Kafası Karışanlar İçin: "Hissedilen Sıcaklık" Konusunun Bilimsel Açıklaması
Hissedilen sıcaklık nedir? Normal sıcaklıktan farkı nedir? Hava durumu haberlerinden ve mobil uygulamalarından aşina olduğumuz hissedilen sıcaklık konusunun açıklaması.
Kafası Karışanlar İçin: "Hissedilen Sıcaklık" Konusunun Bilimsel Açıklaması
iStock

hissedilen sıcaklık; insanın, vücut sıcaklığını 37 derecede tutmaya çalışan sıcak kanlı bir canlı olmasından ötürü, yani termodinamik bir ısı kaynağı olması hasebiyle ortaya atılmış sıcaklık ifadesidir. 

insan da bir taş, termometre, yahut kertenkele olsaydı çevresiyle aynı sıcaklığa gelene kadar termal enerji değişimi yapacak, hissiyat-zikriyat farklılığı yaşamayacaktı. lakin termal sensörleri, termometrede olduğu gibi çevreyle ısıl dengeye ulaşamayacağı için sıcaklığa dair algılayışı çevresiyle yaptığı ısı alışverişi miktarı ve hızıyla ilgilidir.

insan, 37 dereceden küçük bir t sıcaklığındaki hava ortamına konulduğunda, vücut yüzeyi ile onu çevreleyen hava tabakası arasında 37'den t'ye bir sıcaklık gradient'i oluşana kadar hararetini etrafa yayar. (bu diff denklemler dersindeki boundry value problemlerindeki temel örneklerden olan ısı transferidir.) ve hava tabakası hareket etmediği, kendi öz enerjisiyle ısıttığı sıcak hava bir rüzgarla uzaklaşıp yerine soğuk hava gelmediği sürece t ne kadar küçük olursa olsun çevresiyle dengeye girdiği için ısı kaybı yaşamayacağından üşümez, mışıl mışıl uyuyabilir. insanı çevreleyen bu hava tabakasının sıyrılması için kuvvetli bir esinti gerekir, yoksa insan yürürken etrafındaki havayı (aura da diyebiliriz) beraberinde taşır, koşmuyorsa havayı yararak ilerlemez. yani sürekli esinti, daimi olarak dengeyi, oluşan gradienti bozar, hatta t sıcaklığındaki sınır koşullarını adamın suratına yapıştırır, ve insanın çevresiyle ısıl dengeye gelebilmesi için enerji harcamasına neden olur.

harcanan enerjiyi belirleyen önemli bir faktör de ısı sığasıdır. ısı sığası; meşhur kelmacit formülüyle ifade edildiği şekliyle, bir maddenin sıcaklığını değiştirmek için harcanması gereken enerjiyi belirler. havanın nemi arttıkça ısı sığası artar, yani insanın vücut yüzeyinin çevresindeki havayı bir derece arttırabilmesi için gereken enerji miktarı artar. suyu çok nemli hava olarak düşünürsek, 0 derecede sokağa çıkmak ve 0 derecedeki denize girmek arasındaki üşüme miktarları karşılaştırılarak ısı sığasının üşüme üzerindeki etkisi anlaşılabilir. deniz jüüp diye enerjinizi emerken, nemsiz kuru hava ısı sığası düşük olduğundan sıcaklığını arttırmak için enerjiniz bitirmeyecektir. (keza, kazara yaklaşık -270 derece olan uzay boşluğuna düşmemiz esnasında bir anda donmamamızın sebebi de yine, madde yoğunluğu azlığından dolayı ısı sığası düşüklüğü, dolayısıyla da konveksiyonla ısımızı aktarabileceğimiz bir ortamın bulunmayışıdır. ancak termal ışımayla ısı kaybedilir, o da o kadar önemli değildir)

velhasıl, içinde hissedilen gibi bir ifadenin bulunması bu niceliğin bilimselliğine dair algılanışa zeval vermemelidir. hissedilen sıcaklık ile kastedilen, havanın nemi ve rüzgarın hızı hesaba katıldığında kişinin harcayacağı enerjiye denk enerji harcatacak kuru ve nemsiz havanın sıcaklığıdır.

Bu içerik de ilginizi çekebilir