İnsan Ölçeğinden Uzak, Devasa Beton Kütlelerin Bir Araya Geldiği Komünist Mimari
Komünist Mimari diye bir akım aslında yok fakat bir dönem Sovyetler Birliği'nin başını çektiği Doğu Bloku ülkelerinde denenen ancak başarılı olamayan bir kavram.
İnsan Ölçeğinden Uzak, Devasa Beton Kütlelerin Bir Araya Geldiği Komünist Mimari

komünist mimari bir akım değildir, yalnızca marksist ideoloji ışığında var olma iddiası taşımış eski sovyetler birliği'ndeki ve doğu bloğuna dahil diğer ülkelerdeki mimarlığı tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. özel olarak sovyet, genel olarak doğu blok’u mimarisinin en klişe imgesi olan insan ölçeğinden uzak devasa kütleler rus konstrüktivist geleneğinin ve marksist ideolojinin getirdiği tüm yurttaşların temel barınma gereksinimlerini karşılama iddiasının doğal bir sonucudur. batı dünyasının ve büyük kentlerinde nüfusun en az yarısının kaçak yapılarda yaşadığı bizlerin burun kıvırdığı bu süper-bloklar, bir yandan büyük bir nüfusa asgari insani koşullarda barınma olanağı sağlarken, diğer yandan çok az kapitalist kentte görülebilecek oranda yeşil alan sağlamıştır.

ikinci olarak, marksist ideolojinin mimari etkilerini doğu bloğu ülkeleriyle sınırlandırmak doğru olmayacaktır. otto wagner’in öğrencisi olan karl ehn tarafından viyana’da tasarlanan ve inşa edilen karl marx-hof, yine avusturyalı bir sosyalist olan victor gruen tarafından üretici ve tüketicilerin buluşacağı bir merkez olarak tasarlanan ilk modern mall (veya alışveriş merkezi) bir çırpıda verilebilecek örneklerden bazıları. 20. yüzyılın ilk yıllarında günümüz istanbul’unu aratmayan sanayileşmiş avrupa kentleri de yine gittikçe güçlenen sosyalist hareket ve eleştiri sayesinde değişmeye zorlanmıştır.


–henüz- üzerinde uzlaşılmış bir mimari akım, biçim, yön, yöntem oluşmadı. belki de asla oluşmayacak. bu yol, yöntem, nizamlardan birisi olan sovyet anlayışı da –şimdilik- başarısız tecrübelerden birisi olarak tozlu raflardaki yerini aldı. ancak bu anlayışın tamamen aksi istikametinde gelişen kapitalist kentlerin asıl imgeleri olan ikiz kulelerin, maslak kulelerinin, gök kafesler’in, cevahir alışveriş merkezlerinin, zaha hadid binalarının; bu cafcaflı binalara malzeme ve emek temin eden yoksul gecekonduların üstlendiği ideolojik propagandayı görmemek, insan ölçeğinde ve insancıl olduğunu iddia etmek körlüğün ve brutalitenin ta kendisi olacaktır.

komünist mimari gibi bir akım olmasa da. eski sovyetler birliği içerisinde en yaygın örneklerinin görülebileceği yapılaşma modeli olarak ele alınabilir. bu devirde her aileyi bir ev ile temin etmek başlı başına bir problem olmuş, yeterli sayıda konuta ulaşabilmek için zaman içerisinde yatak odalarının 15 mutfakların 12 metrekareyi geçmeyecek şekilde inşaa edilmesine kadar sınırlandırmalar getirilmiştir. komünist yönetimin ekonomik sıkıntılı ilk dönemlerinde toplu yaşamın sınırları zorlanmış, insanların yemekhanelerde yemek yiyip çamaşırhanelerde çamaşırlarını yıkattıracakları bir sistemle, mutfaksız ve birkaç ailenin ortaklaşa kullandığı tuvalet banyolu çözümlere de başvurulmuştur. daha sonraları bu düzen terkedilmiştir. 

zamanla sistemdeki verimin düşmesi ve nüfus artışına paralel olarak 50-60 lı yıllara kadar ikişer katlı, 70-80 yıllara kadar 5 katlı ve nihayet 90 lı yıllara kadar ise 9 ve 14 katlı binalara geçilmiştir. burada 5 kat sınırı dünyada da geçerli olan asansörsüz kullanılabilecek en yüksek kat sayısıdır. kat sayıları ile doğru orantılı olarak yapılardaki ince işçilik ve görünümde değerini zamanla yitirmiştir. ilk dönem yapılarında taş duvarlar ve dış duvar taş işçiliğinin en güzel örneklerine rastlanmaktadır. bu sistem 9 katlı yapılarda yerini çelik iskelet üzerine dizilen hazır beton panellere bırakmıştır. bu değer kaybına rağmen, depreme dayanıklılık, yalıtım, ısınma, havalandırma özelliklerinden imtina edilmemiştir. 


sistem içinde bütün arazilerin devlete ait olması ve toplum planlaması yapılmadan taş taş üstüne konulmaması sebebiyle, sıkışık düzenden imtina edilmiş, yeşil alanlara, parklara, oyun alanlarına, meydanlara, ulaşım yollarına bolca yer verilmiştir. basit bir örnekle, yapıldığı 30'lu yıllarda üzerinden günde 5-10 aracın geçtiği, 80 yıl sonra ise tam kapasite ile kullanıldığı bir yolun zamanında 6 şeritli yapılmış olması bile şehir planlamacılığının o devirlerde ulaştığı düzey hakkında fikir verecektir. 

bu yönetimdeki birey okuldan mezun olup işe başladıktan sonra önce yatakhanelerde barınır, evlendiğinde 1 odalı konutlara geçirilir, çocuk sahibi olduğunda ise 2 ve 3 odalı evlere geçirilirdi. bu sebeple bir blok içerisinde bu konutların her çeşidinden bulunmaktadır. komünist devrin ihtişam hevesi, şehir içerisinde yönetim, gösteri merkezi, otel vb yapılarda süslü dış kaplamalar, yüksek katlar, sütunlar, kemerler, heykeller ile dışa vurulmuştur.

Üç Yıl Sovyetler Birliği'nde Yaşamış Birinin Gözünden Sovyetler'deki Günlük Hayatın Çarpıcı Yüzü