Milenyum Kuşağında Dev Artış Gösteren Wattpad Üzerinden Yazar Olma Heyecanının Analizi
Bu platformdaki özenli ve kaliteli işleri tabii ki tenzih ediyoruz ancak edebiyat üreticisi olmak isteyen yeni kuşağın Wattpad üzerinden yazar olma hevesine dair söylenmesi gerekenler olabilir. Sözlük yazarları da bu konuya değiniyor.
Milenyum Kuşağında Dev Artış Gösteren Wattpad Üzerinden Yazar Olma Heyecanının Analizi


Öncelikle mevzubahis hikaye ve yazarlık modelini bir tanıyalım

15 yaşında ergenliği benimkine göre gayet rahat geçen bir kız kardeşim var. 5 aydır zamanının çoğunu bu uygulamada hikayeler okuyarak geçiriyor ve müptelası olmuş durumda. ancak bana anlattığı 4 hikayenin teması da neredeyse aynı.

hikayeler genelde yakışıklı erkek ve güzel kız ana karakterlerinin etrafında şekilleniyor. hikayenin başında yakışıklımız esas kızımızdan nefret ediyor kah onu kaçırıyor, çeşitli işkenceler yapıyor(sırtına makasla p harfi kazımak, upuzun saçlarını kesmek, tecavüz etmek gibi..) yani kızı bir öldürmediği kalıyor. sonrasında sadist yakışıklı erkeğimiz ve iyi masum güzel kızımız birbirlerine aşık oluyorlar. kardeşimin kendi ağzından söylediği şekilde bu kitabın okuyanlar için hikayenin en güzel ana fikri "ona benden başka kimse zarar veremez" oluyor. ve kardeşim bu hikayeleri "cok cool" olarak adlandırıyor. kendi hayatında okuluna gidip gelen, sakin bir hayatı ve yaşına göre mantıklı bir bakış açısı olan kardeşim, aşk olgusunu bu kitaplardan öğreniyor.

kısıtlayıcı, dünya görüşü dar biri kesinlikle değilim. kardeşinin okuduğu şeylere karışan, yasaklayan abla rolü de bana hiç yakışmıyor ancak okuduğu hikayelerin hep aynı tarzda olması ve hikayelerin dilinin inanılmaz eril ve sadistçe olması beni rahatsız etmeye başladı. bu konuda nasıl davranmam gerektiğini pek çözemiyorum. geniş kitlelerce okunan bu hikayeleri şikayet etmek mi, kardeşimi ikna etmek mi? tavsiyeleri olanları dinlemeye sonuna kadar da açığım.

wattpad'te çok popüler olmak istiyorsanız vereceğim ipuçlarını mutlaka dikkate alınız

1. öncelikle bilim-kurgu, psikoloji ve polisiye türünden mutlaka uzak durun çünkü bunları ergen kitle pek sevmez. bolca aşk yazılarına yer verin.

2. imla kurallarına çok önem vermenize gerek yok çünkü okuyucu kitleniz bunu hiç önemsemeyecektir.

3. romanınız mutlaka iyi sonla bitmeli.

4. kapak tasarımına çok önem verin çünkü hikayenizi okumadan önce kapağı görmek durumundalar. hatta hikayeyi sallayın güzel bir kapak için uğraşın.

5. mutlaka haftada en az 4 bölüm yazın.

6. çok karizmatik bir erkek ve çok güzel bir kız olduğunu abarta abarta yazın hatta tüm hikayeyi iki elemanın betimlemesini yaparak bile bitirebilirsiniz.

7. hikayenizin okuyucuya bir şey katmasına gerek yok, tatmin olsun yeter.

tutmazsa yeni bir aşk hikayesi yazın.


bazıları sanat kurslarını, yaratıcı yazarlık atölyelerini, vs. gereksiz bulur, hatta bunun yanlış olduğunu, sanata halel getirdiğini savunur

onlara göre sanatçı sanatçı olarak doğmalıdır. bu işler öyle kursa gitmeyle falan öğrenilecek şeyler değildir. safi yetenek, ilham işidir bunlar.
ben böyle düşünenlerden değilim. örneğin bir gitar kursuna ne kadar çok öğrenci giderse o kurstan iyi bir gitarist çıkma ihtimali de aynı ölçüde yükselir. tabi bu sırada sonunda bir halt olamayacakların sayısı da artar ama önemli değil.

iyi olan alıcısını bulacak, kalıcılığı yakalayacaktır, diğerleri de unutulup, silinip gidecektir eninde sonunda. 

aynı şey diğer sanat dalları için de geçerli.

mesela yaratıcı yazarlık kursları. ya da wattpad gibi platformlar.

yazmaya uğraşmak, bunun için çalışmak, yazdığını başkalarına göstermek iyi, bunda bir sorun yok. 

ama yine de bu gibi alanlarda eser yayımlayanların tutumlarında, yola çıkarkenki amaçlarında bir tuhaflık var

takip edebildiğim kadarıyla çoğunun tek amacı görünür olmak, kalabalıktan sıyrılmak, kameraları kendine döndürmek. öğrenmek değil, (hali hazırda) bildiklerini göstermek istiyorlar. kendilerini geliştirip geliştirmedikleri, bir önceki sefer yaptıkları hataları tekrarlayıp tekrarlamadıkları umurlarında değil. yazdıkları okunsun, beğenilsin, alkışlansın istiyorlar, o kadar.

oysa böyle platformlara başvurmaktaki asıl amaçları, bana sorulursa, kendilerini ve başkalarını gözlemlemek olmalı. ne hata yapmışım, başkaları ne hata yapmış. bak, bu bunu böyle yazmış, iyi fikir, ben de deneyeyim... ama gönder tuşuna basmadan önce kendi yazdıklarını bile ikinci bir kez okuduklarından şüpheliyim.

görünür olma hırsı, takdir edilme arzusu bütün bunları bir anda bir kenara itiyor

ikinci bir kez okunsa çoğu kolayca düzeltilebilecek yazım yanlışları bile bunun bir kanıtı.

bir işi iyi yapmak istemiyorlar, bunu düşünmüyorlar bile. iyi bir iş yaptıklarını duymak istiyorlar sadece. vaay, ne güzel yazmışsın, helal olsun.

flannery o'connor şuna benzer bir şey söylüyordu:

yazdığınızdan önce kendiniz bir şeyler öğrenmelisiniz. siz öğrenemezseniz başka kimse öğrenemez.

bu da ufak bir tavsiye olsun.

Kayıp Rıhtım

Sözlük yazarı "leroy smith" ise duruma olumlu bir şekilde bakmış

birçok berbat kitabın ya da metnin yer aldığı site wattpad. buna katılmamak elde değil, lakin 16-17 yaşındaki çocukların instagram'da beğeni kasmak yerine kitap yazmaya çalışmaları bana çok daha iyi bir fikirmiş gibi gözüküyor. sonuçta sitede yer alan kişiler elinden geldiğince yazmaya, daha da önemlisi bir şeyler üretmeye çalışıyor. ayrıca hiçbir yazar hop diye yazar olmaz. yaza yaza, deneyimleye deneyimleye, yaşaya yaşaya bir noktaya gelir. bu yüzden bu ergen kardeşlerimizin yazdığı metinleri aşağılamak yerine büyük resmi görmekte yarar var.

DAHA FAZLA İÇERİK