İnsanlar Tarafından Cinsiyet Rolü Yüklenen Çocukların İçten İçe Mutsuz Yetişmesi
Cinsiyet doğuştan kazandığımız bir şey midir yoksa hissettiğimiz mi? Sözlük yazarı "rouge noir", konuya farklı bir açıdan yaklaşmış.
İnsanlar Tarafından Cinsiyet Rolü Yüklenen Çocukların İçten İçe Mutsuz Yetişmesi
iStock


genç bir çift düşünün, çocuk sahibi olmaya karar veriyorlar. çocuğun biyolojik cinsiyetini öğrendikleri andan itibaren erkekse "mavi", kızsa "pembe" ile bir dünya kurmaya başlıyorlar.

bebek doğuyor.

erkekse, "hanimiş aslanım", "babasının canavarı" gibi kalıplarla; kızsa "annesinin prensesi" gibi kalıplarla sevilmeye başlanıyor.

refleks olarak emen bebek, bir kadının kucağına verildiğinde emmeye başlıyor, ya da öper gibi yapıyor. ebeveynleri bunu öpmek sanıyor.

erkekse "kadınları öpecek tabi hehehe", kızsa "aman herkesi öpme sakın hihih" denilerek daha cinsiyet kavramına dair hiçbir fikri olmayan bir bebeğe toplumsal beklentiler, ahlak algısı ve cinsiyet yüklenmeye başlanıyor. 


bebeğimiz biraz daha büyüyor, konuşacak yürüyecek yaşlara geliyor.

meraklı olduklarından, ellerinin yetiştiği her şeyi elliyorlar. karşılaştıkları kadınların memelerini sıkıyorlar, erkekse "ay bu çocuk çok fena olacak baksana hahaahaaay" denilerek desteklenen bu davranış, kız çocuklarında "ayıp kızım yapılmaz" denilerek kısıtlanıyor. 

konuyu daha da uzatabilirim, ancak esas değinmek istediklerim şunlar

toplumda genel görülen erkek egemen yapı ve erkeğin istediğini yapabilmesi önkabulü, daha bebeklikten itibaren yeni nesile işleniyor. cis-erkeğin yaptığı her şey normal kabul ediliyor, cis-kadının davranışları ise "sus, sakın" denilerek baskılanıyor.


interseks olmayan bireylerde, doğuştan gelen cinsiyet özelliklerine uygun, heteroseksüel bir birey olmanız bekleniyor. halbuki cinsiyet o kadar geniş bir kavram ki, sırf bundan kocaman bir yazı konusu çıkar. sırf erkek cinsel organlarıyla doğdu diye erkek olacak, ya da kadın cinsel organlarıyla doğdu diye kadın olacak diye bir garantisi yok kimsenin. taşıdığınız cinsel organın sizin kendi cinsiyetinizi nasıl tanımladığınızla da ilgisi yok.


sen, hangi hakla daha kendini bilmeyen o çocuğa, cisgender heteroseksüel ön kabulü ile karakter empoze etmeye kalkıyorsun? 

sırf bu sebeple, non-cis ve/veya non-hetero bireylerdeki depresyon ve buna bağlı aksaklıkların istatistik verisine baktınız mı hiç? sırf bu baskınız ve zorlamanız yüzünden çocuğunuz sizin ona yüklediğiniz hayattan nefret ettiğini biliyor musunuz?


heteroseksüel bir cis-kadın olarak, ileride çocuğum olursa, kendisine asla bu ön kabuller eşliğinde bir rol yüklemeyeceğim. kendini kadın mı erkek mi olarak tanımladığı tamamen ona kalmış bir konu olacak. isterse hiçbirine de dahil olmayabilir. kendi bilir. çocukluğundan itibaren diyeceğim ki, dünya üzerindeki her insan senin gözünde eşit değerde olmalı, her insanı sevmelisin. birine aşık olman, onun cinsiyetiyle, görünüşüyle, kimliğinde doğuştan ona atanan cinsiyetiyle alakalı olmamalı; kendini bununla sınırlama. birine aşıksan, o kişinin karakterine aşık ol, cinsel organına değil.

belki türkiye için bir ütopya henüz, ama umuyorum ki bir gün biz de bu konuda gereken aydınlanma düzeyine ulaşabileceğiz.

sevgilerimle.

DAHA FAZLA İÇERİK