Kendimizi Uzay Boşluğunun Derinliklerine Bıraksak Nasıl Bir Ölüm Bizi Bekler?
Düşününce insanın kafasında çok dramatik bir ölüm canlanıyor olsa da işler düşündüğünüz kadar da acı değilmiş.
Kendimizi Uzay Boşluğunun Derinliklerine Bıraksak Nasıl Bir Ölüm Bizi Bekler?
iStock


evvela hemen ölmezsiniz

boşluk deneylerinde kullanılan kobayların 15 saniyeye dek bilinçlerini yitirmedikleri gözleniyor. 15 saniyede bilinç yitiriliyor, yaklaşık 2 dakika içerisindeyse geri dönülemez hale gelip ölüyor canlı. kazara vs. vakum ortamına maruz kalmış insanlarda bilinç yaklaşık 9 saniye açık kalıyor.

hemen buz da kesmezsiniz

uzayın çok soğuk olduğuna dair bir inanış var, halbuki uzay soğuk değil. (3 kelvin ya da -270 selsiyus uzaydaki kadim radyoaktivitenin sıcaklığı, uzayın değil. yanılıyorsam yeşillendirin.) uzaydaki cisimler soğuk olabilir, ancak uzay soğuk değil. zira uzayda maddesel ortam yok, adı üstünde boşluk. atmosfer yok, bu da havada salınan, titreşen ve birbirleriyle çarpışan moleküller yok demek. ısı bildiğiniz üzere başka moleküllere transfer edilir, soğuma böyle gerçekleşir. eh radyoaktif ışıma da yapmayacağınız için (aslında ışıma yaparsınız ama çok az, ihmal edilebilir) buz kesmezsiniz. en fazla, derinize yakın yerdeki sıvılar buharlaşır, o yüzden klimayı çok düşük derecede çalıştırmış da altında kalmış gibi hissedersiniz, buharlaşma nedeniyle hafif bir soğuma olur.

uzay boşluğu, şöyle düşünün, termos etkisi yapar. nedir termos? 

dış ortam ile iç ortamı bir vakum, yani boşluk sayesinde ayırır, bu sayede içerideki sıvı soğuksa soğuk, sıcaksa sıcak kalır.

şimdi peşinen yaygın yanlışlara değinmişken hayal edelim. olmaz ya, çıktınız uzay istasyonunun balkonuna, lanet olsun atom fiziğine dediniz intihar ediyorsunuz kendinizi uzay boşluğuna bırakıp.

ilk olarak hafif üşürsünüz

zira basınçsız ortamda derinize yakın yerdeki sıvılar anında buharlaşacaktır. terlemenin vücudumuzu soğutmasıyla aynı mantıkla çalışan bir etki bu, hafifçe soğuk hissedeceksiniz, sonbaharda ceketsiz çıkmış kadar ama. yukarıda değindiğim nedenden ötürü buz kesmeyeceksiniz, zira uzayın ortalama madde yoğunluğu santimetreküpe bir atom olarak ölçülmüş. bu ısı transferini imkansızlaştırır, ısınızı transfer edeceğiniz hiçbir şey olmadığı için etrafına ışıma yoluyla enerji yayan minnak çaplı bir güneş olursunuz.

sonra? sonrasında iki durum var: ya ciğerleriniz patlar, ya da vücudunuzda gaz odacıkları oluşur

ama güm diye bin parçaya da bölünmezsiniz. neden?

eğer ağzınız kapalıysa ve ani basınç yokluğunda ciğerlerinizdeki havanın çabucak çıkacağı bir kanal yoksa, ciğerleriniz parçalanır. bu ne demek? uzay boşluğuna düşerseniz ağzınızı açık bırakın demek. (kıçınıza tıpa takıp gezmediğinizi varsayıyorum, o durumda karın zarınız bağırsaklarınızdaki gazın basıncıyla patlar ve ortalığı gerçek anlamda bok götürür. ya da tıpa gevşekse tıpayı fırlatırsınız, bu da uzay boşluğunda ciddi bir itme kuvveti verir, minnak çaplı bir roket olursunuz.)

ağzınız ve kıçınız açıksa, gazların büyük bir kısmı nisbeten zararsız bir şekilde çıkacaktır. diğer gazlar ve kaçamadığı için buharlaştığı halde vücudunuzdan ayrılmayan sıvılar küçük odacıklar oluşturur. kanınız tamamen buharlaşmaz ama, damar yollarında da küçüklü büyüklü gaz balonları oluşur. kan dolaşımı imkansız hale gelir.

son hissedeceğiniz şey muhtemelen bütün vücudunuzda batma hissi (yüksek tansiyon ve şeker sorunlarından mustarip olanlar biraz anlayabilirler bunu), ağzınızda aşırı bir kuruluk ve vücudunuzu saran tatlı bir soğukluk olur.

sonra? insan vücudu yaklaşık 600 watt'lık kızılötesi ışıma yapıyormuş, vücudumuzdaki doğal radyoaktif elementlerin saniyede 1 microremlik ışımasını ihmal edersek. yani ışıma yoluyla saniyede 600 joule enerji yayıyorsunuz. (peki gündelik hayatta neden hemen soğumuyoruz? zira güneş vs. bizi ısıtıyor.) 70 kiloluk, 37 derece / 310 kelvin vücut sıcaklığına sahip bir birey olduğunuzu düşünelim. uzaydaki radyasyonun sıcaklığı olan 3 kelvine / -270 celsiusa düşmeniz için ne kadar zaman geçer?

ısı eşittir kütle çarpı özgül ısı çarpı sıcaklık değişimi formülünde yerine koyalım:

insan vücudunun özgül ısısı 3470 j/kg c imiş. yitireceğimiz sıcaklık derecesi celsius nevinden 307 derece. birimleri joule, kg ve celsius nevinden ifade edersek;

q= 70 x 3470 x 307 = 74.570.300 joule toplamda yitirmemiz gereken enerji. saniyede 600 joule değerinde bir ışıma yaparak enerji kaybettiğimizi söylemiştik. bu da ısımızın 124.284 saniye sonra ışıma yoluyla uzaya yayılacağını söyler. gün olarak, yaklaşık 1.5 gün.

tabii bu iş bu kadar basit değil. ışımamız vücudumuzdan homojen şekilde gerçekleşmiyor ve ısımız düştükçe ışımamız da düşüyor. üstelik 600 watt değerini basit bir google aramasında karşıma çıkan ilk sonuca göre verdim. o yüzden hesap çok isabetli değil.

yine de, anında buz gibi olmayacağımızı, öldükten sonra cihanı bir tebessüm sıcaklığıyla ısıtmaya devam edeceğimizi net bir şekilde söyleyebiliriz.

(bkz: ışık hızında giderken ışığın ışık hızıyla gitmesi/@nostalgiaman)dan sonra eski sayısalcılığımın bir diğer nüksedişi olarak bu entry burada kalsın.

Mecidiyeköy Trafiği Yerine Hollanda'da Bisikletle İşe Gitmeyi Seçen Birinin İmrendiren Hayatı