Küçümsenemeyecek Derecede Ciddi Bir Tehlike Olan Sahte Şarap Hakkında Bilinmesi Gereken Şeyler
Sandığınızdan daha büyük bir tehlike olan sahte şarap hileleri insana bu kadar da olmaz dedirten cinsten. Şarap konusunda uzman anlatımıyla Ekşi Sözlük yazarı "what are you thinking black black" olan biteni açıklamış.
Küçümsenemeyecek Derecede Ciddi Bir Tehlike Olan Sahte Şarap Hakkında Bilinmesi Gereken Şeyler
iStock


satın aldığınız bir şişe şarabın sahte olma ihtimali iyimser ifadeyle %5, genel kanıya göre %20dir.

şu anda piyasa satışta olan her 5 şaraptan birinin sahte olduğu düşünülmektedir. sadece 2013'ten beri, sadece fransa'dan ingiltere'ye 20 milyon şişeden fazla sahte şarap satıldığı düşünülüyor.

sahte şarap sektörüne dünyada verilen isim wine fraud. eski roma'da konseylerde dahi bu sorunun tartışıldığı biliniyor. hatta yaşlı plinius diye bilinen ünlü filozof pliny the elder'ın bu konuda şikayetçi olduğu, alt ve orta kesime hitap eden barlarda ucuz şarapların "pahalı roma şarabı" etiketiyle satılmasının önlenmesi gerektiğini söylediği bilinmektedir.

maalesef bu şarap dolandırıcılığı önlenememiş, günümüze kadar artarak devam etmiştir.

günümüzde bu sahtekarlık çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. bunların en çok bilinenlerini biraz açalım

- etiket değişimi: medyada en çok yer bulan, haberleri en çok ilgi çeken, anlaşılması en kolay winefraud budur. bu işin duayeni de rudy kurniawan'dır (a.k.a. dr. conti). abimiz endonezyalıdır ve asıl adı zhen wang huang'dır ancak bu ismiyle pek bilinmez. piyasadan iyi şarapları satın alıp efsane yılların etiketiyle değiştirmiş ve müzayedelerde uçuk fiyatlara satarak yüzlerce milyon dolarlık vurgunlar yapmıştır. şu an hapistedir ve nasipse 9 ocak 2021'de 23 milyon dolarlık para cezasını öderse serbest kalacaktır.

etiket değişimi tahmin edeceğiniz üzere bir şişeye daha iyi bir şişenin etiketini yapıştırmaktan ibarettir ve iyi bir yazıcıya sahip bir grafiker bu işi fazlasıyla kotarır. ancak dr.conti'nin milyonluk 1947 château pétrus, 1945 comte georges de vogüé musigny cuvée vielles vignes ve 1934 domaine de la romanée-conti vurgunları sizi yanıltmasın. dandik bir yerel alaçatı, şirince ya da nevşehir şarabına nispeten pahalı bir kavaklıdere egeo etiketi basarak da piyasaya sürülebilir. ki zaten piyasada böyle dolandırıcı sayısı tahmininizden çok çok fazladır. ya da şampanyada son 40 yılın en kötü hasadı sayılan 2012 rekoltelerine (kaynak) çok daha iyi bir yıl olan 2006 etiketi basan yüzlerce üretici/dolandırıcı olduğu bilinmektedir.

-şarabı karıştırmak: yine oldukça sık başvurulan bir yöntem. şişe açılana kadar anlamak neredeyse imkansız olduğundan daha ucuz fiyatlara satılan ve bol bulunan şaraplarda sık karşılaşılır. istanbul'dan alaçatı'ya, şirince'ye gelip kola içer gibi şarap içen ve her yudumdan sonra "abi çok iyi yeeaa, biraz reklam yapsalar var ya ufff" diyen avangard entellerin en sık karşılaştığı, ama duruma ayıkamadığı dolandırıcılık yöntemi budur. bu tarz yerel şarap köylerinin yılda üretebileceği maksimum şarap miktarı belli ve sınırlı olduğu halde piyasada çok daha fazla miktarda ürünleri olmasının yolu budur. eh, tabii ki diğer yöntemlere göre daha masum bir sahtekarlık denilebilir. sonuçta içtiğiniz şey şarap. alaçatı etiketin altında çeşme üzümü olabilir, şirince etiketin altında çamlık üzümü olabilir, 10 lira etmeyen ürüne 35 lira bayılmış olabilirsiniz, çok da dert değil. yok ya, o kadar da değil demeyin. tüm dünyanın an be an gözünün önünde olan bordeaux bölgesinde bile bunlar oluyor ve 20 chateau sahibi bir üretici hapis cezası alabiliyor. kaynak

- imitasyon şarap: en tehlikelisi de budur. şarap adı altında şarap olmayan içecek satışı. çeşitli kimyasallar ve aroma vericiler kullanılarak aslında şarap tanımına uymayan, doğal yollarla fermente olmamış içeceği şarap adı altında piyasaya sürmek. "şirince'nin karadut şarabı müthiş yeeaa" tayfası burada mı? "yaban mersini şarabı şurup gibi hacı, tam hatunla içmelik" tayfası burada mı acaba? arkadaşlar, o meyvelerin çoğu orada yetişmeye uygun bitkiler değil, uygun olanlar da zaten ticari açıdan yeterli hasat vermez. ben selçuk'ta büyüdüm. eskiden etikette "karadut şarabı", "ahududu şarabı" falan yazarken, yeni düzenlemeden sonra artık "karadut aromalı şarap bazlı içecek" falan yazıyor. bunun sebebi de bu içeceklerin, meyvenin doğal fermentasyonuyla yapılmaması. yani dandik bir şaraba meyve aroması ekleyerek nispeten iyi fiyatlara satıyorlar. 

peki bunun nesi tehlikeli olabilir? 

bu işlem tehlikelidir, çünkü standardı yoktur. maliyet düşürmede kullanılabilecek yöntemlerin sınırı yok. antik romadan beri kullanılan "lead 2 acetate" (pb(ch3coo)2) denen kimyasal tatlandırıcı toksik bir madde olarak bilinir ve şarap dünyasında ayıplıdır. kimya bilgim kısıtlı ancak zararlı bir madde ve şarapta "olmaması gereken"lerden. yine tatlandırıcı olarak kullanılan diethylene glycol denen madde toksiktir ve sağlığa zararlıdır. alkol olarak endüstriyel kullanımı yaygın olan methanol de sağlığa zararlıdır. bu maddeler çoğaltılabilir, liste uzar gider. halbuki şarap, tanımı itibariyle meyve suyunun organik maya bakteri yardımıyla fermente olmasından ibarettir. emin olun piyasada hiç meyve suyu barındırmayan şaraplar mevcuttur.

şarap sahtekarlığını küçümsemeyin. winefraud her sene milyar dolarlık dolandırıcılığın yapıldığı büyük bir sektördür. şarap dünyası bu konuların medyada sık anılmasından rahatsız olur. bu yüzden pek haberimiz olmuyor. ancak konuya ilgili arkadaşlar şu kaynaklara göz atabilirler;

kaynak: forbes makalesi

kaynak: bbc haberi

kaynak: telegraph haberi

kaynak: winefraud.com

kaynak: mirror gazetesi

peki nasıl kaçınabiliriz? şarap da mı içmeyek?

arkadaşlar sadece güvenilir satıcılardan şarap alıp, sadece güvenilir markaları tercih ederek olasılık azaltabiliriz. şarap konusunda burun ve damağımızı eğitebiliriz. yerel şaraplarda repertuarın kaliteli ürünlerini tercih edebiliriz. ancak dediğim gibi, bunlar sadece olasılığı azaltır.

Bu içerik de ilginizi çekebilir

DAHA FAZLA İÇERİK