Koca Bir Hayatın Boşa Geçmesinin En Büyük Sebebi: Potansiyeli Yeterince Kullanamamak
Herhangi bir konuda sivrilen insanların; bu yeteneklerini dibine kadar zorlayamaması, ulaşabilecekleri maksimum noktaya hiçbir zaman ulaşamaması olarak da tanımlayabileceğimiz bu durum epey can yakıcı.
Koca Bir Hayatın Boşa Geçmesinin En Büyük Sebebi: Potansiyeli Yeterince Kullanamamak
Whiplash

bir insanın kabiliyetini/yeteneğini/istidatlarını israf etmesi. gelişmemiş ülkelerde özellikle bol görülen bir israftır. iktisatta geçen ''tasarrufların etkin kullanılamaması'' gibi kalıplarda da akıllara gelmesi gerekir. kabiliyetleri yönlendirmemek gibi devletin ve toplumun sorumluluğu varsa da kişisel sorumluluğu da elbette ki yoğundur.

genelde bu tarz büyük potansiyellerin kaybı hiç yazılamamış ve bilinemeyen hüzünlü öykülerdendir. faydaya dönüşememiş potansiyel de bir anlam ifade etmemektedir. özellikle toplumumuzda bana göre yapılan bir hata da vardır ki iltifat olarak ''çok zeki'' sözünün kullanılmasıdır. bir insan gerçekten zeki olsa dahi bu başlı başına bir iltifat sebebi değildir bana göre. çünkü zeki olmak başarılmış bir şey de değil doğuştan gelen bir durumdur. önemli olan o zekayı işletebilmektir. bu da sabır, irade, zamanla yol, yöntem öğrenme gibi çeşitli yetenekler ister. önemli olan nokta da budur. bunun için çalışkan insan -hemen hemen- her zaman başarılı olabilirken zeki insan için çalışma olmadığı sürece önemli bir atılım yapabilmek mümkün değil. bu da emek olmadan hiçbir şey olmayacağının bir göstergesidir. bu dünyada ciddi manada bedelsiz hiçbir şey yoktur.

büyük miktarda miras bile kalsa şahsınıza parayı yönetemediğiniz sürece hazıra dağ dayanmayacak ve sermaye yok olup gidecektir. tıpkı akıl ve yetenek sermayeleri gibi. o yüzden bana göre kimse doğuştan çok şanslı değil de sadece farklı koşullarda ve farklı alanlarda bir sınav vermekte. sermayenizin çok olması şanslı olduğunuz anlamına gelmemekte hatta bazen sorumluluğunuzun daha ağır olduğu anlamına gelebilmekte.

onun için ne istediğine dikkat etmeli insan. bedelsiz olmaz.

zaman zaman bünyemde beliren yetersizlik hissi. "oğlum oldboy" diyorum kendi kendime, "senin daha yapacağın çok işler var ya bi silkelen de kendine gel" diyorum. neden bilinmez sonra geçiyor bu his. alakasız bir şeyler aklımı çelip dikkatimi dağıtıyor. yerini her zamanki uyuşukluğa ve bilinçsizliğe bırakıyor. artık adına ortalama hayatı kabullenmek mi dersin, teslimiyet mi dersin ne dersen de.

bir süre devam eden uyuşukluktan sonra tekrar bir uyanma denemesi ve akabinde gelen koyver gitsinlik.

umut sarıkaya'nın da dediği gibi; ya yarrak kafalının tekiysem?


uygun şartlar oluşmadıkça kullanılamayabilir fakat girişken ve liderlik özellikleri taşıyan kişiler için istisna durumlardır bunlar. bu kişiler uygun şartları j-kendileri yaratabilirler. fakat ortalama insanlarda bu durum çok az gerçekleşir.

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağı olan "kendini gerçekleştirme" ihtiyacını giderememeyi doğurur bu durum.

bazen üşengeçlikten, bazen de şartların olumsuzluğundan kaynaklanır. iki durumda da kötüdür. çünkü önemli bir ihtiyaçtır kendini gerçekleştirme.

sabah sabah buna neden kafa yordum bilmiyorum ama herkes potansiyelini doğru kullanabilmek için adımlar atmalı.

etrafındaki insanlar potansiyellerini asla kullanmamak üzerine anlaşmışsa, ortalama altı kalmak onlara yetiyorsa, -vasat- tanımlanmak hiçbirine dokunmuyorsa, sana da yapacak çok şey kalmıyor.

sana şans veren, sendeki potansiyeli gören kişi artık yoksa mesela, vazgeçmişse, elinden tutası yoksa artık, ne yapsan da fark etmiyor.

çevre önemli, iyi bağlantılar, potansiyelini kullanabilmiş insanlarla temasta olmak daha önemli.

insanların her birinin muhteşem potansiyeli olduğu fikrine katılmayanlardanım

önce potansiyel kelimesini açmamız gerekiyor. tdk'ya bakalım.

1. gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, gizil
2. gelecekte oluşması, gelişmesi mümkün olan
3. kullanılmaya hazır (güç, yetenek)

yani her insanın içinde, ortaya çıktığında fark yaratacak bir yetenek olduğu ön kabulü var bu "potansiyelini kullanamamak" mevzusunda. iyi de her insanda böyle bir gizli güç yok ki? ki çoğu insan maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki temel gereksinimleri karşıladıktan sonra başka bir şey yapmaya üşeniyor, en tepedeki "kendini gerçekleştirmek" mevzusu bu temel ihtiyaçlardan çok daha soyut bir şey sonuçta. insanlar yorgun, iş ve okul stresiyle boğuşmaktan, trafik çilesi çekmekten, para kazanmaya çalışmaktan yorgun düşmüş haldeler. bu nedenle sıradan bir insan olup hala potansiyel denen şeyi zorlamaya çalışmamalarını anlıyorum.

tabi gerekli temel ihtiyaçları karşılayan ve görece rahat bir yaşamı olup, üstüne biraz zorlayarak parlatabileceği bir yeteneği olanları bundan hariç tutuyorum. işte onlara potansiyellerini kullanmadıkları için ve dünyayı yeteneklerinden mahrum bıraktıkları için kızabiliriz.

DAHA FAZLA İÇERİK