İnsanlar Neden Kitap Okuyunca Değil de Satın Alınca Tatmin Olur?
İnsan içinde gerçekten kitap okuma tutkusu taşırken okunmamış veya sadece okunmak için okunmuş kitaplarla dolu bir kütüphaneye nasıl sahip olabilir? Her şeye erişmenin bu denli kolay olduğu günümüz dünyasında bu çok da mantıksız bir durum değil aslında.
İnsanlar Neden Kitap Okuyunca Değil de Satın Alınca Tatmin Olur?
iStock


kitap satın alma hastalığının, esasında eskisi kadar kitap okuyamayan insanların bir şekilde kendilerini tatmin etmeye çalışmaları olarak görüyorum. bu da tek başına bir şey ifade eden bir cevap değil. evet insanlar kitap satın alarak tatmin oluyor ama neden satın almakla yetinip okumaya vakit ayırmıyor veya ayıramıyorlar?

[...kitap satın alma hastalığının çıkış noktası da tam olarak burası. insanlar içeriği hoşlarına giden veya gideceklerini tahmin ettiklerini ve asla okumayacakları kitapları, sırf içeriklerinin vaad ettikleri için satın alıp kitaplıklarına diziyorlar ve arada bir tozlarını alıp yeniden yerlerine koyuyorlar. evet bir açıdan kitaplar sadece okumak için değil, birlikte yaşamak içindir de. bu yaklaşımı ben de oldukça seviyorum. ancak işin diğer tarafında, bir yerden sonra oluşmaya başlayan "bunca kitabım var ve henüz birçoğunu okumadım" rahatsızlığı söz konusu oluyor.


amaç çok fazla kitap satın alıp bir gün okurum ve hepsini anlarım umuduyla kitaplıkta bekletmek mi, çok fazla kitap okuyup ancak birçoğundan verim alınamadığı için kitapları hazmedemeyip yine de okuduğun için kendini kandırmaya çalışmak mı yoksa sadece gerçekten içeriğini kavrayabileceğin, ilgi duyduğun ve iştahını kabartan kitapları okuyup çok fazla verim almak ve açlığını gidermek mi?

çok az kişi üçüncü seçeneği tercih ediyor. bu yüzden birçok kişi bilgiye duyduğu açlığı hiçbir zaman tam olarak gideremiyor ve daha fazla 'okumayacağı kitap' satın alıp açlığını gidermeyi umut ediyor. iki yanlış hiçbir zaman bir doğru etmiyor.]

sebeplerden biri ve bence en önemlisi, insanların bilgiye aç olmaları. 

günümüzde bilgi miktarı, beri yandan hızla artışı ve çoğalan çeşitlilik, insanları "edilgen bilgi alıcı" durumundan çıkarıp, bilgileri önce ayıklayan, sonra özümseyen ve en sonunda yorumlayan birey haline getirdi. en azından getirmeliydi. bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, bilginin miktarı ve çeşitliliği de arttı. bu saydıklarım "bilgi alıcı" bireyler için olumlu yönler olmasına rağmen, insanlar bir şekilde bu tempoya veya bu hızlı gelişime ayak uyduramayıp, olumlu gibi görünen etmenlerden olumsuz etkilendi ve edilgen durumdan çıkmayı başaramadı. 


sonrasında olumsuzluklar bir şekilde başka olumsuzlukları tetiklemiş oldu. 

bilgiye açlık, bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile aşılabilirdi ancak çeşitlilik buna engel oldu. bilgiye aç birey, bilgiye ulaşmanın kolaylığının farkında olmasına rağmen, işin ayıklama, özümseme ve yorumlama kısımlarına geçemediği için, mevcut açlığında artış oldu ve bu da başka bir olumsuzluğu; bilgiye zahmetsiz şekilde ulaşma isteğini doğurdu.

şu an kitap okumanın birçok kişiye zaman kaybı gibi gelmesinin veya okunan kitaptan verim alamamanın en önemli sebebi de bu. 

derin bir açlık içindeyiz ve elimizdeki sınırsız kaynağı nasıl kullanabileceğimizi henüz bulamadık. belki bu değişime hazır değildik, belki bu işin temelini sağlam atamadık, belki değişen bu etmenlerle birlikte dünyanın da değişmesi olumlu etmenleri kullanmamıza engel oldu veya bunların hepsi. şu aşamada buna sebep olan şeyleri tespit etmenin bize bir fayda sağlayacağını sanmıyorum. zira insanların edilgen konumdan çıkmak istemedikleri veya çıkamadıkları tek konu kitap okuma konusu değil. başladığı bir filmi hiç ara vermeden izleyen birileri var mıdır mesela? bir albümü açıp baştan sona kadar dinlemeyi başaran? kitapları okumayı geçtim, kitap dinleyen var mıdır? tek yapman gereken linke tıklamak ve ses kaydını dinlemekken, bunu bile yapmıyordur kimse.


her şeyi zaman kaybı olarak görmeye başlıyoruz artık. "bunu yapacağıma başka bir şey yaparım" dediğimiz anlar çoğalmaya başlıyor ancak sorun şu ki, "bunu" yapmayı bıraktığımız halde "başka" bir şey de yapmıyoruz. eminim hafta sonunun en azından 2-3 saatini sadece sözlükte anlamsızca entry'ler okuyarak, twitter'da rastgele tweet'ler okuyarak ve tam anlamıyla "hiçbir şey yapmayarak" geçiren ve en sonunda "boş boş duracağıma 30 sayfa kitap okusaydım veya bir film izleseydim keşke" diyen çok kişi vardır. durumun farkındayız, durumdan kesinlikle rahatsızız ancak elimize kitap aldıktan 10 dakika sonra sıkılmamıza engel olamıyoruz. ve en kötüsü de sanırım bu: sıkılıp kitap okumaya başladıktan sonra da sıkılıp, sıkılabileceğimiz başka bir şeyle uğraşıp, kitap okumadığımız için rahatsız hissedip sıkılmaya başlıyoruz. müthiş bir kısırdöngü bu.

beynimizi bir makineye bağlayıp çeşitli programlar ile beynimize 10 dakikada bilgi aktarımı yapabileceğimiz matrix çağına henüz çok uzak olduğumuza göre, makinelerin bile ancak taklit edebildiği beynimizi kullanabiliriz. 


hala kitap okumaktan sıkılmamış biri olarak bana göre kitap okuma konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli adım, seçim. 

her şeyi veya büyük kitlelerin okuduğu kitapları okumak zorundaymışız hissinden kurtulmak gerekiyor. insan her şeyi okuyamaz. okusa da özümseyemez. özümse de yorumlayamaz. istedikleri kadar klasik saysınlar, okunması gerekenler listesinde ilk 10'da saysınlar; benim okumadığım klasikler halen var. okumayı da düşünmüyorum çünkü kesinlikle ilgimi çekmiyor. ilgimi çekmediği halde sırf birçok kişi "mutlaka okunmalı" dedi diye oturup sıkılacağım ve sıkıldığım için muhtemelen çok fazla şey anlamayacağım bir kitabı okuyarak vaktimi öldüremem. hangi konuların, hangi kitapların veya hangi yazarların ilginizi çekeceğiniz az çok biliyorsunuzdur. her şeyi okumak yerine ilgi duyduğunuz alan, konu ve yazarlara yönelirseniz, en azından okurken sıkılmayacağınız bir şeyler okumuş olursunuz. hem bu şekilde en başta ayıklama işini yapmış olursunuz. haliyle sıkılmayacağınız için özümseme ve yorumlama kısımlarında da zorluk çekmezsiniz. belki bu bir şekilde alışkanlık yaratıp, ilginizin fazla olmadığı konularda da bir şeyler okumanıza ön ayak olabilir.

hem hiç değilse sadece kitap satın alarak değil, okuyarak tatmin olduğunuzu fark edersiniz.