İnternette Karşımıza Çıkan Reklamlar Nasıl Oluyor da Tam Olarak Aklımızdan Geçenleri Yansıtıyor?
Aklımızdan bir kıyafet geçiririz veya bir yerlere gitmek isteriz. Sonra bir bakarız ki internette gezinirken tesadüfen çıkan reklamlarda bunlar var. Teknolojinin sürekli geliştiği şu günlerde buna şaşırmak ne kadar doğru, o kısmı tartışılabilir ama bir şekilde gözlendiğimiz gerçek. Yani "Google tarafından dinleniyoruz." aslında bir şehir efsanesinden ibaret değil mi? Sözlük yazarı "yargo" soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde anlatmış.
İnternette Karşımıza Çıkan Reklamlar Nasıl Oluyor da Tam Olarak Aklımızdan Geçenleri Yansıtıyor?
iStock.com


1999 yıllarında ilk kez türkiye'ye gelen bazı scanner cihazlarında ocr (optical character recognition) özelliği vardı. üzerinde yazı yazan bir belgeyi taradığımızda basit bir mantık yürüterek pixel olarak aldığı veriyi text olarak çıkarıyor, world dosyası olarak kaydediyordu. görüntüyü anlama - yorumlama teknolojisi ile türkiye bu şekilde tanıştı. mesela şu an büyük şehirlerin giriş - çıkışlarında plakanızı, geçiş tarihinizi text olarak not eden bir sistem var. bakın bu istanbul mahmutbey gişeleri


1 - 2 kamera yerine her şerit için ayrı kamera konulmuş. tüm kameralar aracınızın plakasını görüntüleyecek şekilde konumlanmış. ülkemizde bu şekilde değerlendiriliyor ancak dışarıda çok daha iyi örnekler var.

görüntüleme - yorumlama teknolojisinde, 2012’de toronto üniversitesi, supervision adında bir algoritma üretti. supervision “deep convolutional neural networks” adı verilen bir yapay sinir ağları teknolojisi kullanıyor. supervision beş katmanlı bir yapıda 650,000 nörona sahip ve fotoğrafları tanımak için yaklaşık 60 milyon parametrenin düzgün şekilde ayarlanmış olması gerekiyor. elbette bu işlem insanlar tarafından değil yine uygulamanın kendisi tarafından yapılıyor. supervision yüzde 16,4 hata payı oranı ile çıtayı yükseltti.

google mühendislerinin oluşturduğu googlenet ekibi yaptığı çalışmalar ile hata payını yüzde 6,7’ye düşürmeyi başardı. burada esas sorulması gereken soru şu; bu hata payı bir insandan ne kadar iyi? yapılan çalışmalar eğitimli bir insan gözünün googlenet tarafından elde edilen başarıdan sadece yüzde 1,7 oranla daha iyi olduğunu ortaya koyuyor. kısacası makineler artık insan kadar iyi görüntüyü algılayabiliyor ve yorumlayabiliyor. 


google görsel arama aracını kullandığınızda, bu resmi daha önce görmüşse eğer, yüklediğiniz resmi bire bir tanıdığını deneyim edebilirsiniz. ya da ayağa düşen yüz tanıma sistemleri için şunu ya da şunları inceleyebilirsiniz. gördüğünü anlama ve yorumlayabilme teknolojisi sayesinde augmented reality ortaya çıktı. (metaio) , (junaio). augmented reality sayesinde bilgisayar persfektifi algılayabiliyor, hatta onun üzerine 3d bir nesne ekleyerek manipulasyon yapabiliyor. bunun en iyi örneğini pokemon go ile yaşadık. ayrıca adobe after effects programında track camera olarak kullanıp kendi video montajınızı yapabilir, dilediğiniz görüntüye 3d nesne gömebilirsiniz.

şimdi, artık elimizde göz organı var. görüyor, anlıyor ve yorumluyor. 

gelelim hafızaya, yaşanmışlıklara = big data. 

(mantık yürütme becerisi değil, sadece not edilmiş veri) big data sizinle ilgili herşeyi not eder. hepimiz; duygularımız, davranışlarımız, olaylar, zamanlar vs. bir excel tablosunda sol kenardan başlayıp sağ tarafa (sonsuza doğru) uzanan bir satır olduğumuzu düşünelim. tüm davranışlarımız ve yaşanmışlıklarımız not edilmiş durumda. elimizde böylesine büyük bir matematiksel istatistik olursa çok isabetli tahminler yapabiliriz değil mi? 

mesela böyle bir excel tablosunda filtreleme yaptığımızı düşünelim. öncelikle hedef olarak doğum tarihi sütununda yalnızca başak burcu olanları görüntüleyecek şekilde filtreleyelim (23 ağustos - 23 eylül arasında doğanlar şekilde) yalnızca erkekleri sıralayacak şekilde tekrar filtreden geçirelim. sonra filtrelemeyi biraz daha abartalım ve yakın zamanda sevgilisinden ayrılmış olanlar şeklinde eleyelim. big data bunu nereden mi bilecek? e facebook kullandın ya? ilişki durumunu girdin? lokasyonunu da biliyor olduğumuza göre big data senin bu dönem dinlediğin şarkı ve sanatçıları sana gözü kapalı sıralayabilir. hatta aşk acının ne kadar süre sonra geçeceğini de bilir. ona böyle bir tahmin yürütebilmesini sağlayacak tüm bilgileri sen ve seninle aynı kaderi paylaşan binlerce insan zaten verdiler.


bak sana çok yakınından bir örnek vereyim. girdiğin avm'de müşterisini daha iyi tanımak için, kendi kimliğini gizleyerek android ve ios tabanlı oyun yaptırıp piyasaya süren tekstil firmaları var. telefonuna yüklediğin basit bir oyun / uygulama senden türlü türlü izin istiyor. neden? sana bedava sağladığı hizmet sayesinde seni daha iyi analiz edebilmek için. (bkz: if you don't pay the product you are the product) yani "ürüne para ödemiyorsanız ürün sizsiniz." daha kolay bir örnek vereyim; sosyal medya hesabına girdiğinde "ya ben bu sayfayı daha önce beğenmemiştim nereden çıktı bu" veya twitter'da "ben bu kişiyi ne zaman takip ettim ki? ne kadar saçma" dediğin bir an oldu mu? işte bu, telefonuna yüklediğin uygulamanın senden istediği izinler yüzünden oluyor. sen bedava diye yüklüyorsun, herif seni "kelepir takipçi" olarak müşterilerine satıyor. bu da başka bir örnekti. bu kadar çıplak olduğumuz bir ortamda bizimle ve davranışlarımızla ilgili devasa bir excel tablosu olduğunu düşün. işte bu big data 'dır. yani hafıza diyelim.

göz ve hafıza tamam. peki ya mantık? düşünme beceresi? 


aı (artificial intelligence = yapay zeka) mantık yürütür. 0 ve 1'le çalışan bilgisayarlara 3. bir rakamı yani 2'yi atamakla ulaşılacak olan zeka türüdür. 0: "hayır/ olumsuz", 1: "evet/olumlu", 2: "belki/ kim bilir" şeklide düzenlenmiş bir işlemci = kuantum bilgisayarı. yapay zeka üzerinde 50 yıldır çalışılıyor ancak 2016 yılında kendi kendini geliştirebilecek otonom bir sisteme dönüştü. google artificial intelligence experiments (buradan) üzerinden mevcut durumunu takip edebilirsiniz. google şu an translate, map ve bir kaç alt hizmetinde daha ai kullanıyor, üstelik otonom olarak kendi kendine öğreniyor. sadece google translate üzerinden örneklendirirsek eğer, çok yakın bir zamanda ai sayesinde sen türkçe konuşacaksın, karşındaki çinli kulağındaki kulaklık sayesinde seni çince anlayacak. fransızca konuşacaklar, türkçe anlayacaksın. bu sadece translate örneği tabi. artificial intelligence'ın öğrenme sınırı yok. yarın neye dönüşecek bilemiyoruz.

- abi konudan çok uzaklaştın, sinyal zayıflıyor
+ toparlıyorum esteban

mantık, hafıza ve göz tamam. şimdi sıra ses'te. 


belki de en kolayı bu. insan sesini tanıyan ve anlayan bir sistem, buraya kadar anlattıklarımızdan daha basit bir derinliğe sahip. ses = frekansların toplamıdır ve analiz edilebilir, yorumlanabilir. az biraz yapay zeka (ki eğer evde yoksa algoritma da iş görür) sayesinde şu an bir ses dosyasındaki konuşmayı text'e çevirip anlayabiliyoruz. bu sana çok uzak gelmesin, gsm operatörünü aradığında bu sistemin zaten yıllardır kullanıldığını anlayacaksın, ya da bankayı aradığında yapmak istediğin işlemi soran bant kaydı. sen işlemi söylüyorsun, senin sesini text'e çeviriyor ve yorumluyor, sonra doğru yere yönlendiriyor. (işte burada başlık konusuna geldik nihayet)

- hoşgeldin abi
+ hoşbulduk esteban, bana soda getir.

takdir edelim ki bu konuda en kesin başarıyı sağlayan adobe 'dir. voco projesi sesi dinleme, anlama, yorumlama ve hatta yeniden şekillendirme üzerine yapıldı. yani sen konuşuyorsun, o seni dinliyor, anlıyor, text'e çeviriyor. kelimeleri ve hatta harf vurgularını nasıl yaptığını not ediyor. sonra sen bir text giriyorsun, senin sesini taklit ederek yazdığın yazıyı seslendiriyor. sadece sesini değil vurgularını, duygularını ve şivenide taklit ediyor. evet senin sesinle. 

sana çok uzak gelmesin bak burada şahane örnek var.


buraya kadar gelmişken konu başlığına da değinelim; daha önce telefonunda ses tanıma sistemini açmışsan eğer herifler senin nasıl konuştuğunu biliyor. kalabalık bir ortam da olsa arada senin sesini ve sana ait olmayan sesleri ayırt edebiliyor. hepsini text'e çevirebiliyor, (mesela sen götünü yaymış televizyonda survivor izlerken algoritma ve yapay zeka sayesinde senin ne sevdiğini, izlediğini biliyor, bunu bigdata ile doğruluyor, dolayısıyla bir mağazaya girdiğinde ne satın alacağını da senden önce, senden iyi biliyor) elindeki bu gücü kullanarak sana karşı, sana hitab eden reklamları yapar, buradan da zibille para kazanır gavurun dölü.

şimdi elimizde göz (görme - algılama - yorumlama) , kulak (duyma - algılama - yorumlama) , beyin (hafıza - mantık yürütme - karar verme) becerileri var. ne kaldı geriye? uygulama - harekete geçme. bu da bitmek üzere. boston dynamics üzerinde çalışıyor, darpa ise cilalıyor.

özet biraz uzun oldu ama özetle, geleceğe yönelik endişenen insanlar ile "muhittin topalak from kazlıçeşme" örnekleri ile dalga çekmek doğru değil. çünkü adam farkında olsa da olmasa da tespit doğru. big brother is watching you


böylesine etrafımız sarılmışken, hepimizin davranışları ve hayatı, onlar için bilgi. bilgi ise değerlidir, kim olursa olsun, en azından istatistiklerde boşluk doldururlar. sen (yaşadığın hayata ve bütcene göre) onlar için 30$ 'lık veya 20,000$ lık müşteri olursun, sana neyi nasıl satacağını bilirler. (sağlamasını yapmak için asgari ücretle geçinenlerin elindeki telefonlara bakın) asker olursun savaşa kalkarsın (güneydoğuya bakın) demografik bilgi olur seçim sonuçlarını herkesten önce onlara verirsin (uluslararası kredi notu derecelendirme kuruluşlarının isabetli tahminlerine bakın) ya da alabildiğine pasif bir hayat yaşarsın ama ne olursa olsun, bir akıllı telefonun ve en az bir sosyal medya hesabın (facebook vs.) vardır. neden? bunu hiç düşündün mü?

evet kardeşim, google seni dinliyor. sadece google değil, haftasonu evde android studio programı ile yazdığım basit bir oyun / uygulama sayesinde ben bile seni dinleyebiliyorum. bu teknoloji bugün inanılmaz görülecek bir teknoloji değil, yani sürpriz değil. işte orada duruyor, alenen konferansları yapılıyor. ayrıca bizim bugün konuştuğumuz konudan batılılar da yıllar önce şüphelenmeye başlamış

örnek1

örnek2

örnek3

örnek4

örnek5

ayrıca; bedava peynir sadece fare kapanında olur. doğru düzgün bir uygulama yazmak uzun zaman alır, masraflıdır. uygulama sahibi sizden bunun için para istemiyorsa eğer başka birşey alıyordur. telefonunuza uygulama yüklerken verdiğiniz izinlere de dikkat edin.