Kişinin, Öğrendiği Şeyin Kaynağını Unutup Onu Kendi Fikriymiş Gibi Hatırlaması: Kriptomnezi
"Bilmeden çalmak" şeklinde edebiyatta da tezahür eden bu olayı çoğu kişi yaşıyordur kuşkusuz.


yunanca gizli, saklı anlamına gelen "kruptos"; ve hafıza, anı anlamına gelen "mneme" kelimelerinin birleşiminden oluşup, "saklı anı" anlamına gelen kavram. zihnin daha önce okuduğu, gördüğü, dinlediği bir şeyi unutup sonra kendi üretimi gibi yeniden ortaya çıkarması halini yani bilinçsiz intihali tanımlamak için kullanılıyormuş. ben de çok sık yaparım bunu aslında.


semantik bellek ile otobiyografik bellek gibi iki farklı bellek süreci arasındaki uyumsuzluğun sonucu olan, "kaynağı unutma" durumu. kaynak amnezisi ile karıştırılmamalıdır zira kaynak amnezisinde "bunu bana kim söylemişti? nerede okumuştum/izlemiştim?" deriz yani bir kaynak olduğunu hatırlarız. kriptomnezide ise kaynağı da unuturuz.

kavramı ilk kullanan carl jung değil, psikoloji profesörü thedore flournoy. psikanaliz açısından bakacak olursak freud'un günlük yaşamın psikopatolojisi'nde de kavramı görüyoruz. 1901'de jung zürih'te öğrenci daha.

Théodore Flournoy.

flournoy, 1894'te, cenevre'de, bir tezgahtar ve medyum olan helene smith'in seanslarına katılıyor. parapsikoloji'ye tekmenin basılmadığı yıllar

"kadın transa geçtiğinde mars'ta geçirdiği zamandan söz ediyor, sanskritçe konuşuyor, marie antoniette'in sarayındaki insanlarla eski fransızcada sohbet ediyordu. kimi seanslarda kaybolan eşyaların yerini söylüyordu...smith bir gün broşunu kaybetmişti. çok sevdiği bir hediye olan broş için kayıp eşya ilanı vermişti. ilanına tek bir yanıt gelmemişti. on gün sonra bir seans sırasında broşun nerede olduğuna dair ayrıntılı bir tarif aldı. broş rue des bains'e giden yolda beyaz bir taşın bir metre batısındaydı. seanstaki herkes ayaklandı, fenerlerini aldı ve broşu beyaz taşın yanı başında buldu. flournoy için bu bir kriptomnezi vakasıydı, bu kavram literatürde ilk kez bu bağlamda kullanıldı. smith bilinçdışında broşun düştüğünü fark etmiş olmalıydı ama o anın anısı ancak trans sırasında bilinç düzeyine çıkmıştı. yine 16.ludwig'in sarayında olanları ayrıntılı olarak anlatabilmesi de ancak kriptomneziyle açıklanabilir. küçük bir kızken ansiklopedilerde ve tarihi incelemelerde okudukları uyanıkken değil transtayken aklına geliyordu." (douwe draaisma, unutmanın kitabı, s.116, yky)

reenkarnasyona göre bir çeşit bilinçaltı hafızası, hatıraların gizli şekilde saklanması denebilir. ama esas olarak hafızanın geçmiş hayatlara kayması durumudur. geçmiş hayatlar anılar birden bilinç altından çıkıverir...

Mecidiyeköy Trafiği Yerine Hollanda'da Bisikletle İşe Gitmeyi Seçen Birinin İmrendiren Hayatı