Konut Kredisi ile Dolar Bozdurarak Ev Almaya Niyetlenen Bir Sözlük Yazarının Hüzünbaz Öyküsü
Türk Lirasının dünya çapındaki malum değer kaybı, büyük paralarla ev veya araba almak isteyen insanları da fena vuruyor hâliyle. Sözlük yazarı "jun misugi"nin öyküsü, buyrun.
Konut Kredisi ile Dolar Bozdurarak Ev Almaya Niyetlenen Bir Sözlük Yazarının Hüzünbaz Öyküsü
iStock


konut kredisi ile ev alma olayını müthiş bir stratejik deha olduğum için sonunda dayanamayıp ben de yaptım. daha fazla zarar edemem herhalde dediğim her gün daha fazla zarar ediyorum.

geçen senenin ocak ayında dolar 3.85'ken 3.90'ken bütün paramla dolar aldım. 1 sene doların çıkmasını bekledim. zamanında o kadar yüksekten almıştım ki ortalaması düşsün diye her fırsatta dolar aldım. aldığım doların ortalamasını 3.65'e zor düşürdüm. daha sonra evsiz kaldım. ev değiştirmem gerekti yani. dedim ev alayım bari hazır para da var. arkadaşa sordum alma dedi. "ben de böyle kışın aldım, yazın faizleri düşürdüler göt gibi kaldım yapılandırma falan da yapmadılar" dedi. sen geri zekalısın olum. cenabetsin sen dedim. sana oldu diye bana öyle olacak diye bir şey yok dedim.

2 gün sonra arkadaşa bir daha yazdım. al desin diye. yine alma dedi. birinin al demesi lazımdı. babamı aradım ben de. hemen al dedi. adam ev seviyor. ne anlar dolardan bilmem neden. evi buldum bakcan mı dedim, hemen gelemem dedi. ne zaman gelirsin dedim. 1.5 saat sonra falan dedi. başka şehirden 1.5 saat içinde geldi. konum attım boş binanın içine girmiş alacağım evi değil bütün evleri geziyor.

al bunu dedi. bu evi kaçırmayalım böyle fırsat bir daha gelmez dedi. boş evin içinde zıplıyor bu evi al diye. bu evi kaçırmayalım dediği ev, 30 dairelik bir inşaatın bir evi. inşaat diyorum bak. istediğin gibi girip her yerde gezebiliyorsun. al bunu al diye bağırıyor her yerde yankılanıyor. öyle bir boşluk yani. lan neyini kaçırcaz kimse almamış ki evi. ama adam beni ikna etti. gaflete düştük. müteahhidten değil de arsa sahibinden olduğu için azıcık uygundu. zaten dolar alıp satmayı da bilmiyordum. para benden çıksın rahat edeyim dedim.

200 bin tl kredi çektim. zaten hayatta bir amacım yok. kredi ödemekten sıkılırım intihar falan ederim diye annemi de kefil gösterdim. artık intihar falan da edemiyorum. 200 bin borca girip hayata bağlandım resmen. it gibi çalışıyorum artık... desem de inanmayacaksınız memurum çünkü ama olsun sonuçta çalışıyorum.

3.80'den dolar bozdurdum. bak daha 2 ay önce oluyor bu. evi alacağım gün tapuya gittik. önce evrakları veriyorsun satış işlemi öğleden sonra oluyor. evrak sırası beklerken sabah ekşi sözlüğe girdim zaman geçsin diye. bak şöyle başlıklar var:

emlak balonu (127)
krediyle ev almanın çok mantıksız olması (85)
260 bin müteahhit iflas edecek (79)

amına koyim dedim ya. bir anda evrakları fırlatıp tapudan koşarak kaçmak istedim. anladım aslında. istemedim yani. valla o an kötü oldum ama başladık bi kere. kafeye oturup sipariş verdikten sonra canım istemezse kaçamıyorum ev almaktan nasıl kaçayım.

neyse daha sonra gittik bankaya

ev sahiplerinin genç olanı 75 yaşında, diğeri 87 yaşında. 75 yaşında olan amcayla bankaya gittik. paranın bir kısmını nakit vercem diğer kısmı kredi zaten. bunlar nakit olan kısmını tapuyu almadan önce istiyorlar. zaten tapudaki görevli sana tapuyu verirken satıcıya "paranı aldın mı" diyor. yani benim parayı önceden vermiş olmam lazım ama mantıksız ya parayı alınca gitse adam. böyle bir aptallık var.

bunlar yaşlı insanlar bana güvenecek değiller benim bunlara güvenmem lazımdeyip 70 bin tl nakit verdim adama. bankadan çıktık benim evde işlerim var öğleden sonra görüşürüz oğlum dedi. görüşürüz amca dedim. gitti herif. emlakçı da gitti. eve doğru yürüyorum bir iç sıkıntısı. bir muhteşem bir şekilde dolandırılmışlık hissi. elde ne tapu var ne bir şey bütün paramı, hatta babamın verdiği parayı da verdim. öğleden sonra babam geldi. "kredi işi tamam da nakiti ne zaman vercez çanta getirdin mi" diyor.

çantaya alcakmışız parayı olay anında verecekmişiz. dedim ben halledicem sen sakin ol. çanta nerde diyor çanta. o kadar parayı nereye koycaz. ya dur sen dedim. benim aklımda bir plan var. bilse adamlara parayı verdiğimi valla evlatlıktan reddeder. onu son ana kadar öyle tuttum. haberi yok parayı verdiğimden. o çanta nerde dedikçe çok yanlış bir şey yaptığımı ve dolandırıldığımı hissediyorum zaten. alıp bir tane boş çanta atıcam kafasına. yok amk bütün para gitti işte.

tapu alım-satım anı geldi 87 yaşındaki kurtuluş savaşı nenesi ile onun eşi geldi. böyle suratıma bakıp sürekli tebessüm ediyorlar ben konuşurken. ben de çok iyi anlaşıyoruz beni sevdiler sanıyorum. hiçbir dediğimi anlamıyorlarmış meğerse. anlamama tebessümü var ya oymuş yani o. o kadar boşa konuşmuşuz. tapuya girdik. 87 yaşındaki neneye akli dengesi yerindedir raporu var mı dediler. varmış. tapu müdürü "teyze sen kimsin" dedi nineye. nine adını söyledi. babasının adını sordular, onu bilemedi. daha sonra burası neresi teyze sen buraya niye geldin dediler. nüfüs burası dedi.

ahaa dedim sıçtık şimdi. kadına adını, babasının adını sorarsan nüfus burası der tabii. o kadar üstüne gitti ki. kadın zaten okuma yazma bilmiyor. insan bildiğini de unutur. daha sonra sen paranı aldın mı dediler. almadım dedi. bizi tapudan kovdular. meğerse bu 75lik dede ile 87'lik kurtuluş savaşı ninesi kardeşmiş ama 75'lik benden nakit paranın hepsini kendine almış. ondan sonra ortalık bir karıştı. bunlar kavga ediyorlar. ama nasıl bir kavga. herkes tebessüm ederek birbirine bağırıyor. kimse kimseyi anlamıyor. yaşlı kavgası gördüm de hiç bu kadar yaşlı kavgasını görmemiştim.

ordan benim 64'lük genç delikanlı baba da olaya dahil oldu

noluyor dedi ya. dedim bi para mevzusu var aralarında herhalde dur. ne parası diyor. bizim tapuyla mı ilgili. yok dedim daha öncesinde olan paralar herhalde, burada da para işi döndüğü için akıllarına geldi bir anda burda patlak verdi. neyle ilgili olacak amk. öyle deyince de inanılmaz bir şekilde inandı ha. ihtimal vermiyor benim bunlara önceden para verdiğime. tabii kavga uzadı yarım saat sürdü. bu süre içerisinde "sen niye bütün parayı kendine aldın" vb. kelimeler geçiyor yaşlılar arasında. babam bunları uzaktan izliyor, dinledi dinledi ve sonunda anladı.

yanıma geldi. dedi ki "oğlum çanta neden getirmedin parayı nereye koycaz vercez bu adamlara". yine anlamamış. en sonunda delirdim. verdim dedim parayı verdim. bak adamlar kavga ediyor. nasıl verdin dedi ya. 30 senedir yetiştirdiğim evlat bu olamaz diyor. gözleri doldu adamın. hangisine verdin dedi. gösterdim. koşarak gitti ona yakın durmaya başladı. o sırada 87lik ile 75'lik birbiriyle kavga ederken babam 75'liğin etrafında dönüyor kaçmasın diye.

en sonunda 75'lik nakit paranın yarısını kurtuluş savaşı ninesine verdi de tapu işlemi oldu. ama olmayacaktı 10 dakika falan kalmıştı kapanıyordu tapu.

şimdi bakıyorsun dolar olmuş 4.45. 3.80'den sattım 2-3 ay önce. satmasam 10 bin tl daha vardı bende şu an. hiç param yok ama dolar her yükseldiğinde satmasam şimdi şu kadar param vardı diye hesap yapıyorum işte. 1.12'ten kredi çektim. 0.98'e düştü. ordan da 40-50 bin zarar. şimdi de: (bkz: konut fiyatlarına yüzde 20 indirim kararı)

30 dairelik bir inşaatta yalnız başıma yaşıyorum. evde yalnız yaşamayı bırak inşaatta yalnız yaşıyorum. öyle sıradan bir yalnızlık beni kesmezdi zaten. sabah evden bir çıkıyorum yan dairenin kapısı açık, karşı dairenin kapısı açık. inşaat molozları her yer. atlaya zıplaya geçiyorum onları. şantiye suyu kullanılıyor (niye çünkü burası şantiye), su saati sokakta açık bir şekilde görülüyor. yoldan geçen insanların bazen canı sıkılıyor kapatıyor vanayı. evde su gidiyor amk. günde 2 kere vana açmaya gidiyorum.

lütfen sokaktan geçerken vanaları ellemeyelim. ben sizin doğalgaz vananızı falan kapatıyor muyum.

Bu içerik de ilginizi çekebilir