda olunmali.

3.eger dili yeni yeni öğrenmeye basladiysaniz sakin ama sakin yilmayin. hickimse einstein degil. bazi insanlarda dillere karsi ozel yetenek olabilir, onlar daha hizli ogreniyorlar ühü diye sakin kendinizi azdirmayin. sorarim sana, lisede "lan su mehmet mali bile fizigi daha cabuk kapti" diye fizik ogrenmeyi biraktin mi? onu gec yahu hindistandaki satici amca sokaklardan kaptigi ingilizceyle fransizlari gondikleyecek ticari ingilizceye sahipse sen kitaplarla çalışarak ve kendin emek vererek neler yaparsın neler. az guven.

daha aklima glirse editler paylasirim gelecegin mr.&mrs. brownlari. vazgecmek yok! opuldunuz.

okunan/duyulan sözcükleri veya cümleleri türkçeye çevirerek anlamaya çalışmak & söylenmek istenen şeyin önce türkçesini düşünüp ingilizceye çevirmek; kısacası devamlı kendi anadilin üzerinden çeviri yaparak yolu uzatmak. bu yanlış bir yöntem çünkü dil öğrenirken yapılması gereken kelimelerle görsel bağlantı kurmaktır. mesela apple dendiğinde beyninizde elma görüntüsü belirecek, "aa bu türkçede elma demek" diye düşünüp süreci uzatmamalısınız.

ikinci büyük hata da bence gramer öğrenmekle başlamak, tıpkı ilkokuldan beri bize öğretildiği gibi. anadilinizi öğrenirken önce cümle yapısını mı kavrıyorsunuz, yoksa günlük konuşmaları duydukça beyniniz o gramer kurallarını kendiliğinden mi benimsiyor? kimse konuşmayı yeni öğrenen bir çocuğa gramer bilgisi vermez sonuçta. bu yüzden dilin diyaloglar üzerinden geliştirilmesi lazım, tuğla gibi matematik formüllerini andıran kurallarla dolu kitaplarla değil.

biliyorum hepinizin çevresinde var şu gerzek adamdan bir tane. yazıyorum ki hasbelkader okuyup artık o nal gibi egoyu kenara bıraksınlar ve gerçek bir beginner olduklarını kabul etsinler. valla gına geldi.

bu gerzek yarım yamalak ingilizce bilir ve egosuna yenilip bir türlü ingilizce öğrenemez. internette dil öğrenme hakkında binbir taktik var, benim anlatacaklarım başka. önce aşağıdaki örneklere bakın ibret alın sonra gelsin altyazısız ingilizce filmler. anlatıyorum.

- aksan merakı

sadece türklerde gördüm bunu. aksana aşırı takık olmak bile başlı başına dili az bildiğinizin göstergesidir. takmayın. bir dilin aksanını edinmek, en basitinden o ülkede yıllarca yaşamayı veya hadi bi ihtimal, o dilin native speaker'ları tarafından sıkı bir eğitimden geçmiş olmayı gerektiriyor. (çemçük ağzınızla r'leri bastıra bastıra konuşarak unbelievable aksanlı bir amerikalı olmuyorsunuz, sadece çemçük ağızlı bir gerzek oluyorsunuz) gerçekten o dili çok iyi bilen hocalarımın hiçbirinin aksana gram takılmayıp gayet türk aksanıyla ama saatlerce nefes almadan sıfır hata ile konuştuğunu görünce çok iyi anladım. derdiniz aksandan ziyade pronunciation olmalıdır. yani karşınızdakinin anlayabileceği şekilde, doğru telaffuz etmelisiniz.

-dil bilmemeyi ego meselesi haline getirmek

yine bir türk saçmalığı. yarım yamalak ingilizce bilir ama bilmiyorum veya az biliyorum demeyi egosuna yediremez, beginner haliyle advanced kurda eğitim almaya çalışır. biliyorum diye geçindiği için beynini dil öğrenmeye kapadığının farkında değildir. sanki bana queen victoria'nın torunu gerzek. "sadece konuşmada biraz problemim var kalanında gayet iyiyim" cümlesinden tanıyabilirsiniz. (sözlüğe bakmadan continuous bile yazamıyor)

-ingilizce duyunca şeytan görmüşe dönmek

bu gerzeğimiz her lafının arasına gerekli gereksiz ingilizce kelime sıkıştırıp (gerektiği durumlar da var ve kim artistliğine kim gerçekten gerek duyduğu için yapıyor çok belli oluyor.) başka biri laf arasında ingilizce kelime kullanınca aklınca dil naziliğine soyunup cin çarpmış gibi tepkiler verir, karşısındakini artistlikle suçlar. acımayın dövün.

-başkasının telaffuz hatalarıyla dalga geçmek

dil bilmeyen adamın bir başka eziklik dışavurumudur. az bilen ya da bilmeyen biri yanlış telaffuz edince akbaba gibi onun üzerine çullanır, hatasıyla aklınca dalga geçer. beginner haliyle dil bilmemenin ego tatminsizliğini başkasıyla dalga geçip telafi etmeye çalışır.

-hata mı yaptım diye çıldırmaktan konuşamamak

daha de ve ki eklerinin doğru yazımından bihaber olup ingilizce bir şey anlatmaya çalışırken hata yapmayacağım diye kastıkça kasar. dile kafa göz dal demiyorum da, bir kelime etmişken "ay doğru mu dedim" yazarken "ay doğru mu yazdım" diye karşındakini darlama yahu. yedi göbek windsor değilsen derdini de geç.

sonrası kolay, sonrası dans ve renk.