İtalya'nın Faşist Lideri Mussolini'nin Hayatı Sorgulatan Yaptırımları

1922-1943 arasında görev yapan Benito Mussolini'nin, 20. yüzyıla kötü biçimde damga vurmasına neden olan uygulamaları, insanı düşündürüyor.
İtalya'nın Faşist Lideri Mussolini'nin Hayatı Sorgulatan Yaptırımları


i. dünya savaşı ile ii. dünya savaşı arasındaki dönem, italya'da büyük siyasi değişimlere neden olmuştu

bu yıllarda benito mussolini'nin faşist devletinde gerçekte neler olup bittiği hakkında neredeyse doğru düzgün bir bilgi yoktur. mussolini, yoğun bir sansür, milliyetçi propaganda ile yaygın bir militarizme yol açan politikalar ve reformlar uygulayarak, diktatörlüğü altındaki günlük yaşamı ustaca şekillendirmişti.

ikinci dünya savaşı döneminde italya sosyalist cumhuriyeti, insanlarına ölüm korkusu salarken almanya’yla iyi ilişkiler kuruyordu. mussolini, içerideki muhaliflere, führer'in toplama kamplarındaki yahudileri imhasıyla kıyaslanacak kadar sert davranıyordu. italyan faşizminin sona ermesi ancak 1945’te il duce’nin düşüşüyle gerçekleşecekti.

palazzo braschi, mussolini'nin yüzüyle ve "evet" oyu hatırlatmalarıyla süslenmişti

1934'te faşist parti genel merkezi binası roma'daki palazzo braschi, italyan halkına nasıl oy kullanacaklarını anlatmak için dekore edilmişti. binanın yan tarafında, mussolini'nin dev yüzü vardı ve etrafı, mussolini'nin adaylığını koyduğu seçimde kabul edilebilir tek oy olan "si" afişleriyle çevrilmişti.

bu, mussolini'nin seçmenlere nasıl oylama yapacaklarını hatırlatmak için kullandığı ilk süsleme değildi. aynı şekilde palazzo braschi'yi 1929'da da, büyük ya da etkileyici olmasa da, bir resmiyle süslemişti.

palazzo braschi'nin afişli dekorasyonu, mussolini'nin faşist propagandayla roma'nın her yerindeki binaları süslemek ve genel olarak şehri dilediği gibi yeniden inşa etmek için yaptığı büyük planın bir parçasıydı. prestijini arttırmak için mussolini, tüm roma imparatorları ve roma katolik kilisesi liderleri için spor kompleksleri, kamu pazarları, okullar ve diğer binaların yanı sıra yollar da tasarladı ve inşa etti.

gözaltına alınmak çok yaygındı

führer'in italya'ya ilk ziyaretinden önce, muhalefet olarak algılanabilecek bir olay yaşanması konusunda büyük endişe vardı. örneğin, como gölü'ndeki küçük bir kasabada yaşayan bir yahudi mülteci, olağandışı bir şekilde gözaltına alınmıştı. hitler eve gittikten sonra, tutuklananlar serbest bırakıldı.

komünistler, muhalifler ve proleterya basitçe elimine edildi

mussolini 1922'de nihayet roma merdivenlerini tırmandığı zaman, yanında bir siyah tişörtlüler (blackshirts) ordusu vardı. siyah tişörtler, adlarından da anlaşılacağı üzere, siyah tişörtler giyen paramiliter bir güçtü; mussolini onları, yurt içindeki ve dışındaki terörü uyandırmak için kullandı.

italya'daki faşist partinin ilk günlerinden itibaren mussolini'nin blackshirtleri, herhangi bir muhalefete mahal bırakmamak için çalıştı. blackshirt’ün sloganı me ne frego (umrumda değil) idi ve gerçekten umursamıyorlardı. ilk önce italya'daki sosyalist partiyi hedef aldılar ve 1921'de, iki ay içinde işçi liderleriyle sosyalistleri sürgüne yolladılar ve önemli binalarını bastılar.

faşistler kentsel bir fenomen olmaktan sıyrılıp daha geniş bir italyan gücüne dönüştükten sonra, kırsal kesimdeki köylü liderlerinin peşine düştüler; bu da yarımadanın her yerindeki köylerde ve kasabalarda potansiyel meydan okuyuculara karşı saldırganlık göstermelerine neden oldu.

düşmanları olan komünistlere, sosyalistlere ve anarşistlere hint yağı içirdiler ve onları küçük düşürmek için birçok başka şey yaptılar.

1927'den sonra mussolini, gizli polisi olan ovra'yı (faşizmin korunması ve organize edilmesi teşkilatı) huzur bozmak için kullandı. mussolini, italya'daki en yüksek cezayı geri getirdi ve düşmanlarına karşı uygulamaya başladı. birçok faşizm karşıtı, zulümden kaçmak için italya'dan ayrılarak paris'e ya da diğer avrupa şehirlerine gitti ve orada dükkanlar açtı.

mussolini'nin her ortaya çıkışında halk, korku ve hayranlık duygularının ayırt edilemez bir haline bürünüyordu

mussolini karizmatik bir liderdi ve halk önüne çıktığı zaman insanlar ondan ya çok korkuyorlar ya da hayranlık duyuyorlardı. bir korku imparatorluğu yönetiyor olsa da destekçileri tarafından da oldukça beğeniliyordu.


trenler tam vaktinde garlara varıyor ve kalkıyordu

italya'daki faşizm baskıcıydı, ancak trenlerin zamanında çalışmasını sağlamıştı. mussolini'nin faşizmin rasyonelleştirmelerinden biri de, trenlerin zamanında çalışmasını sağladığı gibi italya'ya örgütlenme ve disiplin getirmesiydi.

italya'daki raylı sistem birinci cihan harbi döneminde büyük tahribat görmüştü. mussolini döneminde, halkın gözüne girmek amacıyla büyük ölçüde düzenlendi ve geliştirildi. genel olarak italyan demiryolu sistemindeki daha büyük, daha ticari ekspres trenleri, mussolini'nin on yıllarca süren iktidarı boyunca tarifelere uyuyordu ancak yerel ve günlük trenlerde gecikmeler olmaktaydı.

gecikmeler elbette oluyordu hatta hızlı trene binen yabancı turistler hayıflanıyordu. belçika dışişleri bakanı: "geçişlerde her zaman bir saatin dörtte birinden fazla bekletildik, çünkü trenler olmaları gereken zamanlarda asla orada değillerdi."

yine de hiçbir italyan yetkilisi, trenler geciktiğinde bunu mussolini'ye bildirmeye cesaret edemedi ve mussolini'nin gözünde bütün trenler hep dakikti.

telefonlar dinleniyordu

telefonlar italya’da yaygın olarak bulunmuyordu ve italya'daki telefon sistemi, çağına göre oldukça antika kalmıştı. ancak bu, arturo bocchini’nin başkanlığındaki italyan gizli servisi tarafından hatların dinlenmesini kolaylaştırmıştı.

faşist yönetim, esas olarak telefonları kullanan zengin kesimlerin ticari ilişkileri ve yapabilecekleri siyasi konuşmalar hakkında bilgi alıyordu. ovra ayrıca italya’daki insanlar hakkında olabildiğince bilgi topladı ve dosya tuttu.


okul çıkışlarında gençlik programları adı ile gençlere propaganda seminerleri verildi

mussolini, gençlerin, yönettiği rejiminin başarısı için hayati önem taşıdığını biliyordu ve onlara ideolojisini aşılamak için büyük çaba harcadı. italyan öğrenciler, mussolini'nin kafasındaki uygun italyan vatandaşı modeli olmanın neye benzediği hakkında aşamalı olarak eğitim gördüler. dört ila sekiz yaş arası erkek çocuklara siyah gömlekler giydirildi. bir olayla karşılaşacak olurlarsa direkt yetkililere haber vermeleri ve mussolini'yi çağırmaları salık verildi.

bu, çocuklara 8 yaşında balilla (faşist parti gençlik kolu mensubu) olduklarında ve oyuncak silahları verildiğinde uygulanan temel bir eğitimdi. 14 yaşına geldiklerinde erkekler avanguardista olurlardı ve siyah gömlekler, şapkalar, pantolonlar ve gri çoraplarla süslenirlerdi. bu gruplar, italya'nın gençleri için disiplin (ve beyin yıkama) sağlıyordu.

ailelere en az 5 çocuk yapmaları söyleniyordu

genç kızlarla evli kadınlara annelik ve aile için övgüde bulunuluyordu, ve kadınlar yüceltiliyordu ama onlardan erkeklere boyun eğmeleri de bekleniyordu. aile birimi ve çocuklar önemliydi, özellikle mussolini'nin italyan nüfusunu büyütmek istemesinden beri, aile politikasını kadının üzerine kurmuştu.

bir aile ne kadar büyük olursa, faşist devlet için o kadar iyiydi. fazla sayıda çocuğa sahip olan ailelere vergi indirimi, bekar erkeklere ise ağır vergiler uygulanırdı. çok sayıda çocuğu olan kadınlar öne çıkarılır ve ödüllendirilirdi.

anneliğe ve aileye yapılan vurgu, italyan kadınlarına, bu plandan sapmaları için çok az yer bıraktı. uyum sağlamayan kadınlar, akıl hastalığı teşhisi konularak akıl hastanelerine gönderilirdi. 1922-1943 yılları arasında çocuk doğurmayan kadınlar, faşist devletin gözünde yetersiz anneler ve sapkın olarak nitelendirilirdi.


sansür ve propaganda her yerdeydi

eski bir gazeteci olan mussolini, basının gücünü biliyordu ve bir şekilde muhalif sesleri bastırmak ve basını kendi yararı için kullanmaya çalışıyordu. ancak, medyaya yönelik planlı veya koordineli bir saldırganlık yoktu. 1929'da, basın yüksek komisyonu kuruldu; serbest basına müdahale edilmemesi gerekiyordu, ancak “ulusal çıkarlara aykırı herhangi bir faaliyet” gerçekleştirilirse aktif olarak müdahale edilecekti.

mussolini basını, gitmesini istediği yöne yönlendirdi, kitapçılara baskın yapmanın yanı sıra birçok yayımlara el koydu ve yasakladı. alman faşist devleti'ndeki mevkidaşının aksine, yazılı basını kontrol etmeye çalışırken, iş sansüre geldiğinde proaktif olmaktan daha çok reaktifdi. sinema açısından, mussolini de benzer şekilde medyayı propaganda aracı olarak kullanırken, italyanları, faşizm karşıtı fikirlerle etkileyebilecek filmleri yasakladı.

italya ayrıca, insanların savaş hakkında duyduklarını da kontrol ediyordu:

"günde birkaç haber bülteni vardı ve bunlardan ikisini dinlemek zorundaydık, biri kahvaltıda, diğeri öğle yemeğinde. haber bülteninden önce savaş müziği başlar başlamaz, hepimiz haberi bitirene kadar sessizlik içinde ayağa kalkmaya özellikle dikkat etmek zorundaydık. sonra, bir öğretmen "a chi la vittoria?" (zafer kimin?) diye bağırırdı. faşist selamı olarak bilinen "il saluto romano" diye aynı şiddette yanıt verirdik ve "a noi!" (bize!) diye eklerdik. artık soframıza oturabilirdik. tek duyduğumuz zaferler, benzeri görülmemiş kahramanlıklar ve düşmanı tuzağa düşürmek için muzaffer stratejik planlardı."


eşcinseller adriyatik denizinde bir adaya sürgün edilmişlerdi

eşcinsel erkekler genellikle faşist devlette "dejenere" olarak sınıflandırılırdı ve italya dışında da olsa çoğu zaman hapis cezasına çarptırılırlardı. 1938 yılında, beş yıllık iç sürgün cezası ile tremiti adaları'ndaki san domino'ya 45 eşcinsel erkek gönderildi. adada gözetim altında tutuldular, ancak zorunlu çalışmaya veya özellikle sert bir şeye maruz bırakılmadılar.

alınan önlem ters tepmişti ve o ada, sürgün edilenlerin rahatça eşcinselliklerini yaşayabilecekleri bir yer olmuştu. ikinci dünya savaşı 1939'da patlak verdiğinde, adadaki erkekler ev hapsine alınmak üzere çizmeye geri gönderildi.

mussolini için din, en az her şey kadar siyasaldı

mussolini bir ateistti, ancak başarılı olmak için katolik kilisesi'nin desteğine ihtiyacı olduğunu biliyordu. böylece, kilise'nin gücünü yıllarca bastırdıktan sonra, katolikliği kullanmaya başladı. daha sonra katolikliği italya'da resmi din haline getirdi.

mussolini’nin italya’da yahudilere pek dokunmadığı 1930’ların sonlarına kadar, devlet destekli bir antisemitizm yoktu. 1938'de yeni yasalar, italyan yahudilerinin diğer kısıtlamaların yanı sıra aryanlarla evlenmesini ve önemli topraklara sahip olmasını yasakladı. italya doğumlu olmayan yahudiler sınır dışı edildi.

Romanya'nın 25 Yıllık Diktatörü Nikolay Çavuşesku'nun Korkunç Yaptırımları