İnsanın Adapte Olduğu Bir Durumdan Çıktığında İçine Düştüğü Psikolojik Boşluk
Bu adaptasyon bağlamında mutluluk gözyaşları, travma sonrası stres bozukluğu ve soğuktan sıcağa geçince üşümenin nedenleri çok benzemekteymiş.
İnsanın Adapte Olduğu Bir Durumdan Çıktığında İçine Düştüğü Psikolojik Boşluk
iStock


bu adaptasyon bağlamında mutluluk gözyaşları, travma sonrası stres bozukluğu ve soğuktan sıcağa geçince üşümenin nedenleri çok benzer

insanın, her türlü ortama adapte olmak için kuvvetli ve otomatik bir eğilimi vardır. o derece ki, bazı durumlarda stres tepkisini stres oluşturan koşullarda değil, gecikmeli olarak, o koşullar ortadan kalkınca veririz. çünkü bu otomatik uyum sağlama durumu sona ermiştir.

soğuk bir ortamdan sıcak bir yere ilk girdiğinizde oluşan garip üşümeyi düşünün. dışarıda kar var. hava buz gibi... hemen bir cafeye giriyorsunuz, ortada bir soba yanıyor. doğal olarak sobaya yaklaştınız ama o da ne? dışarıda bu kadar titremiyordunuz! üşüdüğünüzü aslında tam olarak şimdi anladınız. çünkü bedeniniz stres altında kalmış, stresle karşılaşınca adaptasyon mekanizmasını devreye sokmuş, soğuk havaya adapte olmuştu. bu adaptasyon siz sıcak bir ortama girince bitti. adaptasyon bitince de bedeniniz, kendisinin çok soğuduğunu yeni "idrak etti".

bir savaş/çatışma ortamındasınız. kafanızın üzerinden kurşunlar geçiyor, bombalar kulaklarınızı neredeyse sağır ediyor, arkadaşlarınız ölüyor, vs. savaş bitiyor, sivil hayata geri dönüyorsunuz. bir süre sonra da geceleri uyuyamamaya, her şeyden şüphelenmeye, korkmaya başlıyorsunuz. psikiyatriste gidiyorsunuz, size "post travmatik stres sendromu" ya da travma sonrası stres bozukluğu tanısı konuyor. ee? siz bu yoğun stresli durumun tam ortasındayken böyle bir durumunuz yoktu. aynı şey, çünkü bedeniniz yoğun stresle karşılaşınca kendisini ona adapte etmişti. savaştan dönünce bu adaptasyon bitti, ama bedeninizdeki/ruhunuzdaki etkileri henüz temizlenmediği için kalan bu artıklarla başa çıkamıyorsunuz.

üç gündür ormana kamp yapmaya giden kızına ulaşamayan bir annesiniz. kızınızın telefonu ulaşılamıyor, kimse nerede olduğunu bilmiyor. polise haber verdiniz, bulamıyorlar. endişeden öleceksiniz ama kendinize hakim olmaya çalışıyorsunuz. üç gün sonra kızınız kapıyı çalıyor. ona sarılarak ağlıyorsunuz. mutluluk gözyaşları? e mutlu olmanız, gülerek kahkaha atmanız gerekmiyor muydu? yine aynı şey. bedeniniz yoğun kaygıya/strese adapte oldu. kızınızın akıbetinin bilinmemezliğinden kaynaklanan bu durum ortadan kalkınca adaptasyon sona erdi, artık denetleyemediniz.

bunlara benzer örnekler çoktur ama hepsi birbiriyle oldukça benzer duruma işaret ediyor:

içinde bulunduğumuz şartlar ne kadar kötü olursa olsun istemsiz olarak bir ölçüde uyum sağlıyoruz, bu şartlar ortadan kalktığı anda ise uyum çabası bitiyor, kendimizi koyveriyoruz.

Patlamış Mısır Hakkında Daha Önce Duymadığınız Enteresan Gerçekler