İnsanın Hormonlarını Tutkuyla Ateşleyip Yükselişe Geçiren Müzik: Psychedelic Trance
Bu müzik türü, özellikle sevenlerince insan ve doğa arasında kurulan bağın, evrilmenin ve zamanla bütünleşmenin mükemmel bir yolu olarak yorumlanıyor. Derinlere inelim ve görelim öyleyse.
İnsanın Hormonlarını Tutkuyla Ateşleyip Yükselişe Geçiren Müzik: Psychedelic Trance
iStock
psychedelic: perspektif kaymasına varacak şekilde hayal gördüren, dikkati başkalaştıran
trance: transa geçme durumu, gündüz düşü görme hali, fiziksel durumdan sıyrılmak

elektronik musiki alemi içerisinde en nev-i şahsına münhasır akım.

temellerini, 70'li yılların başında batıdan doğuya göç eden gezginlerin şekillendirmeye başladığı goa trance'den alan, 80'lerin sonu ve 90'ların başı gibi ilk örneklerinin üretilmeye başlandığı ve günümüze kadar gelinen süreç içerisinde eşsiz bir devinimle bünyesine bambaşka perspektifler katmış bir stil psytrance... trance zaten kendi hissiyatı itibariyle -ve isminin de çok şık bir biçimde hakkını vererekten- oldukça mistik ve ritüelvari bir müzik iken, bu lezzetin psychedelic anlayış ile zenginleştirilmesi kanımca şu anda yeryüzünde üretilen en transandantal müziğin vücud bulmasına vesile oldu: yeni çağ'ın davulları inlemeye başlıyor!

psychedelic trance her ne kadar sentetik bir müzik olarak görünse de aslında özünü tamamen doğadan alıyor. müziğin deviniminin bpm -beat per minute- anlamında gezindiği yerler ortalama bir insanın bir dakikada sahip olduğu kalp vuruş sayısı kadar örneğin... ya da içerisinde barındırdığı ve "acid-friendly" olarak da adlandırılan o çok tanıdık synth numaraları aslında bir steteskop yardımıyla insan bedeninin duyumsanmasıyla da algılanabilmekte... psytrance, köken olarak algı düzeyinde ve içeriğinde değişim/yükselişe sebep olan psikoaktiflerin hüküm sürdüğü bir bilinç dünyasını baz alsa da, aslında bu tarz katalizasyon süreçlerine gerek duyulmadan da içerisinde barındırdığı ritm ve duyguyla dinleyeni kısa bir süre sonunda farklı düzeylere taşımayı çok iyi beceriyor.

Cosmosis - Dance Of The Cosmic Serpent


çünkü bu müzik tıpkı bir ayin gibi. insanlığın, en kadim zamanlarından itibaren varoluşla bütünleşmek, vecd yaşamak ve şamanik inisiyasyonları gerçekleştirmek gibi mistik deneyimlerine arka plan yaptığı müzikal tabandan besleniyor, hatta çoğu anlamda bu tabanın birebir aynısı ve modern bir yorumu olduğu bile söylenebilir. bunu görebilmek için müzik kadar bu müziğin dinleyici kitlesine, bu kitlenin sosyal/kültürel meziyetlerine, parti ve "gathering" kavramına ve bu toplanmalardaki atmosfer, dekor, kostüm vb destek unsurlarına da göz atmak oldukça tamamlayıcı oluyor.

çoğu zaman toplumdan ve bu kültüre uzak kitlelerden izole edilmiş bir biçimde, tamamen underground olarak organize edilen psychedelic trance partileri genellikle doğayla maksimum bütünleşmenin yaşanabileceği yerlerde ve ortamlarda gerçekleştiriliyor. tüm deneyim aslında evreni anlamak, ona dokunmak ve az da olsa tadına bakabilmek için eşsiz bir fırsat. esriyen bedenler ruhlarını dışarıya fışkırtıyor, oradaki müzikal varoluş ve kollektif bilinç heyecanlı olduğu kadar ürkütücü olsa gerek.

Infected Mushroom- Deeply Disturbed


gelelim müziğin teknik kısımlarına dair birkaç nota, ve bitirelim evet. psychedelic trance'ın beslediği birçok alt kol da mevcut elbette; progressive trance, dark-psy ve psy-chill gibi. hatta trance'den uzaklaşıp ambient, minimal techno, idm ve downtempo gibi stillerle bile kolkola girilen birçok çalışmaya artık daha sık rastlıyoruz. psytrance'ın o eşsiz sürati ve coşkusu bu yeni sentezlerde bir nebze sönümlense de psychedelic deneyim adına kaybedilen hiçbir şey olmadığını düşünmekteyim. ezcümle, fitili 60'larda ateşlenen "psychedelic devrim"in oldukça coşkulu bir döneminden geçtiğimizi söyleyebilirim. hele hele bu devrimin -kanımca- en önemli ayağı olan "müzik", resmen bayraktarlık görevini sırtlamış, götürüyor. bunun için bile kendimizi şanslı saymamız gerekiyor... aydınlanmaya götüren yoldaki herkese ve her şeye selam olsun!

bu mevzu için söyleyeceklerimiz bitmez... en son devrim mi diyorduk?

evet, psychedelic (d)evrimin en önemli kilometre taşlarından birisinin, 1970’lerin başında amerika ve avrupa topraklarında kitleler halinde yaşayan hippie topluluklarının asya kıtasını keşfe çıkma güdüleri olduğunu söylemek mümkün.

bu hem ruhani hem de kişisel yolculukların ara durağı olan goa eşsiz doğası, özellikle lsd gibi psikoaktiflere tanınan özgür ortamı ve mistik atmosferiyle bu toplulukların en gözde mekanlarından birisi haline gelmekte gecikmedi. ve bu insanların yaşamlarının en önemli dinamiklerinden birisi olan "müzik", burada öylesine görkemli bir füzyon geçirdi ki, bunu sanırım kendileri bile beklemiyordu. dönemin başat müziği olan psychedelic rock, 80’li yıllara gelindikçe elektronik elementlerin boy göstermeye başladığı dönemlerde kendine yepyeni anlamlar buldu. bu, ebm altyapısından beslenen, hızlı, bol tekrarlı ve yoğun katmanlara sahip synth soslu müzik, elbette ki ilk kez ortaya çıktığı yerin ismini alacaktı: goa trance.

Goa, Hindistan

burada esaslı bir ahkam kesmeden duramam: şahsi fikrimce goa trance, ortaya çıkışı ve gelişimine baktığımızda en doğal biçimde evrilmiş müziklerden birisi. içerisinde ne ticari bir oyun, ne bir plak şirketi stratejisi ne de başka bir materyal öğe barındırıyor. tamamen hissiyat ve yaşamin akışı neticesinde şekillenmiş olması onu özel kılıyor. gelelim işin piyasa uzamına... 90’lara gelindiğinde, goa trance avrupa listelerinde, özellikle ingiltere’de adeta bir saman alevi gibi bir anda parladı; gel gör ki fazla zaman geçmeden de düşüşe geçti. belki de insanlar henüz onu anlamamışlardı, ya da avrupa elektronik musiki sahnesi böyle bir stile hazır değildi.

sonra ilginç bir şey oldu, israil’li gezginler 90’lı yılların ortalarında yaptıkları hindistan seyahatlerinden edindikleri tecrübeleri kendi ülkelerine taşırken goa’nın müziklerini de yanlarında getirdiler. böylece "psychedelic trance" doğdu. israil’li müzisyenler bu müziğin özünü, etnik ve mistik tarafını korudular ama tamamen farklı bir şekilde algılayıp yorumladılar. goa trance’ın o karmaşık ve çok katmanlı melodik yapısından ziyade daha sek, daha ritme dayalı ve daha groovy tabir edilecek işler yaptılar.

Yahel - Butterfly


böylece, o meşhur dolunay partilerinde ortaya çıkan nitzhonot'u ve onun halefi sayılabilecek "full-on" (full-moon) stilini yarattılar. ve psytrance israil’den avrupa’ya, oradan da tüm kıtalara yayıldı, tüm dünyada tecrübe edilmeye başlandı. ve kendi alt dalları da bulunan, diğer elektronik müzik tarzlarıyla paslaşan ve neredeyse –ve maalesef ki- bir sektöre dönüşmek üzere olan; devasa bir ağaca evrildi.

ve bunun ötesinde, günümüzde bir elektronik müzik tarzı ve belki de bir kültür ikonu da olmasının ötesinde, psychedelic trance’ın başka olgulara yaptığı atıflar, onu seven ve dinleyen kitlenin en büyük tutkularından birisi. bir psytrance partisiyle şamanik bir ritüelin arasında, öz itibariyle hiçbir fark bulunmadığını söylemek bir iddia değil, bir realite. bu müzikte, müzisyenin yönettiği kollektif bir ayin, bütünleşme ve varoluş katmanları arasında bir gezinti var. bu müzikte insana doğadan, hatta kendi bedeninden tanıdık gelen sesler ve melodik yapılar var. ve bu müzikte insanoğlunun kendini bildiğinden beri, her deneyimlediğinde eşlik etmekten geri durmadığı bir şey var: "ritm".

doğanın ve yaşamın, canlılığın ritmi. bedenleri esriten bir ritm, ruhu kabuğundan ayıran, hiç gidilmemiş yerlere götüren ve tekrar yuvasına geri bırakan. bu müziğin içinde tutku var, var olan ama bilinmeyen, görülmeyen ve duyulmayanı keşfetmek, görmek ve dokunmak adına alevlenen o sonsuz tutku... bu müziğin içinde iki gözün göremediği bir motif, ve hatta o algıya vakıf ol(a)mayan kulakların bile duy(a)madığı bir melodi var: evrenin melodisi. ve bu müzikte titreşim var, ilk varoluş anında başlayan ve kuant köpüklerinin evrenin sonsuz şelalelerinden gürül gürül aktığı yerlere kadar devam edecek olan o titreşim... ve bu müzikte safkan bir akış var, sıfırdan sonsuzluğa, ezelden ebede, siyahtan beyaza ve hiçlikten varoluşa doğru vahşiçe, özgürce ilerleyen...

I Monster - Daydream In Blue


aslında şu kalıyor kelimeleri süzgeçten geçirince

bu müzikte sözcüklere dökmenin aslında çok da mana ifade etmeyeceği bir doku var. belki de hiçbir psikoaktif ilacın, ritüelin, ibadetin, meditasyon tekniğinin ve manevi inisiyasyonun yerini alamayacağı, ulaşamayacağı bir doku. ve o dokunun tadını bir kez "gerçekten" duyumsayanlar için, ne geçmiş, ne de gelecek; ne de "an" aynı kalabiliyor.

alt- türlere ayırıp örnekleyecek olursak

full on: sesto sento ve alien project bu tür daha enerjik basslinelar içerir. daha dinamik bir müzik yapıları vardır. kaynak ismi zamanında bu isimle yayınlanan toplama albümlerden gelmiştir.

bestpsy: astrix bu türü en iyi icra eden adamdır. basslineları kusursuzdur. bu adamın götünden başından psychedelic trance akmaktadır. tür adına kaynak kıçım.

dark-psy: ana türden farklı olarak 150-200 bpm aralığındadır. besteler genelde minor scaleler ile yapılır. bunun nedeni minor'ün karanlık bir hava yaratmasıdır haliyle. bu türe aynı zamanda hi-tech denildiği de olur. ancak hi-tech ortalama olarak daha yüksek bpm içerir ve kullanılan synthler genel olarak uzay algısı uyandırır. türün popüler temsilcileri psykovsky ve technical hitch olabilir.

downtempo trance: psychedelic ambient ya da psychedelic chillout diye de bilinir. kelimelerin anlamlarına baktığımızda kendini oldukça açıklayan bir tür. 110-130 bpm arasında gidip gelir. bana kalırsa ucube bir alt tür.

psy-break: psychedelic ve breakbeat elementlerini birleştiren tür. çok hızlı ve kendine has olmasının sebebi sık vuruşlu notalarla bestelenmiş olmalarıdır. yani bir notanın 1/16'sı. bu alt türden hissettiğiniz dark-psy ile aynıdır. çünkü melodiler genelde karanlık bir hava yaratmak üzere bestelenir.

Insane Creatures - Sicksicksicks


keyif almak için ille uyuşturucu kullanımı gerektirmeyen, zira kendisi uyuşturucu olan müzik türü. prodüktörler bu uyuşturucunun imalatçıları, djler torbacıları, biz dinleyenler ise junkieleriyiz.

partileri çok keyifli geçer, bir masalı yaşamak gibidir adeta. ara sıra tatsızlıklar çıksada genelde barış, hoşgörü ve sevgi hakimdir. gidip hiç tanımadığınız biriyle sanki 40 yıllık arkadaşınızmış gibi muhabbet edebilirsiniz, paylaşım vardır. geceleri tam bir freakshowdur.

herkesin kaldıramayacağı bir ortam diyebiliriz, yanlış anlaşılmasın, elbetteki herkes gelip görebilir fakat önyargısız ve kibirsiz olmak şart gibidir, yoksa çok keyif alınamaz.

Bu müziği devamlı olarak dinlemek için bir radyo önerisi


hadi yine iyisiniz köftehorlar. zibidibizibidibizibidibi

asla kulaklıkta durduğu gibi durmayan, başka alemlerin müziği. yukarıda bir arkadaşın da dediği gibi bpm ne kadar hızlı olursa olsun, düzenli ritmin beyni konsantrasyon haline soktuğu bir enerjisi vardır.

spotify'da özel günler için oluşturduğum ve sürekli güncellediğim bir psikedelik trance çalma listem var. gelin dostlar, big bang'imiz beraber olsun.

Eğitim İçin Yurt Dışına Gideceklerin Kültür Şoku Yaşamaması Adına Bilmesi Gerekenler