İngilizlerin Günümüz Popüler Müziğine Dev Hakimiyeti Neler Sayesinde Şimdiki Halini Aldı?
Arctic Monkeys'den Radiohead'e, Queen'den Led Zeppelin'e İngiliz popüler müziğine hemen hemen herkesin bayıldığı bir gerçek. Peki bu durum ne zamandan beri tüm dünyayı etkisine almış durumda?
İngilizlerin Günümüz Popüler Müziğine Dev Hakimiyeti Neler Sayesinde Şimdiki Halini Aldı?
Arctic Monkeys


ingiliz müziğinin dünya müziğine etkisi, müziği sadece pop ve rock'tan ibaret gören zihniyetin "olmasa dünyada müzik olmazdı" dediği bir etkidir

evet 20. yüzyıl müzikal açıdan pop ve rock çağıydı. özellikle yüzyılın ikinci yarısı beatles'tan itibaren anglo-sakson çağıydı. kimileri için müziğin kalbi yalnızca liverpool ve manchester'da attı. ama müzik evrenseldir ve evrensel olan bir şey, herhangi bir zaman dilimine veya belli türlere indirgenerek değerlendirilemez.

gerçi ne farkeder ki! ne de olsa şimdilerde, "herkesin on beş dakikalığına ünlü olduğu" beklenen o warhol çağındayız. bu çağda, 'normal'e ve 'düzen'e geçit yok. 'sıradışı' ve 'absürd' olduğun ölçüde takip edilirsin instagram, vine, youtube, twitter gibi (a)sosyal platformlarda. artık nostaljiye ve romantizme yer bırakmayan bir çağdayız. orwell'ın totaliter evreni, yerini huxley'in tüketme sınırsızlığı vaad eden cesur yeni dünya'sına bırakalı çok oldu. çağımız acımasız, çağımız hızlı. işte bu acımasız hızdan dolayıdır ki her şeyin git gide silikleşmesi, ufalması, ucuzlaşması. einstein da o ünlü kuramının felsefi boyutunda bunu ima etmiyor muydu? requiem for a dream filmine yalnızca bir "dram" olarak bakmamamız ve bazılarımızın ikinci kez izlemek istemeyişi de hep bundan, hep bu hızlı akan yaşamdan, bu yalnız olma, yalnız ölme korkusundan değil midir! 

The Beatles Avustralya Konser Kaydından Bir Kesit


asıl konumuza, yani ingilizlerin müzik dünyasında neden "öne çıktıkları" iddiasına bir bakalım

- kanımca ingiliz müziğinin popüler olmasında en önemli etkenlerden biri dildir. ingilizcenin evrensel bir dil olması, kültürünün ve müziğinin diğer dillere nazaran daha kolay yaygınlaşmasına vesile olmuştur. çünkü her insanın müzik beğenisi farklılık gösterir. kimisi ritme, kimisi kullanılan çalgılara ve kimisi de sözlere odaklanır. işte bu sözlere odaklanan kitlenin büyüklüğü, ingiliz müziğinin gelişimiyle paraleldir. dediğimiz gibi, dinleyicilerin bir kısmı, ne dinlediklerini bilmek isterler. ama ingilizce söylemedikleri halde yunan maria farandouri, nana mouskouri, haris alexiou, manos hadjidakis, mikis thedorakis vs; fransız , edith piaf, jacques brel, yves montand, charles aznavour, serge gainsbourg vs; ve başlı başına bir tarz olan iskandinav ekolü de ingilizler kadar başarılıdır kanımca.


Serge Gainsbourg & Jane Birkin - Je T'aime... Moi Non Plus


- ingiliz müzisyenlerin ikinci önemli artısı ise kültürel emperyalizm ile ilgilidir. bilindiği üzere, ingiltere bu konuda amerika ile birlikte dünyada en başarılı ülkedir. en basitinden şöyle bir örnek vereyim; türkiye'de ve birçok ülkede (ispanya, yunanistan vs) kurulan ilk futbol kulüplerinin ingiliz olması tesadüfle açıklanamaz. kültür pazarlamasına bir başka örnek olarak amerikalıların kore savaşı'nda marilyn monroe gibi bir efsaneyi kore'ye götürmesi gösterilebilir. monroe'nun başta türk taburu olmak üzere, çeşitli askeri birliklere moral ziyareti yapmasının sadece "moral verme" amaçlı olduğunu düşünmek pek iyimserlik olur her halde.

işte ingiliz müzisyenlerinin popülaritesi de böylesi bir reklam ve pazarlama gücünün sonucudur. bu durum, onların yeteneksiz olduğu anlamına gelmez. ama diğer ülkelerin müzisyenlerine nazaran daha çabuk ünlü olmasını sağlar. bir başka açıdan, şener şen'in her hangi bir amerikalı ya da ingiliz oyuncudan kötü olup olmaması nasıl ki biz türkler için ikilem teşkil etmiyorsa (büyük çoğunluğundan daha iyi olduğunu biliyoruz), keza az tanınmış bir yunan müzisyenin de bir queen yeteneğinde olmadığı iddia edilemez. aslında bu konuda şahsi bir kanaat dile getirirsem, sözlükte persona non grata bile ilan edilebilirim.

Marilyn Monroe, Kore ziyareti sırasında. (1954)

peki yukarıda saydığımız ingilizler lehine olan gelişmeler, neden ikinci dünya savaşı yıllarına kadar, yani yüzlerce yıl, geçerli değildi ? ikinci dünya savaşından öncesine nazaran ingilizler, neden müzik piyasasında şimdiki kadar etkin değildi? bunların yanıtlarını da ingiliz müziği severlerden duymak isterim.

- peki acaba kaç tane klasik müzik icra eden evrensel ingiliz besteci ismi verilebilir? o devasa "güneş batmayan imparatorluk" döneminde bile ingilizler andrew lloyd webber dışında evrensel besteci çıkartamamıştır. oysa almanya ve rusya'nın ortasında tarih boyunca ezilen mazlum polonyalılar, krzysztof penderecki ve frederic chopin; kibirli batı avrupalılar tarafından her daim küçümsenen macarlar, franz liszt ve bela bartok; devletsizliği gelenek haline getirmiş çekler, leos janacek ve antonín dvorak gibi dünya çapında besteciler yetiştirmiştir. klasik müziğin en önemli isimlerini bünyesinde barındıran alman, italyan, rus ve fransızları saymıyorum bile. zira bu milletlerin bestecilerini yazmaya kalkmak, sayfalar dolusu entry gerektirebilir.

Leoš Janáček - In the Mists


işin özü şudur ki, müziği dar kalıplar içerisinde değerlendirmek hatadır. kaldı ki ben de aslında avrupa merkezli bir yorumda bulundum. daha doğrusu avrupa odaklı. çünkü bilgim dahilinde olan bu. yani eminim kore'deki tüm şarkılar gangham style gibi içi boş değildir. mutlaka uzakdoğu'da, latin amerika'da, ortadoğu'da ve afrika'da da avrupalı müzisyenler seviyesinde insanlar vardır. ama bırakın başka kıtaları, biz daha anglo-sakson kültüründen sıyrılamamışız.

ABD'de, Siber Zorbalık İçin İlk Eyalet Yasasının Oluşturulmasına Sebep Veren Ölüm: Megan Meier