Kişinin Bir Süre Sonra Başkalarının Beklentilerine Göre Hareket Etmesi Olayı: Beklenti Etkisi

'Kendini gerçekleştiren kehanet' ve "Pygmalion etkisi" olarak da bilinen durum, kişinin zamanla kendisinden üstün gördüğü diğer insanların ondan beklentilerine göre hareketlerini şekillendirmesi. Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde bu durum gözlenebilir.
Kişinin Bir Süre Sonra Başkalarının Beklentilerine Göre Hareket Etmesi Olayı: Beklenti Etkisi
iStock.com

kişinin neyi beklerse onun gerçekleşmesi olasılığının yükselmesidir. yani bireylerin düşünceleri davranışlarına yön verir, sonuçta ön yargımız ya da beklentimiz sonucu etkiler.

bende olduğunu düşündüğüm etki.

bir ara deli olduğuma da inandırdıydım kendimi ama sonra "deli olduğumu düşündüğüme göre deli değilim! heheh" deyip yırttıydım. iyi de "bir delinin ne düşündüğünü anlayabilirmiş gibi yapan akıllıların uydurduğu bu fikir, bir deliyi deli olmadığına ikna edebilir mi?" o konu bir yana dursun hazır "bir pygmalion asla bir pygmalion olduğunu bilmez" diye bir lafta yok bence bende bu durum var iddiasını ortaya atabilirim.

konuşmaya başladığımdan beri "bu çocuk çok zeki! acayip" diyolar benim için. ilk çocuk olduğumdan ebeveynlerin görmemişliği sonucu oluşmuş bir durum bu. bir laf ediyorsun "oha! büyümüşte küçülmüş!" "yok artık" falan oluyorlar. anlatılıyor falan bu tüm sülaleye, çevreye. bu gazla yetişince zeki olmak bir yükümlülük oluyor insanın sırtında. sonra bir bakmışsın küçük çaplı bir "nasrettin hoca" olmuşsun. tüm arkadaş çevren-akrabalar-hatta okulda hocalar falan senin fıkralarını anlatıyorlar birbirlerine. üstelik bir çoğu gerçek bile değil. ya da sen hatırlamıyorsun. biri çıkıyor "ya geçen sen şey dedin ya ne güldüydük arkadaş" diyor. durup "sen kimsin abi?"(dayılanma değil gerçekten adamı hatırlamıyorum) diyorsun.

zeki miyim? ıq testlerine, edebiyat-matematik yarışmalarına falan göre öyle. zeka bu mu? belki.

iStock.com


tübitak bilmem ne ödülüm var ama liseyi falan boşver 1 yıl önce üniversitede benimle aynı sınıfta okuyan sınıf arkadaşlarımın yarısının ismini-yüzünü hatırlayamıyorum. ama asıl şaşırtıcı olan ilkokul 3 te ödev yapmayı bırakmış bir daha eve iş getirmemiş bir öğrenci olarak üniversiteyi (ftr) kazanmama kimsenin şaşırmaması. bir kere bile bana ders çalış denmedi. bizimkilere göre "o zaten yapar" çocuktum hep. yazdıkça hatırlıyorum ilkokulda bana bozulmuş tv'yi tamir ettirmişti bunlar. gizli bir tarikata falan mı üyeler nedir?

birinci ağızdan "var böyle bir etki" diyorum ve bence bendeki tüm garipliklerin sebebi olabilir. ondan sonra "3 ay ortadan kaybolmak ne demek?" diyorlar. "her yağmur yağdığında sokağa çıkıp ıslanmak garip" "okulu saçma bulup son sene bırakmak manyaklık" diyolar.... beni siz delirttiniz kardeş.

"siz siz olun insanlardan bir şeyler beklemeyin bırakın onlar size verebildikleri kadarını versinler."

psikanalitik edit; al işte aynı baskıdan ötürü entryi özlü sözle bitirdim. bi de kendi lafımı tırnak içine alarak bakın ne ağır laf etmişim havası yaratmışım. ciddi bir baskı var üstümde.

karmanın farklı bir çeşidi, niyetçilik-pozitif düşünce üzerine insanın kendi kaderini kontrol edebilmesi diyebiliriz.
şu sıralar popüler olan secret uyarlamalarının eski bir uzantısı... postmodern fizikçilerin hayal bahçesini süsleyen idol element.
atomun var oluş sebebi beyaz mermerlerin üzerinde inanarak hayal kuran demokritos'un eseri olabilir mi?

(bkz: kuantum dusunce teknigi)
(bkz: kuantum diyeni her gun dovmek)