Leonard Cohen Evreninin İncilerinden "Famous Blue Raincoat" Şarkısının Şık Bir Analizi
Cohen'in 1971 tarihli Songs of Love and Hate albümünde yer alan klasik şarkı hakkında güzel bir inceleme yapmış Sözlük yazarı "protospher".


famous blue raincoat, leonard cohen ile hayranları arasında şifrelenmiş bir mesaj gibidir

cohen dünyasına yerleştiğinizde ve ancak o evrenin bir parçası haline geldiğinizde sırrına erebileceğiniz bir gerçeği saklar dizelerinde:

o mektubu cohen, ihanet eden bir arkadaşına yazmamıştır, hayır. aksine, her bir dizeyi arkadaşının ağzından kendisine yazmıştır. şarkı boyunca hitap edilen “hayırsız dost”, cohen’in ta kendisidir.

pişmanlığının en koyu anında bile narsizmden güç alan bir adamın ayak izlerini, şarkı boyunca takip etmek mümkün. ustanın hayatı boyunca attığı adımları, kadınlarla ilişkisini, kaçış ritüellerini, ruhsal gelgitlerini iyi analiz etmiş bir hayranın, gözden kaçırmasına imkan olmayan bir günlük gibidir “famous blue raincoat”.

leonard cohen, söyleşilerinde her şarkısının otobiyografik öğeler taşımadığını özellikle belirtir. ancak famous blue raincoat’taki “arkadaş” cohen ile öyle örtüşür, hatta cohen bu örtüşmeyi kimi dizelerde öyle gözümüze sokar ki, hem bu günah çıkarma seansının saklı kalmasını ister gibi altına sahte imzasını atar, diğer yandan duyduğu pişmanlığı (kendisini anlayacak kadar çaba sarf etmiş) hayranlarıyla tüm içtenliği ile paylaşır.

aslında cohen’in aldatılan değil, aldatan olduğunu daha şarkının başında, kaçış rotasından anlarız.

“i hear that you're building your little house deep in the desert
you're living for nothing now, i hope you're keeping some kind of record.”

tıpkı bütün şarkı gibi, bu dizeler cohen’in ruhsal yolculuğundaki rutinleri ve inzivaya çekilme ihtiyacı hakkında samimi göndermelerle dolu. medeniyetten uzak, sade bir ev... buradaki diğer bir gönderme de, “kayıt tutmanın” salık verilişinde gizli. cohen açıkça, kendi edebi yanına vurgu yapıyor. hatta şarkının yazılış sebebini itiraf ediyor.

“and you treated my woman to a flake of your life
and when she came back she was nobody's wife.”

cohen mektubu kendi ağzından yazıyormuş gibi görünse de, dikkat edilmesi gereken esas nokta, aldatılan adamdan çok, aldatan kadının durumuna odaklanması. bir dostun ihanet karşısında yaşadıklarından çok, kadının terk edildikten sonra içine düştüğü zor duruma endişeleniyor. neredeyse kendinden nefret ediyor:

“did you ever go clear?”

bu dize, yaşamı boyunca ruhsal arınma peşinde koşmuş cohen’in, etik olmayan bir ilişkinin de ötesine geçerek, tüm hayatını sorgulamaya başladığı anı yansıtıyor. bir dostun ithamından ziyade, kişinin kendiyle cebelleşmesi sonucu kendinden duyduğu derin hoşnutsuzluğu dile getiriyor.

fakat cohen için, pişmanlığın da bir sınırı vardır. nitekim şarkının bir noktasında mektubu kaleme alan kişi, arkadaşından yergiyle değil, övgüyle söz etmeye başlar. belki cohen’in deşifre olduğu an tam da budur. çünkü şarkıda sözü edilen, böylesi bir ihanetin arkasından bile özlenecek kadar değerli bir dosttur. kadın ruhundan anlar. kadının, sevgilisinin bile anlamadığı dertlerini hisseden, onu mutlu eden bir “ruh cambazı”dır. asla sıradan bir zampara değildir. bir çingenenin tutkusuna ve bir sanatçının duyarlılığına sahiptir. cohen, vicdani vebalin boyunduruğundan kurtulmak için, bedenindeki narsist damardan beslenmeye niyetlenir.

“i guess that i miss you, i guess i forgive you
i'm glad you stood in my way.”

“yes, and thanks, for the trouble you took from her eyes
i thought it was there for good so i never tried.”

“well i see you there with the rose in your teeth
one more thin gypsy thief”

“if you ever come by here, for jane or for me
your enemy is sleeping, and his woman is free.”

mektubun bir yerinde jane uyanır ve selam söyler. nihayet bu dize, cohen’in şarkıyı yazarken içinde bulunduğu halet-i ruhiye ile ilgili çok önemli bir detay verir. duyduğu pişmanlık ve kendi ruhuna olan aşkı arasında bocalayan cohen için kurtuluş, arkadaşının değil, kadının onu affetmesinde gizlidir. kadını, ona yazılan bir mektupta selam gönderecek kadar iyileşmiş hayal etmek, cohen için şüphesiz tam da aradığı tedavidir.

“she sends her regards.”

“famous blue raincoat”, cohen’in en kişisel şarkılarından biridir. fakat sırrına erebilmek için önce, cohen’in dünyasına ait girift dehlizlerde fink atmalı, ondaki derinliğe bakacak kadar yükselik korkunuzdan arınmış olmalısınız. ondan sonra anlayacaksınız ki, bu büyük şarkı, aslında cohen’in pişmanlık dolu bir itirafıdır.

hatta şarkı cohen için öyle kişiseldir ki, sanatçı yıllar sonra “famous blue raincoat”un sözlerinin içine sinmediğini söyler. parçanın melodisini beğendiğini, ancak sözlerde tam oturmamış yerler olduğuna dair hissiyatını dile getirir.

sadece bu detay bile, şarkının cohen için önemini göstermiyor mu?..

Bonus: Tori Amos bu şarkıyı oldukça güzel cover'lamıştı