Kusursuz Olarak Nitelendirilen Evren Düzeni Aslında Bir Kaostan mı İbaret?
Evrendeki her şeyin birbiriyle olan uyumu kusursuz olarak nitelendirilir. Bunu biraz sorgulayıncaysa çok başka sonuçlar çıkarılabilir. Mesela Sözlük yazarı "le realisateur", olaya farklı bir açıdan yaklaşmış ve düzenin kaos mu yoksa kusursuz mu olduğunu kendi açısından yorumlamış.
Kusursuz Olarak Nitelendirilen Evren Düzeni Aslında Bir Kaostan mı İbaret?
iStock


tanrı'nın varlığını kanıtlamak için en çok başvurulan yollardandır "bu mükemmel sistem kendiliğinden oluşmuş olabilir mi" sorusu. dünyanın ve de evrenin mükemmel bir dengesi vardır ve de en ufak bir hatada bu denge alt üst olabilir oysa böyle bir hata olmadığı için her şey tıkırında işler bütün bu düzeni yaratan bir tanrı olmasaydı ortada denge değil "kaos" olurdu.

peki yaşadığımız düzen mükemmel sistem midir, yoksa aslında kaos içinde yaşıyor olmamız mümkün mü?

kurzgesagt'ın "what is something" videosu maddenin özünü sorguluyor ve evrendeki onlarca farklı atom altı parçacığı kuark'lar, lepton'lar ve bozon'lar olmak üzere üç gruba ayırıyor. 


videonun anlatısına göre kabaca bu parçacıklar evrenin boşluğundaki belli okyanuslarda rastgele uçuşuyorlar ve bunların birbirlerine çarpışmaları sonucu önce proton, nötron, elektron gibi atom altı parçacıklar, sonra atomlar, atomlarla beraber madde, cisimler, yıldızlar, gezegenler ve canlılar (bildiğimiz kadarıyla şimdilik sadece dünya'da) meydana geliyor. bunu evrim teorisi gibi diğer bilimsel teorilerle birleştirdiğimizdeyse ortaya çıkan sonuç günümüzde yaşadığımız dünyanın tamamen rastgele, fırtınalı bir denizde dalgaların sürüklediği kayaların bir araya gelmesi misali oluşmuş olması.

peki bu mümkün mü? gerçekten de etrafımıza baktığımızda bu kadar mükemmel bir düzen, bir denge rastgele oluşmuş olabilir mi?

bu sorunsalı çözebilmek, mantığımıza oturtabilmek için öncelikle yaşadığımız düzen "mükemmel sistem" mi bunu sorgulamalıyız. evren milyarlarca yıllık bir süreçte süpernovalara, kara deliklere sahne olmuş, hala asteroidlerin cirit attığı, bir yandan da bazı yıldızlar ölürken bazılarının doğduğu bir yer. 


dünya da birbirinden koparak oluşan pek çok gezegenden yalnızca birisi. "dünya güneş'e 1 mm daha yakın olsaydı yanardık" gibi tezler gerçek dışı zira dünya güneş etrafında eliptik yörünge çizer ve iki gök cismi yılın belli dönemlerinde birbirine 5 milyon kilometre daha yaklaşıp uzaklaşır. şu an üzerinde bulunduğumuz kıtalar milyonlarca yıllık hareketlerin sonucunda gerek birbirine çarparak gerekse birbirinden koparak oluşmuş. evrimsel süreçlerle birçok canlı türü oluşurken birçoğu da yok oluyor. mesela dinozorların yok oluşu büyük bir gök taşının dünya'ya çarpması sonucu gerçekleşti. daha birkaç yüzyıl öncesine kadar volkanik patlamalar, büyük seller ve veba salgınları ile yüzlerce insan öldü. hala dünyada her yıl binlerce doğal afet yaşanıyor. bütün doğal süreçleri bir kenara bıraktığımızda bizzat insanlığın da sürekli bir çatışma ve savaş halinde olduğunu görüyoruz.


bütün bunların en ufak bir yerine zarar gelse yıkılacak mükemmel bir denge olduğunu söyleyebilir miyiz yoksa evrenin ahengi esasen en başından beri bizim kendimizi yalnız ve çaresiz hissetmemek için uydurduğumuz bir mit mi? biz müthiş bir uyumun parçası olduğumuzu düşünürken yalnızca evrendeki onlarca kayanın birinin üzerinde nereye gideceğimizi bilmeden dönüp duruyor olabilir miyiz?

en acısı mükemmel düzen dediğimiz düzeni kıyaslayabileceğimiz başka bir evren bilmediğimizden bu sistemin en iyisi olup olmadığını da hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Eğitim İçin Yurt Dışına Gideceklerin Kültür Şoku Yaşamaması Adına Bilmesi Gerekenler