Marcel Proust ile James Joyce'un İlk ve Son Kez Karşılaştığı Enteresan Mayıs Akşamı
Modern edebiyatın en büyük eserlerinden Kayıp Zamanın İzinde ve Ulysses'in yazarları Proust ile Joyce, meğerse 1922 Mayıs'ında istemeden de olsa tanışmış ancak bu buluşmanın pek de iyi gittiğini söyleyemeyiz.
Marcel Proust ile James Joyce'un İlk ve Son Kez Karşılaştığı Enteresan Mayıs Akşamı

1922 mayıs'ında bir gece proust, yanında genç bir çiftle kahyasının kocası odilon albaret'in kullandığı bir taksi ile, igor stravinsky'nin müziği eşliğindeki bir bale gösterisini izlemek için ritz'deki bir partiye gider. son derece hasta ve bitkindir. tesadüfen de aynı partide bulunan joyce'un yanındaki koltuğa oturur.

tanışmıyorlardır, ancak bu iki büyük romancının yan yana oturduğunu gören ortak bir dostları, bu durumdan edebiyat tarihine geçecek bir tartışma ve muhabbet çıkacağını düşünerek heyecanla onları tanıştırır. ancak bu dostun atladığı bir şey vardır ki, o da, büyük yazarların genelde yalnız, huysuz ve konuşmaktan fazla hoşlanmayan kişiler oldukları, ve büyük yazar olmanın hoşsohbet olmakla, dost meclislerinde ağzı iyi laf yapmakla uzaktan yakından ilişkisi bulunmadığıdır.

nitekim tanışmalarından sonra bir sessizlik olur, onları tanıştıran kişi muhabbeti açmak için joyce'a döner ve sorar:

"siz, kayıp zamanın izinde'yi okumuşsunuzdur, değil mi?"

joyce kuru bir "hayır" der ve susar. tekrar sessizlik olur, ancak ortak dost yılmaz, bu kez proust'a döner:

"ya siz, herhalde ulysses'i okumuşsunuzdur."

proust da aynı şekilde "hayır" diye cevap verir. tekrar sessizlik. bunun üzerine dostları onları konuşturmaya çalışmaktan vazgeçer. proust'la joyce gece boyunca sadece sağlıklarına ilişkin birkaç lakırdı ederler, o kadar. 

ama olay burada bitmez

proust, hasta olduğu için partiden erken ayrılır. ama arabası tam hareket edecekken joyce arkasından koşturarak gelir ve hiçbir şey söylemeden arabaya binerek proust'un yanına oturur. oturur oturmaz camı sonuna kadar açar ve bir de sigara yakar. ama camı açması ve sigara yakması zaten astımlı olan ve o sırada iyice kötü bir vaziyette bulunan proust'un canına kast etmekle aynı şeydir. joyce'un böyle davranmasının nedenini bilemiyoruz, ama genel olarak kabul edilen açıklama şudur ki; joyce, proust'un kendi anıt-eserini okumamış olmasına fena halde içerlemiştir ve bunu bir şekilde proust'a ödetmeye karar vermiştir. gece boyunca da yapacaklarını planlamıştır. 

ama proust, nezaketi elden bırakmaz, yol boyunca joyce'tan camı kapatmasını ya da sigarasını söndürmesini rica etmez, ama konuşmazlar da. dahası araba proust'un evine geldiğinde, odilon'dan joyce'u gideceği yere kadar bırakmasını rica eder. böylece joyce'u gecenin bir vaktinde soğukta paris sokaklarında bırakarak intikam almak için -zira evet, joyce bunu hak etmiştir- ayağına kadar gelen fırsatı kullanmaz, büyüklük bende kalsın der... zaten kendisi 11 yaş büyüktür de joyce'tan.

Bilim Kurgu Yazarı Isaac Asimov'un Günümüz Türkiye'sini 1980'de Gördüğü Yazı: Cehaletin Kültü