Metal Müzik, Asla Eski Günlerine Ulaşamayacak Kadar Çöktü mü?
"Metal bitti" muhabbeti yaklaşık 20 yıldır durmaksızın yapılıyor ancak durumun daha ayrıntılı bir analize ihtiyacı var.
Metal Müzik, Asla Eski Günlerine Ulaşamayacak Kadar Çöktü mü?
Megadeth frontman'i Dave Mustaine


günümüzde metal müziğin çöktüğü falan yoktur. çökmez de.

sadece şu gerçek vardır, bu saatten sonra metallica, iron maiden gibi stadyum dolduracak çok büyük gruplar büyük ihtimal çıkmayacaktır. lamb of god ile falan olacak iş değil bu yani. aynı durum, aşağı yukarı rock müzik türleri için de geçerli. kısa vadede yeni bir ac/dc, bon jovi, u2 vs... göremiyorum ben. hatta pop müzik için bile geçerli, sanıyor musunuz ki rihanna, lady gaga, lana del rey bir madonna ya da micheal jackson olabilecek? olamayacaklar. birçok sebep var bu durumları etkileyen, en başta gelen sebep ise, tüm dünyanın tüketim temelli toplum anlayışına kayıyor olması. albümlerin hatmedildiği günlerde değiliz artık, hit şarkıların el üstünde tutulduğu bir dönemdeyiz. ne yazık ki, "pop" anlayışı her tarza yayıldı artık. extreme metal grupları bile yeni albümlerinde radyoda çalacak 3-4 dakikalık basit şarkılara yönelebiliyor. yani, hala '70ler, '80ler, '90lar psikolojisiyle hangi tarzı ele alırsak alalım, bir değişim göreceğimiz aşikardır. dinleyici profili değişmiş, piyasa kuralları değişmiş, internet gibi bir medya tüm sektörü başkalaştırmış, plak firmaları hala don kişotluk oynuyor; bu kadar faktör işliyorken tabii ki kolayca büyük grup/yıldız olunamaz. albüm yapmak kolay artık, onu yaymak da ama bu işten ekmek kazanmak istiyorsanız, sizin elinizden çok şey alıyorlar.

metal müzik, '70ler ve '80'lerdeki kadar göz önünde olmayabilir, biraz yer altına çekilmiş de olabilir ama çökmüş değildir. hala canavar gibi gruplar çıkıyor, eskiler güzel albümler sunuyor, avant-garde metal gibi deneysel ve yenilikçi işlere sahne olan tarzlarda birçok grup sınırları zorluyor. geçen kırk yıllık zaman diliminde, metal müzik çok değişim geçirdi. erkek egemen bir piyasayken, birden kadın vokaller girdi işin içine. akustik gitar, klavye, keman, orkestra gibi farklı elementler müziğe dahil oldu. bu evrim hala sürüyor. eski tarz müziği isteyenlere de istediklerini verecek retro kafada gruplar hala çıkıyor. olay işin ruhuna erişememek falan değil yani, tamamen değişen dünya ve piyasa şartları.

metal müzik çökmez. çöktürmezler. çöktürmeyiz. ankara metrosu inşaatı mı lan bu?

Dream Theater / RockFest 2015


ekşi'deki "metal müziğin çöküşü" başlığında çoğunluğun yaptığı gibi "hayır saçmalamayın, x, y, z gibi gruplar var. şu bu festivaller var. metal ölmedi." muhabbetine girmeyeceğim.

haksızlar demiyorum. haklılar, hiç de ölmedi. sadece, bu zaten yeterince açık. olay bunun ötesinde. daha doğrusu olay yerine algı diyelim. asıl ilgilenilmesi gereken konu da bu. bu algının nasıl oluştuğu.

biraz daha açarsak, "metal bitti" argümanını çürütmek çok kolay. iki dakikanı harcayıp, son birkaç yılda yapılan ve önümüzde yapılması planlanan festivaller üzerinden giderek dinleyici sayısını gösterirsin, bir metal soyağacı görseline bakıp hangi grupların ne kadar yeni ve iyi olduğundan bahsedersin. benim düşünüp durduğum şey neden böyle bir algının oluştuğu. buna çok iyi cevaplar verebilmiş hala değilim. ama birkaç tahminimi paylaşacağım.

bir kere böyle olması beklenirdi zaten. hayat, evren ve her şey değişir ve metal hayat, evren ve her şeye dahildir. hiçbir zaman 1970'lerdeki heyecanla karşılanmayacak metal. insanlar o yeni -sayılabilecek- akımla sarhoş olup bunun ne kadar mükemmel olduğunun şaşkınlığına kapılmayacak artık çünkü metal öğrenildi. 1980'lerdeki gibi azgınlık seviyesine gelesiye kadar mutlu bir şekilde, festivallerde adeta bir din bulmuşcasına içselleştirerek ve her bir takı, her bir kıyafet parçası ve her bir hareketle metali bağırmayacak çünkü metal benimsendi. 1990'larda da medya ve popüler kültür metali yere göre yerip yere göre göğe çıkararak topluma gösterdi ve artık asla o kadarını göstermeyecek çünkü metal herkesçe tanındı. bütün bu güzel şeyler elbet geçecekti. jesterday is done, jesterday won't come.

yukarıdaki paragraf için bir açıklama. bütün bunlar artık gerçekleşmeyecek değil, sadece toplumlar tarafından gerçekleştirilmeyecek. ama bireyler tarafından gerçekleştirilmeye devam ediyor. her gün yeni bir genç bu müziği öğreniyor, yeni birisi benimsiyor, yeni insanlar müthiş konserlerde bu lanet olası güzel müziği öyle bir içselleştiriliyor ki ağlıyorlar. her gün bir başkası onu tanıyor. ve bunlar olmaya devam edecek. sadece kitleler tarafından değil. işte artık bu müziğin çok fazla göze çarpmamasının bir nedeni bu.

Amon Amarth, Tuska Open Air 2011

ikincisi, artık insanların müziğe kendi çabalarıyla ya da arkadaş etkisiyle ulaştığı dönemi geçtik. kasetli dönemlerden, limewire ve msn paylaşımlarından geçip bugüne geldik ve artık müzik kitlelere birileri tarafından tepside sunuluyor. hazır ve tüketilmeye uygun. justin bieber ve one direction gibi kavramların (başka bir ad takamıyorum) çıkmasının tek sebebi bu. ve bu tip şirketlerin (aha bi isim daha buldum) patronları takdir edilir ki metali tercih etmez. beyni etkilenmeye en uygun insanlar olan ergen pembe kızlar için fazla çirkin.

büyük sebeplerden biri de, bu müziğin kategorizasyona uğraması. evet, metal = heavy metal değil uzun zamandır ve bu konuya değinilmiş ekşi'de.

şimdilik bu kadar ama bir de şunu söylemek isterim.

overrated lamb of god konusunda haklı oldukları tek konu şu: evet, "metal bitmiyor, son yıllarda lamb of god var" demek, bas gitarın gerekliliği/gereksizliğini tartışan müzik cahillerine "ama geddy lee diye bi adam var" ya da "şu grubun şu şarkısının baslarını bi dinle" demeye benzer. nasıl bas gitarın gerekliliğinin şu veya bu basçıyla, o veya bu introyla alakası yoksa, son yıllarda lamb of god çıksın ya da çıkmasın bu metalin bekasını zerrece ilgilendirmeyecek bir durumdu. ha öte yandan, lamb of god'a lise grubu denmesi ya da yıllar yılı metallica'ya yaptıkları gibi onu bir overrated hale getirme çabaları tüylerimi diken diken ediyor. lamb of god müthiştir. müthiş olmuştur. müthiş olarak kalacaktır.

şu paragrafı da başka bir yazımda daha yazmıştım ama aynısına yakınını tekrar yazacağım. bütün bunlar bu müziği hissetmiş biri için tamamen hikaye. bu yazı boyunca metalin çöküp çökmeyeceği hakkında hiçbir şüphem/düşüncem olmadı. sadece işin analiz kısmındayım. bundan önceki milyonlarca kişi gibi bu müziği hisseden, o olağanüstü gücünü, bağlayıcı güzelliğini tadan ve yaşamında yer veren bir kişi için şu veya bu popülaritenin artıp azalması mühim değil. pop sabahtan akşama kadar kadar up tıs kıs tıs ederek "sana paramla pompalayacağım" diyedursun, metal inançları için savaşacak, saçmalığa küfredecek ve bunları yaparken müzikal açıdan hep üst düzey olacak.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir