İnsanı Yarıp Geçen Unutulmaz Öğretmen-Öğrenci Diyalogları
Uzun süren tahsil hayatlarımızı belki de en çok renklendiren şey arkadaşlarımız ve öğretmenlerimizle aramızda geçen diyaloglar. Hatırladığımız anda bile bizi o ana ışınlayan bu anılar arasından Sözlük yazarlarının tecrübelerine bir bakalım.
İnsanı Yarıp Geçen Unutulmaz Öğretmen-Öğrenci Diyalogları

milli güvenlik dersi, bir hafta önce yapılan sınavın sonuçları okunacaktır... sınıfta sukunet sağlandıktan sonra not okuma işlemi başlamıştır.. olaylar gelisir:

-tunç kim?
-eehh benim hocam.
-95 otur
-oleyyy beeee!!!
-geri kalanlar 100

matematik dersine nasıl çalışmalıyız konulu bir yazı yazmasını istedim bir hafta önce 11 yaşındaki minik bir öğrenciden. zeka küpü bir şey, zekası fazla olduğu için, 11 yaşında integralin, türevin peşine düştüğü ve anlayabildiği için, özel eğitime alınmış bir öğrenci. annesinin demesine bakılırsa ilkokul 3. sınıfta iken karekökün mantığını kendi kendine araştırıp anlamış. dehşet komik bir kız.

neyse yazısından bir bölüm aşağıda, almayı beklediğim açıklama böyle bir şey değildi gerçi ahahah:

'' ... ailemize ders çalıştığımızı haber vermeliyiz. çünkü annemiz bizi zırt pırt rahatsız edebilir. en iyisi bence biz kendimizi odaya kilitlemeliyiz. eğer sağlaksak ışığın sol taraftan gelmesi lazım çünkü yazıları daha iyi görüyoruz. eğer solaksak ışığın sağ taraftan gelmesi lazım çünkü yazıları daha iyi görüyoruz. ayrıca odamızı havalandırmalıyız. odamızı havalandırıp mümkünse kuş sesleri, çiçek konuları içinde çalışmalıyız. sevdiğimiz biri varsa, onun parfümünü odaya sıkıp öyle çalışmalıyız. böylece burnumuza hep onun parfümünün kokusu gelir, seviniriz. matematik çalışırken mutlu olmak önemlidir. ben matematiği böyle eğlenceli hale getiriyorum. böylece matematik çalışırken mutlu oluruz. işteee matematik böyle çalışılır. ''

yazılı sırasında;

- oğlum, arkadaşına soracağına bana sorsana.
- hocam, üçü ne buldunuz?


odtu'de gerceklesir bu olay..add/drop haftasinda isini son ana birakan arkadasimiz fellik fellik asistanini aramaktadir..cabalari basarisizlikla sonuclaninca, uzgun, eve donmeyi planlarken bolum baskaniyla karsilasir..

bb-nasilsin bakiyim
o-hocam, add/drop yapamiyorum canim cok sikkin
bb-aa dert ettigin seye bak, gel benim odadan yapalim
o-peki hocam
bb-yalniz acelem var, ugrastirma beni passwordunu soyle ben yaziyim
o-olmaz hocam
bb-nasi olmaz olm
o-solemesem
bb-kizdirma beni olm, ben senin bolum baskaninim..ne yapicam senin passwordunu..soyle cabuk!
o-peki..ehems..ee..
bb-e soyle!
o-yarrak
bb-gozleri fal tasi gibi acilan bb "nasil yani?"
o-iki r ile hocam

andaca da geçmiş ömer çermikli harikasıdır:

-kızım yanındaki arkadaşını dürt. iki derstir gözümün önünde uyuyor.
-hocam o benim hırkam.

bazen insanı kim daha akıllı diye düşündüren diyaloglardır.

yer: dağ köyü

öğretmen devamlı sağa sola bakan, ders umurunda olmayan 3. sınıf öğrencisine çıkışır:

- oğlum madem dinlemeyeceksin neden okula geliyorsun? bir işi yapacaksan düzgün yap ya da hiç yapma.

öğrenci cevap verir:

- örtmenim ben işleri düzgün yapınca evde bütün işleri bana yaptırıyorlar. o yüzden yapmıyorum.

ne desem bilemedim...

edit: sonra o çocuk benim kayınbiraderim oldu.

(biyoloji dersinde menstruasyon (regl) konusu islenmektedir. baymistir igrenctir ders. sira alti cilgin sakalasmalar sirasinda abartilir olay bacaga igne batirilir.)

- ahhh ananin ami.
(sinifta yankilanmistir ses, hoca doner noluyo evladim diye sorar)
- eoo, hocam dersle ilgili konusuyoduk ehi.

yurtta:

-aaaayyyy hocam fare vaaarr
-kızım bana neden söylüyorsun ben kedi miyim?

quantum kimyası final sınavı öncesi tanık olunmuş diyalogdur.

+bitirim öğrenci: hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz ekieğ ehueh
- profesor: herhangi bir sorudan başlayabileceğinizi düşünmüyorum.

zil çalmış, hoca sınıfa girmiştir, arkadaş geç de olsa sınıfa dalar...

-nerdesin olm sen?
-şeyy hocam tuvaletteydim
-zili duymadın mı be!
-duydum hocam
-eee nie gelmiyosun kaç saat oldu bıdıbıdı
-e hocam yarım mı bıraksaydım!
-!?**?!*


ders biyoloji. mikroskopun parcalarini anlatmaktadir bayan hoca.

-evet iki adet cam kullanilir mikroskopta. bunlarin kalin olanina "lam" denir. soyleyin bakalim kucuk olanina ne denir?
-lamcik

öğretmen : çocuklar ingilizce'de yanında sesli harf olup "s" ile yazılan fakat "ş" ile teleffuz edilen tek bir kelime vardır.

öğrenci: nedir hocam o kelime?

öğretmen: sugar.

öğrenci : sure?

hoca kitabını yere düşürmüştür, almaya uğraşır bi türlü muvaffak olamaz..

-ohooo hocam iki elinizle bi kitabı kaldıramadınız.
-zamanında ben iki elimle neler kaldırdım, bunu mu kaldıramıycam!
-...eoo...(peki)

yer: yıldız teknik üniversitesi. yine aynı hocayla sınav tarihleri tartışılmaktadır.

öğrenci: hocam o tarih bize uymuyor.

hoca ise direkt bir hikaye anlatmaya başlar.

iki adam bir trende gidiyormuş. biri diğerine "odun de" demiş. diğeri odun diyince, "ben sana kodum" demiş. diğeri de altta kalmamak için bir şey bulmaya çalışmış. "sen de makas de" demiş. diğeri makas diyince "ben sana kodum" demiş. adam şaşırmış ve "ama bu uymadı ki" demiş. o da uysa da kodum uymasa da kodum demiş.

böylelikle cuk oturur. hikaye de öğrenci de.


dersane ortamı. deneme sınavı yapılacaktır, hoca soru kitaplarını vs. dağıtır:

- arkadaşlar bu kitaplara da adınızı yazın.

sınıftakilerden biri olanca yavşaklığıyla sorar:

- hocam babamızın adını da yazalım mı? ehi ehi.

hoca biraz durakladıktan sonra:

- biliyosan yaz!

- hangi okula gidiyosunuz siz çocuklar
- anadolu öğretmen
- öğretmen mi olucaksınız peki ?
- yoo
- olmayın zaten
- niye hocam
- çok uğraşmalı, zahmetli
- e diğer meslekler de uğraşmalı değil mi hocam
- ne iş yapıyo baban senin
- bilmem nerde genel müdür
- ee nesi zor onun.şunları şunları yapıcaksınız diye yaz ver kurula gitsin.
- öle olur mu hocam geçen gün 11 de geldi eve.
- niye ?
- toplantısı varmış annem dedi
- annene öyle demiştir.