İnsanı Anında Çocukluk Anılarına Işınlayan Misketin Farklı Çeşitleri
Gerçek bir nostalji tribi yaşamak istiyorsanız sizi çocukluğun vazgeçilmez anılarından olan misketle ilgili bu yazıya davet ediyoruz.
İnsanı Anında Çocukluk Anılarına Işınlayan Misketin Farklı Çeşitleri
iStock


türk 

en değersiz misket turu. sanıyorum bu ismin verilmiş olmasının nedeni, miktar olarak en çok rastlanan cins olmasıydı. ayrıca ne desenleri diğerlerininki gibi havalıydı, ne de misketler dayanıklı olurlardı.

[görünüş: içinde "damar" veya "yaprak" denilen renkli çizgiler olan renksiz, şeffaf misket.]

kemik

türkten sonraki en değersiz ikinci misket turu. en değersiz ikinci miskettir ama, bu bile onu çok değerli kılar. adını solgun beyaz renginden alırdı. kemikler türklere kıyasla daha güzel görünüşlü ve (bu görünüşün zihinde oluşturduğu kırılganlığa rağmen) daha dayanıklıydılar. tek defoları, türklere kıyasla zor aşındıkları için daha az pürüzlü yüzeylere sahip olmaları, bu nedenle asla atış misketi olarak tercih edilmemeleriydi.

[görünüş: üzerinde parlak renkli bantlar veya açık renkli damarlar bulunan, soluk beyaz misket.]

gazoz

misket konusundaki en cahil kişinin bile, görünüşü sayesinde tanıyabileceği yegane misket turu. değerleri kemiklerle aynı olmasına rağmen, genelde ortaya konmayan gazozlar, birçok oyuncunun favori atış misketleriydiler. oynaya oynaya zaman içerisinde mükemmelleşen yüzeyleri sayesinde hedefini bulan güdümlü misket haline dönüşürler, zafere ulaşan çocuklar da gazozlarını güneşe doğru tutarak içindeki baloncuklara bakar, sonra da misketlerini öpüp o zamanın modası olan freebag'lerine kaldırırlardı. bu özellikleri nedeniyle gazozlar pek yere konmaz, ancak kumar hırsıyla gözleri kararan çocuklar ellerinde başka misket kalmamışsa gazozlarını ortaya çıkarırlardı.

[görünüş: içinde küçük baloncuklar olan şeffaf, teoride renksiz olmasına rağmen pratikte (oynandığı için) açık gri-sarı tonlarında misket.]

mermer

bildiğimiz mermerle hiç ilgisi bulunmayan, kemik ve gazozla aynı değerdeki misket turu. mermerler çok nadir bulunurlardı, aslında kemiklerle aynı olmalarına rağmen, bu özellikleri nedeniyle bazı oyunlarda daha değerli sayıldıklarını da hatırlıyorum. fakat bunun için tüm oyuncuların mermere sahip olması gerekirdi, haksız rekabeti önlemek için alınan bir önlem olsa gerek. şimdi düşünüyorum da, kapış-free kurallarımızla oldukça adaletli bir oyun ortamı yaratmışız.

[görünüş: beyaz fon yerine siyah fona sahip, kemik ikizi misket.]

uzay

oyuncuların yaşı ilerledikçe heyecanı ve oyunun sonundaki ödülün değerini arttırmak için türk yerine ortaya konan misket turu. uzaylar bence türklerden daha çirkin olurlardı, işin kötüsü türklerden bile dayanıksız olurlardı, ancak maalesef çoğunluğu oluşturan zevksiz misketçiler uzayların görünüşünü çok beğendikleri için onlara yüksek değer biçmişlerdi. ne zaman uzay utsem hemen takas yapar, varsa mermer, yoksa kemik alırdım. üstelik uzay benim sevdiklerimden daha değerli olduğu için, freebagim daha da ağırlaşır, eve dönülen yolda daha çok ses çıkarır, beni mutlu ederdi.

[görünüş: mavi camın üzerine, nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadığım, metalik mavi-gümüş yüzeyli misket.]

maden

en sade, dayanıklılığı dışında hiçbir albenisi olmayan misket turu. madenlerin içinde türkler gibi damar ya da gazozlar gibi baloncuk olmazdı. dışlarında da hiçbir desene veya uzaylardaki gibi "kaplama"lara rastlayamazdınız. daha da fenası, madenlerin renkleri de hiç güzel sayılmazdı. yine de fiziksel özellikleri ve minimalist çekiciliği nedeniyle türklerden daha değerli kabul edilirlerdi.

[görünüş: içi veya dışında hiçbir deseni olmayan, tek renkli (neredeyse her zaman yeşil) şeffaf misket.]

petrol

çok kolay aşınıp yüzeyi pürüzlenen, yerdeyken karanlık, güneşe tutulduğunda ışıl ışıl misket turu. petroller, ismin aksine, çok nadiren köyü yeşil olurlardı. en klasik petrol rengi, üstüne vuran ışığa göre mor ile lacivert arası gözüken maviydi. ayrıca, koyu yeşil ve yerde koyu kahverengi, ışıkta kızıl gözüken petroller bile vardı. tanıdığım bütün iyi oyuncular, eğer gazozla oynamıyorlarsa, atış için petrol kullanırlardı. gerçekten de, petrol kazandırana kadar çok çile çektirir, ancak bir kez de kıvama geldi mi, servete açılan kapı olurdu. hatta, bunun mantıklılığı tartışılır ama, her oyuncunun atış stiline göre, petrolünün farklı bir dokusu olduğu söylenir, o yüzden eğer birisi bir başkasının petrolünü kazanmışsa asla onunla oynamazdı. ben de kaflık olarak petrol kullanırdım, hatta yıllar boyunca hep aynı tek misketi attığım için üzerine oluşan tuhaf yüzeyin parmak izime benzediğini düşünürdüm. atış için kullandığım petrolümü asla kaybetmedim, onun lacivert-koyu yeşil arası, başka kimsede görmediğin rengine hayran hayran bakıp, çok büyük yüzdeyle kazandım. adanın en iyi misket oynayan çocuklarından biri olmamı da, yıllar boyunca çok pratik yapmış olmama değil, petrolümün atış stilime ve parmaklarıma birebir uymasına bağlıyordum.

[görünüş: yerdeyken çok mat ve koyu renkli, ışığa tutulduğunda tonu açılan, tek renkli desensiz misket.]

porselen

bugün yurt dışında, harrods olsun la fayette olsun büyük department store'larda minik fileler içinde kolaylıkla görülebilecek misket turu. porselenler miskete ilgimizin (en azından oyuncu olarak) azalmaya başladığı, eski rekabetlerin yaşanmadığı günlerde ortaya çıkmıştı. aslında görünüşleri nedeniyle çok cazip ve dikkat çekiciydiler, ancak benim dahil olduğum nesil artık oyundan uzaklaştığı için, gereken heyecanı uyandıramamıştı. porselenlerin gerçekten porselenden yapılmış olduğunu sanıyorduk, ne var ki bir gün dedemin mahmutpaşa'daki dükkanına giderken (galiba uzunçarşı'da) yüzlük paketlerde porselen misket satıldığını gördüğümde ve aynı tecrübeyi sirkeci'den adaya gelecek vapurlarının kalkmasına vakit olduğu için oralarda gezen diğer çocuklar da yaşadıklarında, porselenlerin gözümüzdeki değeri çok düşmüştü. emek verilerek ütülecek bir misketin parayı bastırarak yüzlük pakette satın alınmış olabileceği skandalı kabul edilemezdi. böylece bir nesil misket oynuna tamamen sırtını dönmüş oldu. bazıları freebaglerini tüm ganimetleriyle birlikte yaşça kendinden küçük kardeşlere, kuzenlere, arkadaşlara bağışladılar. bense, ya cimrilikten ya da değer bilirlikten, annemin kuzenime vermek üzere el koyduğu misketlerimden kurtardıklarımı süslü bir teneke kutuya doldurup sakladım.

[görünüş: yalnızca üç renkte olabilen (parliament mavisi gibi kuvvetli bir mavi, turkuazımsı yeşil, kavuniçine çalan sarı) tek renkli çok parlak misket.]

hayır ben kendimi kaybedip günlük yazar gibi entry yazdım ama, siz neden buraya kadar okudunuz hiç bilmiyorum.

ekleme: bu yazıdaki sınıflandırmayı, misketlerin boyutlarına göre değil de üzerlerindeki desen ve üretildikleri maddeye göre yaptım. kuşkusuz mahalleden mahalleye bile değişen isimler söz konusu olduğunda, "aa ben bunu başka adla biliyorum" diyenler de çıkacaktır. ben misket türlerini kınalıada'daki isimleriyle yazdım.

Patlamış Mısır Hakkında Daha Önce Duymadığınız Enteresan Gerçekler