Kişinin, Kendisini Karşısına Alarak Onunla Empati Kurabilmesi Becerisi: İçgörü
Başka biriyle iletişim kurarken empati ne kadar önemliyse, kişinin kendisiyle iletişime geçmesi konusunda da içgörü o kadar önemli.
Kişinin, Kendisini Karşısına Alarak Onunla Empati Kurabilmesi Becerisi: İçgörü
Double (2013)


kişinin kendi (için) kendine (rağmen) empati yapmasıdır içgörü

ters giden şeylerin sebebini bulmak için içine bir iki bakmasıdır. yaptığım bu ama istediğim ne, diye sorabilmesi ve üstüne basıp geçtiği şeyleri fark etmesidir.. kişiler arası iletişimde empatinin önemi ne ise, kişinin kendisiyle iletişmesinde de içgörü o kadar önemlidir.

tanımını yaparken kendi içinde çelişir gibi "görünen" bir olgu içgörü

içgörü, en sek tabirle kişinin kendisini kar$ısına alarak onunla empati kurabilmesi becerisi olarak dillendirilebilir. evet, ilk nokta bunun bir yetenek olduğudur. kısmen doğum hediyesi, kısmen geliştirilebilen kabilinden görmek yanlış sayılmasın. -ki farkındalık sürecinin en önemli enstrümanlarından birisi olduğu da şu götürmez. 

ikinci olarak da kendi çelişkişine değinmek gerek, tabi bu çelişki dümdüz bir bakış açısının ürünüdür, onu da belirtelim. ama içgörünün, kendi dinamiği gereği bilincin kendisine dışarıdan ulaştığı bir eylem olarak şu soruyu sordurması çok muhtemel: "insan kendisine nasıl dışarıdan bakabilir? bilinç hali kendi varoluşuyla bir bütündür, birbirlerinden ayrılamazlar!" zavallı zihnin, içgörü kavramıyla karşılaştığı daha ilk saniyede kendi varlığını, devamlılığını sürdürmek adına ürettiği ilk soru bu olsa gerek!

içgörü anlık bir deneyimdir, o anda içinize kendinizle ilgili duygu, düşünce, çıkarım ve sonuçların aktığını hissedersiniz. kendinizi tamamen bir başkası olarak algıladığınız o tuhaf dakika aslında çok net bir farkındalık katmanı yenilenmesi olarak tezahür etmektedir. bilmenin en güzel hallerinden birisidir, çünkü bu bilmenin hammaddesi tamamen içinizden çıkan, zihnin etrafında bir tür atıp yeniden bilincinizle bütünle$en bir datalar bütünüdür.

içgörü bir vecd vaziyetidir, esrime yaratır. ruhunuzun derinliklerinde, havada asılı duran tuğlalardan birisinin daha ait olduğu yuvaya otururken çıkarttığı o tatlı tıkırtıyı duyar, bu sesin evrenin tınısıyla aynı armonik kalıpta salınım yaptığını fark edersiniz.

gülümsersiniz.

pazarlama iletişimi stratejileri açısından içgörü / (insight)

tüketici davranışları çerçevesinde daha önce ifade edilmemiş ya da fark edilmemiş bir durumu, arka plandaki bir neden-sonuç ilişkisini ya da bir eğilimi gözlemleyip açığa çıkararak, pazarlama faaliyetlerinin önünde yeni bir kapı açmaya yarayan saptamalara “içgörü” denir. tüketicinin ihtiyaçları arasında hiç ya da henüz yeterince karşılanmamış bir boş alan yakalayabilmek ve rakip markalardan önce bu fırsatı değerlendirecek yeni bir yaratıcı konsept geliştirmeye yarar bu içgörüler daha çok…

pazardaki rekabet ortamında belirli bir markaya avantaj sağlayabilmek amacıyla, görünenden biraz daha derine inip insanların kalbine dokunmak ve belki kendilerine bile itiraf etmedikleri duygularına seslenerek onları şaşırtmak gerekir. gündelik hayat içerisinde üzerinde fazla düşünmeden veya net bir açıklama getirmeden yapa geldiğimiz bazı düzenli davranışların arka planında yer alan gerekçeleri ortaya çıkaran ve inandırıcı bir hikaye kurgusuyla anlatan bir markanın hedef kitlesiyle gönül bağı kurması da kuşkusuz daha kolay olur…

zaten iletişim stratejileri kurgulanırken, öncelikle tekrarlanan davranış kalıplarına bakılır, bunlar uygun ortak konu başlıkları altında gruplanır ve “daha önce ifade edilmemiş” yeni cümleler kurarak pazarlama yöneticisinin / reklam ajansındaki yaratıcının önünde yeni ufuklar açabilecek içgörüler çıkartılır; ortak noktalar listelenirken de sürekli “neden böyle oluyor da oluyor?” diye sorulur. içgörü sayılacak saptamalar, insanlarda “aynı şeyi ben de hissetmiştim ama bir türlü kelimelere dökmemiştim” dedirtecek ince gözlemlere dayanır…