İyi Bir İngilizce Kelime Ezberleme Metodu: Sözlüğe Bakmadan Bol Bol Okumak
İngilizce kelime öğrenme/ezberleme konusunda sizi biraz zorlayacak ama çok da işinize yarayabilecek bir yöntem: okumak.
İyi Bir İngilizce Kelime Ezberleme Metodu: Sözlüğe Bakmadan Bol Bol Okumak
iStock

lisan öğrenme süreci, daha doğrusu yeni kelime öğrenme süreci, bol bol yeni kelimelerle karşılaşmayı gerektirir. bunun için de bol bol okumak gerekir. her bilmediğin kelime için sözlüğe bakacak olursan, okumanın sürekliliğini bozmuş olursun. yani akıcı ve sürekli bir şekilde okuyamazsın, kesintilerle okumak verimli olmaz. o anda öğrendiğini sandığın kelimeler, 1 ay gibi bir süre sonra unutulur gider. ya da çok azı hatırlanır.

okuduğunu %100 anlamak için sözlüğe bakmak istiyorsun. bu mükemmeliyetçilikten vazgeç. okumaya başlarken, şunu baştan kabul et: okuduğunun hepsini anlamak derdinde değilsin; derdin sadece daha fazla kelime öğrenmek.

şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere, ya da işin püf noktasına

'anlamını bilmediğim şeyi nasıl anlayacağım' diye düşünebilirsin, işte işin püf noktası tam da o. anlamını bilmediğin şeyi tahmin etmeye çalışacaksın. bir örnek verelim: okuduğun metinde 'confirm' kelimesi geçiyor ve sen bu kelimeyi bilmiyorsun. hiç oralı olmadan yani sözlüğe davranmadan, o kelimenin içinde geçtiği bağlamdan yani 'context'ten, ne anlama geldiğini tahmin etmeye çalışacaksın. buna ister 'destekli atış' de, ister 'educated guess'. bu söyleyeceğim şey başta sana hayal gibi gelebilir ama doğruluğu ve çok işine yarayacağı su götürmez bir gerçek. bilmediğin kelimeyi birinci ve ikinci karşılaştığında anlamasan bile, üçüncü kere karşılaştığında, anlamını doğru tahmin eder hale geliyorsun.

bu yöntemin sözlüğe bakarak okuma yöntemine üstünlüğü şurada;

sözlüğe bakarak okuma yönteminde

1. okuma gayretin sürekli olarak kesintiye uğrar, şöyle ağız tadıyla blok halinde, kesintisiz okuyamazsın, okuduğunu anlama yani 'reading comprehension' becerin gelişmez, 

2. çok vakit harcarsın,

3. 'armut piş, ağzıma düş' kolaycılığı ile elde ettiğin bu kelimeler, senin için değerli olmadığından, bir ay gibi bir sürede unutursun

4. bir daha hayatın boyunca karşılaşma ihtimalin çok düşük kelimeleri öğrenmek için de, vakit ve emek harcarsın,

5. gayretlerin sonunda bir arpa boyu yol gidiyormuşsun duygusuna neden olur (zaten sen de bu duygu nedeniyle duyuruya bu soruyu soruyorsun)

6. sonunda hevesin kaçar.

halbuki sözlüğe bakmadan okuma yönteminde

1. blok halinde kesintisiz, saatler boyunca okuyabilirsin. burada amaç okuduğun her cümleyi anlamak değil, yeni kelimeler öğrenmektir.

2. sözlükle okuma yöntemine kıyasla, belki de beş misli süratle okuyacağın için, bir çok sık rastlanan ama senin henüz bilmediğin kelimelerle karşılaşma ihtimalin çok artar,

3. bu ihtimal artışına bağlı olarak, ilk kez karşılaştığında o kelimenin anlamını tahmin edemesen bile, aşağı yukarı nasıl bir bağlamda, nasıl bir ortamda geçtiğini görürsün. bu tecrüben, o kelimeyle ikinci karşılaşman için çok kıymetli bir bilgi sağlar. 

4. ikinci veya artık üçüncü karşılaşmanda o kelimenin anlamını artık tahmin eder hale gelirsin ve bu tahminin çok büyük bir ihtimalle doğru çıkar,

5. kelimeleri bu şekilde, kafanı anlamaya zorlayarak ve 'armut piş, ağzıma düş' şeklinde değil, kendi zihin faaliyetinin bir sonucu olarak öğrendiğin için, o kelimeler, "değerli arkadaşların" olur ve onları bir daha unutmazsın,

6. bağlam ya da ingilizce tabiriyle context işine çok kafa yoracağın için, kelimenin kullanımını yani usage'ını da doğru öğrenmiş olursun ki, lisan öğrenme sürecinde usage çok önemlidir,

7. burada ne demek istenmiş olabilir diye sürekli kafa yoracağın için, reading comprehension yani okuduğunu anlama becerin çok iyi gelişir.

bonus

ben sana youtube'dan, sevdiğin filmleri tekrar tekrar seyrederek, kelimeler değil cümleler ezberlemeni tavsiye ederim. ya da çok sevdiğin şarkıların sözlerini de ezberleyebilirsin, tekrar tekrar dinleyerek. sorduğun sorunun doğrudan cevabı olmasa bile, ingilizce öğrenmene çok faydası olur.

eklere veya ön eklere bakarak kelimenin anlamını yakalamaya çalışma yöntemi çok işe yarar. zaten eklere ve ön eklere bakarak kelimenin anlamını çıkarmaya çalışmak, bu işin uzmanlık aşamasıdır ki özellikle toefl için kazanılması şart olan bi beceridir. sinekten yağ çıkarır ve kelimenin anlamını bilmediğin halde doğru şıkkı işaretlersin.

benim verdiğim örnekte 3. karşılaşmanda artık kelimenin anlamını kendiliğinden anlayacağını söylüyorum. 3. olmasın da 5. olsun. sen bu yöntemin doğruluğuna ve üstünlüğüne inan ve fihristi kafanda yap. şu anlamları bi yere not etme işinden de vazgeç. kafana not et ama sözlükten bakıp öğrendiğin anlamları değil, "karine" ile, hatta "kan, ter, gözyaşı" ile ya da daha doğru bi tabirle, "%100 yerli sermayenle, beyninin gücüyle, tamamen kendi emeğinle" öğrendiğin anlamları... giderek ve "tedricen" (yani gradually), mucizevi bi şekilde kelimelerin anlamını doğru tahmin etmeye başladığını göreceksin. ama bunun için, dediğim gibi, sözlükle, fihristle filan uğraşmadan, kesintisiz okuyacaksın.

bi yedi sekiz sene önce volkswagen'in bi reklamı vardı: "biz bir milyon araba yaptığımız için araba yapmayı iyi biliyoruz" mealinde. işte o reklamdaki gibi, senin context'ten anlam tahmin etme yeteneğin, yüzlerce, binlerce sayfa metni, sözlüğe bakmadan, kesintisiz ve anlam tahmin etmeye çalışarak okumana dayalı olarak gelişecek.

tekrar ediyorum, daha fazla cümle okumana engel olacağı için, kaldır at şu defteri, sözlüğü, fihristi. karate kelimesinin anlamı nedir? "boş el". sen de elindekileri bırak bi kenara. metinle baş başa kal. elinde hiç bi silah olmadan, sadece bileğine, yani beynine güvenerek çık yola. okuduğun metni iyi seçeceksin. yani seviyene uygun olacak. tutup washington post'ta veya the guardian'da makale okumakla başlarsan, şevkin kırılır. bi kere okuduğun metnin konusu, senin çok ilgini çeken ve hakkında epeyce bi şey bildiğin bi konu olacak. hakkında en ufak bi fikrinin olmadığı bi konuyu kavramak için okumaya kastırmayacan şu sıralarda. farz-ı muhal en sevdiğin ve en iyi bildiğin konu gitar olsun veya rock müzik olsun. onunla ilgili yazılar okuyacan. hem ilgin besleyecek şevkini hem de beynin iş yapıyomuş gibi hissetmeyecek, çekirdek çitliyormuş gibi hissedecek.

gelelim sorulara

1- eğer cümlede 2-3 tane bilmediğimiz kelime varsa ne yapacağız?

çok basit: içinde 2-3 tane bilmediğin kelime olduğu halde, o cümleyi anlamaya çalışacaksın. anlayamadığında da hiç kasmadan ve küsmeden bi sonraki cümleye geçeceksin.

2- sen şimdi dedin ya, ikinci veya üçüncü seferde doğru tahmin eder hale geleceksin diye, doğru tahmin ettiğimizi nereden anlayacağız?

o bir his. tarif etmesi zor. ama geliştirilebiliyor. mesela bir metinde silahlı kuvvetten bahsediliyor ve ikide bir deployment kelimesi geçiyor böyle mekanlar tarif edilerek. "ulan sakın bu "konuşlandırma" demek olmasın?" hissiyle tekrar okuyacan o cümleyi ve "evet evet, bu en çok "konuşlandırma"ya uyuyor" diyip geçecen. bak, hâlâ sözlükle filan uğraşmıyosun. ama %80 eminsin o kelimenin konuşlandırma demek olduğundan. beşinci defa karşılaştığında artık oran %100'e yaklaşır. önemli olan hacim ve sezgi. okuduğun metnin hacmi ve buna bağlı olarak geliştireceğin sezgi.

burada işin püf noktası ne biliyo musun? hani biceps geliştirmek için, ağırlıktır, barfikstir her ne haltsa, ondan çalışılıyo ya, işte aynen onun gibi, beyninin "kelime anlamı tahmin etmeye yarayan yeri" her neresiyse, onu geliştiriyosun bu yöntemle. practice makes it perfect!

eğer ille de kalem defter bi şey çalışmak istiyosan, otur latince önek ve sonekleri yani az biraz etimoloji çalış. kelime anlamı tahmin etmende çok işine yarar.

bonus

türkçedeki düşman kelimesinin kökenini biliyo musun? dys + man kelimelerinden geliyomuş. dys (ya da dis) kötü, man ise mantalite (ya da mentality)'deki man. yani kötü zihinli, kötü fikirli demek. bu bilgiden hareketle, dis ya da dys ile başlayan kelimelerde bi olumsuzluktan şüphelenecen.

http://www.nisanyansozluk.com/?k=düşman

aha bu da benden sana doğum günü hediyesi olsun:

http://en.wikipedia.org/…ots,_suffixes_and_prefixes

Bu içerik de ilginizi çekebilir