İnsanın Yaşama Sevincini Yok Eden, Heves Kırmak İçin Yaratılmış İnsan Tipi
Heves kırıcılar, kişiyi yeni ve güzellikle dolu her şeyden soğutmaya yetecek potansiyeli olan insan tipidir. Hepimizin etrafında olan bu tipler, bakalım bizi nasıl içten içe bitiriyorlarmış.
İnsanın Yaşama Sevincini Yok Eden, Heves Kırmak İçin Yaratılmış İnsan Tipi


aslında heves kırmak mı desem, yoksa kötü hissettirmeye çalışmak mı desem bilemedim ama buraya da uygun galiba.

bu tip insanları ayırt etmek çok basittir. diyelim yeni bir şey aldınız. örneğin bir televizyon olsun aldığınız şey.

bu eleman bu televizyonu gördüğünde ilk soracağı şey fiyatıdır. "kaça aldın?"

siz de "x liraya aldım" dersiniz elbette. sonrasında gelişen diyalog şaşmaz:

(d: dalyarak, s: siz)

d: abi pahalı almışsın. bilmem ne spotçusunda yarı fiyatına. hem bunlar eski model, daha yenilerini senin aldığın fiyattan daha ucuza satıyorlar.
s: olsun aldık bi kere. hem spotçuda garanti olmaz, o açıdan kafam rahat.
d: ya keşke haber verseydin. 4k alırdık o paraya yemin ederim. bir de ses sistemi alırdık. üstüne de para kalırdı bak.
s: neyse çok şey yapma ya. ben memnunum.
d: bikbikbiksiksiksik ama şöyle ama böyle. en çok beni dinleyeceksiniz :(

yahu be dalyarak, alan almış, satan satmış. neyin peşindesin anlamıyorum ki. adam yeni bir şey mi almış? bak söylemen gereken tek şey var: "hayırlı olsun". bitti. bu kadar amk.

illallah ettim. yeter.

"ben gerçekçiyim." kisvesi altında insanı hayattan soğutan ömür törpüsü.

anlatılan fıkrayı sonuna kadar dinleyip " ben biliyodum bunu " der ve gülmez, tüm heves kaçar büzülürsün, böyle bi insan işte

çok böyle heves kıran tipler. özellikle türk milleti için diyorum. gerçi türk milletinden başka bir milletin ferdiyle kaynaşamadım kitaplar dışında ama neyse. konuyu bir iki örnekle açacağım, benim gibi dertli dostların sesi olacağım.

yakın geçmiş zaman, uğruna nelerden vazgeçtiğim, para biriktirdiğim, alıp kullanmayı hayal ettiğim telefonu aldım. telefona daha elim bile alışmadı, ilk günler he, gıcır gıcır böyle dokunmaya kıyamıyorum, işte bu insan görünüyor karşıdan;

-telefon mu yeniledin? vaay... aa, keşke bundan almasaydın. çabuk bozuluyormuş bunlar, koltuğa koyuyormuşsun beyni gidiyoymuş. valla yazık olmuş parana. kaç para verdin? tüh...

allah'ın katı atık mahsülü sana ne. nereden çıktın da hevesimi kırmaya çalışıyorsun daha onuncu saniyede. 

yok bi de kulanmışlığı da yok, kesin internette falan bi yerlerde okumuştur, öyle efsane boyutunda söylüyor. 'hayrını gör' de, olmadı 'götüne girsin ipne!' de can kurban. zaten insanın en kritik dönemidir o satın alımdan sonraki ilk 1-2 gün. çok pahalı mı oldu, buna değer miydi falan sorgularsın habire kendini. sen niye parana yazık falan deyip niye beni bunalıma sokuyorsun, daha kursağıma inememiş hevesimi kırıyorsun?

aynı şey geçen sabah yine oldu. ne zamandır gitmek istediğim bir çikolata kursu vardı. sırf merak he, iş falan çok ayrı mesleğim. hobi hem, verdim parayı sonunda başladım kursa. dün bir bugün iki. iş yerinde de boş vakitte tariflere bakıyorum, püf noktaları ıvır zıvırı. o anda geldi yine tipini... neyse;

-a bu ne? çikolata mı yapıyorsun.
+evet, kursuna gidiyorum.
-ya başka işin mi yok allah aşkına... para da vermişsindir allah bilir. verdin mi? inanmıyorum! ne işine yarayacak şimdi. her yerde satılan şey. boş işler be güzelim...

al birini vur ötekine. siz nasıl bir gen taşıyorsunuz arkadaşım ya. aynı atadan gelmiş olamayız biz. yav tamam takmıyorum ama her fırsatta, aldığım bir don bile olsa bir bahane bulup heves kırıyorlar ya deliriyorum. elin ecnebisi öyle mi? ingilizce kitaplarına bak mesela, orada nasıl sohbetler balonlu balonlu;

+hi sara! where are you going? (selam sara! nereye gidiyorsun?)
-hi harry! i started chocolate course last week and i'm going there. (selam harry! geçen hafta çikolata kursuna başladım, oraya gidiyorum.)
+ouvv! ıt's unbelievable! that's perfect! you're really amazing! oh yeah! come on! (harika! mükemmel!)

işte bu abi! bak şuna bi. çikolata kursunu geç, bu gazla tel kırma kursuna bile gidersin. nerede bizim heves kırıcılar nerede harry... ibret alın la az.

güzel hevesmiş, kursakta bekletelim.

(bkz: sana bakmaz o)

"sonra?" sorusunu soracak yegane insandır.

özellikle türkiye'de çok karşılaşılan tiplerdir.

aklında güzel bir iş fikri vardır, bunu tecrübeli birisine açtığın zaman ilk dediği şey "yapma" olur.

yapanlar nasıl yapıyor amk?

DAHA FAZLA İÇERİK