Kıymetini Bilemediğimiz İçin Hak Ettiği Değeri Yurt Dışında Gören Türk Öğeler
"Kıymet bilsek güzel ülkeyiz aslında." dedirtir. Burun kıvırdığımız şeyleri tek tek düşündürtecek, dünyanın başka yerlerinde çok kıymetli bulunan bazı yerel şeylerimiz. Sözlük yazarı "demesi kolay tabii" anlatmış.
Kıymetini Bilemediğimiz İçin Hak Ettiği Değeri Yurt Dışında Gören Türk Öğeler


öncelikle, kaçınılmaz olarak: beyin göçü

adam mühendis, canavar gibi çalışıyor, türkiye'nin en en en iyi şirketlerinden birinde ve burada masa başı işlerle uğraşıyor, kifayetsiz yöneticisinin emekli olmasını bekliyor ki terfi edebilsin. o da inşallah bi 5-10 seneye olur diye düşünüyor.


daha doğrusu düşünüyordu. şu an bu adam, almanya'da, f1 pilotlarıyla şampanya kadehi tokuşturuyor. dünyada bu alanda aranan isimlerden biri haline geldi. biz böyle, "mayış ne zaman yatacak" vizyonunda yaşayarak nereye varıcaz merak içindeyim.


türk kadını


yazlıktan tanıdığım bir kız var. fotoğrafını şuraya bir koysam, "dostum türk demişsin ama bu kız zenci", "oha resmen marsık amk", "eciş bücüş lan bu gözüm kanadı" vs dersiniz, saydırırsınız da saydırırsınız, "töbe kuran yırtmış" filan diye de eklersiniz. bu kız, yani sizin burun kıvıracağınız, annelerin çoğunun oğulları için yeterli akça pakçalık düzeyinde bulmayacağı bu kız, şu an hayatımda gördüğüm en yakışıklı ve seksi erkeklerinden biri olan kocasıyla, fransız rivierasında yaşıyor. adamın kıza bir bakışı var, sanki dünyadaki tek kadın oymuş gibi. kız yabancılara göre otantik bize göre dandik.


türk erkeği

tam saydırıyodun di mi, "bıyıklı feminazi lezbiyen konuşuyor yine" diye?! yoo bebeğim, müessesemizde adalet esastır. aynı acımasızlık bizde de erkeklere karşı var çoğu zaman.


ben bu olaya lisede aydım. okulda ciddi ciddi "ezik" saydığımız, tipsiz bulduğumuz çocuklar, bir yarışma için yurt dışına gittiler ve kendileri anlatsa asla inanmayacağımız fakat kızların anlatmasıyla şoka girdiğimiz olaylar serisi gerçekleşti: bebek gibi çek kızları, bizim burun kıvırdığımız bu adamların resmen üstüne atlamışlardı. ya kesin kıro kılıklı kızlardır filan diye bahane aradık ama fotoğrafları gördüğümüzde, her şey için çok geçti. kızlar resmen katalogdan seçmece şekilde karşımızdan nah çekiyordu. bacağı kafama geliyor, hadi diyorum yüzü çirkin olsun ama resmen barbie, ulan diyorum kesin salaklardır ya da uyuzlardır, değillermiş. o da gol değildi. ve bu melekler, bizim kuru götlü, karaşın çocuklara hasta olmuşlardı. 

benzer şeyleri maalesef yazlık hatıralarımız da doğruladı. bacaklarını ayıran rus kadınların manşete çıkıp "valla türk erkekleri gibi kayan yok" demeci verdiği yıllardan bahsediyoruz. onun kaliteli versiyonu maalesef gözlerimizin önünde yaşanıyordu. adamlara bakıyoruz, kızlara bakıyoruz, aynaya bakıyoruz... olmadı. o denklemi kabullenemedi bu yürek.


türk bilim insanları 

şurada sıralamışlar utanç listemizi.

biz burda üflenmiş bezelyeyi, allah diyen kaplumbağayı ödüllendirip kendilerinin çabalarını yok sayarken, yabancı kurumlar ve üniversiteler, neredeyse dükkanı onların üstüne yapacak şekilde bekliyorlar.


burada da bulunsun:

(bkz: aziz sancar)
(bkz: ahmet yıldız)
(bkz: ilayda şamilgil)
(bkz: barış paksoy)
(bkz: kaan alper)
(bkz: tuna ılgın kozak)
(bkz: elif bilgin)
(bkz: melisa yıldırım)

bir diğer konu: istanbul'un en güzel yerleri

bunu diğer şehirlere de uygulayabiliriz tabii. adam gelmiş haçu piçu bi şeyler anlatıyor; diyor ki sizin burada meşhur zıbaytellure sokağı varmış, orada da bir esnaf lokantası varmış, adı bötürgeliler dayanışma derneği lokali mutfağı; bana yolu tarif etsene.

aga bi dur, 78 senelik yerlisiyim daha ben gitmedim, sen hayırdır ya?


bunu fark etmem de yine bir yabancı hocamız sayesinde olmuştu. adam geldi bize istanbul'un tarihi yerlerini, güzelliklerini filan anlatıyor, semt isimleri söylüyor. hepimiz bön bön bakıyoruz. bu bi sinirlendi. ben dedi 3 yıldır burdayım; size kendi şehrinizi anlatıyorum. utanın. harbiden utanmıştım lan. fakat sonradan kültürel yapının da etkisi olduğunu düşündüm biraz. yani ailem beni daha 3 sokak öteye salmıyordu, hangi müze, vat dı balat?

adamlar trip advisor'da bir yardırıyor, ömrümde duymamışım istanbul'da öyle bir yerin varlığını. herif keşfetmiş, üstüne müdavimi olmuş pezevenk. övüyor da övüyor. "her sene mutlaka geliyor biz mistafanın yeri. çog güzel. yemek nefis. hacer ablaya çok selam biz avusturya'dan"


selda bağcan

kendisini seven, kıymet verenler var elbette ama kadın yurt dışında resmen bir efsane. frodo kardeş de atladıydı hatırlarsanız.

moğollar


yine, türkiye'de değeri bilinen ama reklam için düşünülme, telif vs derken, hak ettiği değeri yurt dışında daha iyi gören bir müzikal efsane. playstation reklamı ve garip çoban ile hafızaları tazeleyelim.

bazıları, benzemezlik/farklılık yüzünden daha cazip; bazıları türkiye'deki burun kıvırma kültüründen ötürü burada hak ettiği değeri göremiyor.

yazıyı nasıl toparlayacağımı bilemedim şu an. dağınık kalsın madem. hahaha.

özlü söz ya da bi ders filan bulmak lazımdı ama kısmet değilmiş nağbalım. farkındalığınızla iyi günler diliyorum.