Kadınları Çekici Yapan Küçük Ama Etkili Detaylar

Çekicilik kişiden kişiye değişir evet, ama bazen diğer insanların fikirleri de konu hakkında genel bir fikir vermesi açısından işe yarayabiliyor.

elleri

en zarif işler için yaratıldığına sizi görünümü ile bile inandırabilen narin elleri. ve o ellerin çalışırkenki zarafetine tanık olmak... mutfakta yemeğin tuzunu bir çimdik ile ayarlarken, bir kitabın sayfasını çevirirken, otobüste bir yeri kadınsı bir çekingenlikle tutarken ya da kolyesini takarken.

ellerin ince uzun parmakları olmalı. cildinin altından ona hayat veren damarları hafifçe fark edilmeli. parmaklarını her oynattığında, bir piyanonun tuşlarına dokunulmuş gibi tarak kemiklerinde oluşan ahengi farketmelisin. her dokunduğunun değerini arttırıyormuş gibi olmalı ve sana her dokunduğunda bunu hissettirmeli. giysindeki bir tüyü alırken ya da giydiğin kazağının omuzlarını düzeltirken, ellerinin narin özeni ile sevildiğin için inanmasan da tanrıya şükretmelisin. en önemlisi de elleri elinde terlemeli ve bir kez tuttu mu bir daha bırakmamalı...

kendi halindelikleri

hayır "kendi halindelik" olarak adlandırılan şey her türlü cezbediyor ruhumu ama bir kadının, kendi halindeliği her zaman daha çekici görünüyor.

kendi halindelik güzel şey. ama en çok da bir kadındaysa ve siz ona aşık olmak üzereyken, o bütün kendi halindeliğini kuşanmışsa, kendine hayat karşısında rol kesmeye gerek duymamışsa.

kendine saygısı olması

"yaa bence erkek biraz korumalı, sahip çıkmalı" daaaaat! elendiniz.

"yaa siz erkeksiniz durum farklı..." daaat! yine elendiniz.

kendinizi bir erkekten aşağı gören hangi cümleyi kurarsanız, hangi nüansı sergilerseniz iticisiniz.

kadını çekici yapan şey güçlü olması, feminist olması, kendi kıymetini bilmesidir. feminizm diyince "yaa erkeklerin topunun dibine kibrit suyu =)" gerzeklerini kastetmiyorum tabii.

erkeğe muhtaç olmayan, bir koruyucu veya bakıcıya ihtiyaç duymayan, erkek arkadaşının kendini kısıtlaması gibi beklentileri olmayan -üçüncü kez tekrar ediyorum- herkesten önce kendine saygısı olan kadın, hem saygıyı hem sevgiyi dibine kadar hak ediyordur.

böyleleri nadir görülürler, hep de ulaşması zor olurlar. o da benim üşengeçliğim belki ama her denk geldiğimde "işte bu!" dedirtiyorlar bana.

kalp

benim için; peşine neredeyse hiçbir çaba sarfetmeden onlarcasını takabilecekken kalbinin yalnız bana ait olması.

farkında mısınız bilmem ama şu hakim düzende bu bir kadından görülecek ne de güzel fedakârlıktır. dürüst ve onurlu olan tüm kadınlara saygılar.

soğukkanlılık

bir kişilik özelliği de olabilir diyeceğim ama evet, o kadar az görülen bir şeydir ki, detay olarak kalır çoğunda: soğukkanlılık. bayılırım böyle kadınlara. en rezil olaylar karşısında bile sakin kalabilen kadın, her şartın üstesinden gelir. bu kadınların bir üst modelleri hesap ödemek için oraya buraya bakınan ve garsonla gözgöze bile gelemeyen adamların masasındayken ufak el hareketi ile masaya direkt hesap pusulasını da getirtir ayrıca.

bilekler

yazın deniz kenarında, şezlong üzerinde kitap okurken ya da herhangi başka bir şeye dalmışken işaret parmakları ile ayak bileklerini kaşımaları. "freud gel bizi kurtar" derim, daha da bir şey demem.

mizah anlayışı

kesinlikle, ehlileşmiş, dominant olmayan mizah anlayışı. bir kadın mizah biliyorsa, bir şeylere yalandan değil, gözlerinden yaş gelene kadar gülebiliyorsa, sizinle aranızda bir mizah bağı kurduysa o kadın çekicidir. beyninden sızan elektronlar (o neyse mk) tüm vücuduna bir şekilde yayılır, mutludur, mutlu eder.

selam ederim hepsine...

kendine ait bir tarzının olması

saçı olur, takısı olur, giydiği şeyler olur... ama kesinlikle bunlardan en az bir tanesi kadını, diğer kadınlardan farklı kılmalı.

yaşama amacı olması, herhangi bir alanla ilgilenmesi 

yani bilim, sanat, spor vb bir tutkuya ve ideale sahip olması. çünkü tutkulu kadın güzel sever, güzel sevişir. siyaset, tarih, müzik, sinema, edebiyat, bilimden konuşabilmesi. en azından konuşurken sıkılmaması.

normal bir gülme esnasında, bir saniyeliğine gözlerinin sana takılması

kibar olması

sadece sana değil, tüm dünyaya. ve bu kibarlığında mutlak bir samimiyet barındırması. iyimser olması; güzel şeyler düşününce, güzel şeyler olacağına inanması.

salaşlık

salaş hallerinde o doğal güzelliğini ortaya çıkaran atıyorum saçına bırak dağınık kalsın demiş, makyaj desen işi olmaz vs durumda olması. marion cotillard misali.

gizemli olması

herkesle, özellikle de her erkekle içli dışlı, samimi bir pozisyonda olmamaları. kendi kişisel yakınlık alanlarının varlığını girdikleri ortamdaki insanlara hissettirebilmeleri. onlara yakınlaşmanın cesaret ve özgüven gerektiğini hissettirebilmeleri. tabii ki bu 'reserved' hayatın içini 'bilgi' ile doldurmaları ve sahip olduklarını da sonuna kadar koruyabilmeleri.

merhamet, merhamet, merhamet 

ek olarak içten gelen daimi gülümseme hali. kendine, çevresindekilere, karşısındakine gülümsemesi.

iştahla yemek yemesi

çok yemesi demiyorum bak, önündeki normal bir yemeği iştahla yemesi. bu kadın, iştahla sevişecek ve erkeğinin her zerresinden ayrı bir haz alacaktır. kadının hazzıyla daha da coşan erkek için bulunmaz nimettir.

otobüste yer vermesi

otobüse yaşlı veya hamile bindiğinde onca erkekten önce rahatını bozup ''pışşşşt pışşştt buyrun'' diyerek oturduğu koltuğu yaşlı veya hamileye vermesi.

ki bir de bu kadın cam kenarında olup yan koltuğunda da bi erkek sığır varsa ve o sığırın umurunda değilse bu durum daha bi çekici oluyor.

yerini verdiği kişi ''offff pöfff ölüyom, bu sıcak ney'' diye kıvranırken zor açılan camı tek hamlede güzel elleriyle açıyorsa ve saçları uçuşuyorsa rüzgarda, o yol bitmesin.

sosyal medya

karşılıklı konuşurken aklının telefondaki whatsapp gruplarından gelecek mesajda olmaması ve gözlerinizin içine bakması.

binlerce yıllık dünya'da bula bula sosyal medyanın insanları köpek ettiği zamanı bulduk ya, şansıma tüküreyim.

bilgisayardan anlamaları 

bir dizüstü bilgisayar bölümündeki sarışın hatun; laptopları tek tek gösterip kullanım amacımı sorduktan sonra gerçekten en optimum bilgisayarı bana göstermesi, hangisinin işlemcisinin kaç watt elektrik tükettiğine, işlemci numaralarının ne manaya geldiğini tek tek anlatması ve bunları yaparken yüzündeki o sıcacık gülümseme, ses tonundaki incelmeler beni bitirmişti.

düzgün el yazısı

iç içe geçmemiş inci gibi harfler, ilk izlenimde saygı uyandırabilir. saygı, en sağlam başlangıç noktasıdır...

ayva göbeği

bu noktada göbekten bahsetmek istiyorum. belki biraz garip gelebilir ama bazı erkeklerin kadın göbeğine (valla tatlı ismi gibi oldu şimdi) dikkat ettiğini söylemeliyim. olay fetiş boyutunda mıdır yoksa estetik tercih midir bilemeyeceğim ancak kadınlarda çok hafif, tatlı bir göbeğin hatun kişiyi oldukça çekici, son derece seksi yaptığını söyleyen arkadaşlar tanıdım. ilgililere duyurulur...

bir ilişkide erkeği serbest bırakır gibi yapıp aslında kendine alıştırması

çok akıllıca ve farkına varıldığına inanılmaz seksi bulduğum bir hareket.

beraber gülüyor olabilmek

istediği kadar güzel gülsün beraber gülemiyorsam, manasız manasız, deli mi ne gülüyor bu, biri mi inandırmış güzel güldüğüne hikayesi varsa zor.
evet güzellik de çekicidir, acayip çekicidir. ama beraber gülebildiğim bir insanı hiç bir şeye değişmeyeceğimi biliyorum. güzel bir kadınla gülünemiyorsa, istediği kadar iyi, temiz, dürüst olsun uzun süre katlanması zordur benim fikrimce. hani üç-beş gün iyi gelebilir. ama sonrası zor. 

hal hatır

"çevrem kalabalık olsun, çeşitlilik olsun, hem bakarsın bir gün zorda kalırsam sevgilim olur" diye değil, gerçekten ilgilendiği, değer verdiği için hal hatır sorması, bir kuru "nasılsın"ını eksik etmemesi. evet çekici yapar, çekici olan birinin sevgili olma zorunluluğu da yok di mi kukişler?

çok genel olarak, harmoni

ayakkabılarından ses tonuna.
ellerinden gözlerine.
espri anlayışından saç rengine.

kadını çekici yapan bütün bunların estetik olup olmaması değil, harmonisidir.

Final yorumu

var olmanız yetiyor biliyor musunuz? şu hayatı çekilir kılan en kral sebep sizlersiniz. en çirkininizden en güzelinize, hepiniz adına geçerli bu durum benim için.

erkeksi hal ve tavırlardan uzak, kadın olduğunun farkında olan her kadın ister istemez fazlasıyla çekici zaten. ufak detaylar kendiliğinden çıkıyor ortaya.

hangi uzun saçlı bir erkek paltosunu, montunu giyerken altta kalan saçlarını sizin gibi savurabilir dışarı? soğuktan üşümüş burun ucu kime yakışır lan size yakıştığı kadar? tişörtünü çıkarmadan, içeriden sırtına uzattığı elleriyle, ustalıkla sütyenini çıkarıp göğüslerini fora edebilen başka bir canlı var da ben mi bilmiyorum, nedir yani? duştan sonra bacak bacak üstüne atıp bornozuyla sigara içen erkeğin ta anasını sikeyim ben, sizdeki seksapelin çeyreği var mıdır acaba onda? incecik otel terlikleri ancak sizin ayağınızda güzel duruyor şerefsizim.

tripleriniz bile ayrı güzel. çıt çıkarmadan çantanızdan sigaranızı alıp uzaklara bakarak tellendirmeniz var misal. bir şeylere moraliniz bozulmuş güya. o esnada karşınızdaki erkekten daha heyecanlı olduğunuzu bilmiyor muyum sanıyorsunuz? "bir an önce gönlümü almaya çalışsa da zıplasam şunun boynuna." diye saniyeleri saymıyorsanız ben de adam değilim. trip işte. kadınlığın şanından sonuçta. adet yerini bulsun. tel maşadan zarf atıyorsunuz çocuk gibi. bu bile bir insana bu kadar mı yakışır amına koyim? üzerinizde hiçbir şey eğreti durmuyor yani, onu diyeyim.

sonracığıma... affetmeniz ama unutmamanız. zamanı geldiğinde alttan alttan hatırlatmanız "ayağını denk al" der gibi.

ruj sürdükten sonra fazlası gitsin diye öptüğünüz peçeteyi kıskanıyorum, daha ne diyeyim? yıkanırken çıplak bedeninize değen su damlacıklarını kıskanıyorum. ayakkabılarınızın vurmasından dolayı aşil tendonunuzun üzerine yapıştırdığınız yara bandını, ayaklarınıza oje sürerken parmakları birbirinden ayrı tutan muşta benzeri plastik zımbırtıyı falan filan. kıskanıyorum böyle.

güneşlenirken kollarınızın içi de yansın diye bileklerinizi güneşe çeviriyorsunuz ya; allah canınızı almasın sizin ya.