İstemsizce ya da Farkına Vararak Yaptığımız Bazı Davranışların ve Takıntıların Bilimsel Açıklamaları

çoğumuzun başına geliyordur. gördüğümüz bazı nesnelerden beynimiz çok farklı model ve anlamlar çıkartabiliyor . şu ayakkabıya bakarken, şu süpürgeye bakarken ya da şu fotoğrafa. aslında her biri bir tür illüzyon. zihnimizin bizi yanıltması. psikoloji literatüründe ise yaşadığımız bu illüzyona pareidolia sendromu deniyor. çoğumuz bulutlara bakarken veya şurada olduğu gibi bu sendromu yaşıyoruz.


şimdi, buzlu ve eğimli bir yolda seyreden bir araba düşününüz. arabaya bu eğimli yolu çıkması için iki kişiyle birlikte destek olacaksınız. eğer arabaya destek olan sizin haricinizdeki iki kişi tüm güçleriyle ittiriyorsa siz fazla güç vermezsiniz değil mi? yada mobilya taşırken vs. çoğumuzun yaşadığı bu durumun psikolojideki karşılığı ringelmann etkisi. yani bir işi yapan kişi sayısı artarsa verimlilik düşüyor.

şimdi şunu hayal edin. memnun olmadığınız bir işe sahipsiniz ancak o işi bırakamıyorsunuz. bırakabilme imkanınız var ancak bunu yapmıyorsunuz. başka bir iş bulabilirsiniz, işsiz kalabilirsiniz vs. ancak sahip olduğunuz işi ısrarla bırakamıyorsunuz. psikolojide buna status quo bias adı veriliyor. ancak bunun tembellikle hiçbir alakası yok. koltukta kestirip, bakkala gitmemekten farklı. hiçbir çekiciliği, arzu ve isteği kalmasa dahi o şeyi bırakamama durumu.

televizyonun üzerimizdeki etkisiyle alakalı şahane bir modelleme, teorem vardır. şöyle açıklayayım. akşam haberlerini seyrettiğimizde, gerçek hayatta gördüğümüzden elli kat fazla şiddet görüyor görüyoruz değil mi?bu da dolayısıyla bizde bir tedirginlik yaratıyor. (bilhassa terör, taciz, tecavüz haberleri) yani televizyon, haberlerle, reklamlarla bizi sürekli uyarıyor ve biz de o'na cevap veriyoruz. yani bir nevi gönderici-alıcı modeli. hatta bazı televizyon dizilerindeki yaşam tarzları, birtakım televizyon programlarındaki işlenen konular (illuminati vs.) bizi gerçeklikten dahi uzaklaştırabiliyor. işte bu duruma bilimsel literatürde cultivation teorisi adı veriliyor.

ıllusory correlation: yine psikolojik bir terim. mesela elbisesi yırtılmış fakir bir insanla karşılaştık. bunu ilk olarak o'nun mutsuz olduğu ile özdeşleştiriyoruz yada zengin biriyle karşılaşınca onun çok rahat ve huzurlu yaşadığını düşünüyoruz. bir neden ve sonuç ilişkisi kuruyoruz ancak kurduğumuz bu ilişkiler arasında zayıf yada güçlü hiçbir bağ yok. hatta bu yolla bir genelleme dahi yapabiliyoruz. örneğin bir trabzonlu tarafından dolandırılmakla bütün trabzonluların dolandırıcı olamayacağı gerçeği gibi. bunun daha kapsamlısı ise halo effect.

peki; yaşayamadığımız, belki de bir şekilde kendimizde iyi bir gelecek gördüğümüz halde yarım bırakmak zorunda kaldığımız aktiviteler bilinçaltımızı çokça meşgul ediyor değil mi? işte psikolojide bu yaşadığımıza zeigarnik effect deniyor.

bazen, bir eylem sonuçlandıktan sonra "ben bunun böyle olacağını-sonuçlanacağını biliyordum." gibi bir çıkarımda bulunuyoruz. bunun da bir bilimsel karşılığı var. hindsight bias . yani bir nevi önceden gördüğümüz ve gerçekleşen öngörü.

ekler:

self referencing effect: kendi başımıza gelen bir şeyi, başkalarınkine oranla mutlak daha net hatırlarız.

self serving bias: işimde terfi etmişsem benim başarım sayesinde, terfi edememişsem "patron kıl" durumu.