Muhteşem İmkanların Olduğu Günümüzde Teknolojiye Nankörlük mü Ediyoruz?
Dün akşamki Apple etkinliğinin bekleneni vermediği eleştirilerinden sonra akıllara tekrar düşen bir soru.
Muhteşem İmkanların Olduğu Günümüzde Teknolojiye Nankörlük mü Ediyoruz?
iStock


teknoloji konusunda nankörlük yapan bir nesiliz

1990'larda aldığım ilk bilgisayarımı hatırlıyorum da, 16 mb ram ve 1 gb harddisk'im vardı. bu bilgisayarla fifa 98, age of empires, midtown madness filan oynardım. bugün cebimdeki telefonun 1000 mb ram'i ve 128 gb harddiski var. yani şöyle düşün, benim ilk bilgisayarımdan 100 tane alıp kocaman bir kamyona dolduruyorsun, o kamyondaki tüm bilgisayarların hafızası ve gücü cebimdeki bir telefonun hafıza ve gücüne eşit. adamlar bir kamyon dolusu bilgisayarı alıp ufacık bir aletin içine sığdırmış.

biz küçükken televizyonda bilim kurgu filmlerinde izleyip hayranlık duyduğumuz, çocuk halimizle bile hiç gerçekçi olmadığını düşündüğümüz teknolojilerin daha gelişmiş hali evlerimize girdi. cebinde taşıdığın telefon seni yüzünden tanıyor ve kim olduğunu biliyor. bunu günlük hayatta hiç oturup düşünmüyoruz ama bir an için bunu sindire sindire düşünmeye çalış ve olayın ne kadar muhteşem olduğunun farkına var.

eskiden bir maçta bir gol izlerdik, ertesi gün okulda o golü görmeyenlere o golü anlatacağız diye yarım saat debelenirdik. şimdi olsa cebinden telefonu çıkart youtube'dan 10-15 saniye içinde golü açıp göster, ne olacak di mi? bugünkü teknolojiyle 100 yıl değil 30-40 yıl önceye gitsen direkt peygamberliğini ilan edersin. yine de millet mutsuz ve teknolojik gelişmelere burun kıvırıyor.

Bilim kurgu yazarı Isaac Asimov, 80'lerde yer aldığı bir reklamda bu konuya değinmişti.

biz küçükken kara şimşek'i ağzımızdan salyalar aka aka izleyip hayranlık duyardık çünkü orada konuşan ve ana karaktere laf yetiştiren bir araba vardı. araba kendi kendini sürebiliyordu ve bu bize superman gibi yani asla gerçek olamayacak doğaüstü bir olay gibi geliyordu. bugün arabama binip "bana şu şarkıyı aç" diyorum acıyor, "bana yol tarifi ver" diyorum yapıyor ve bu bana gayet normal geliyor ve hiç şaşırtmıyor. böyle bir şey olabilir mi? 5-6 yıl sonra kendi kendini süren arabalar yaygınlaşınca herkes bunları normalmiş gibi benimseyecek ve kimse "vay ve teknolojiye bak, bir zamanlar kendi arabamızı kendimiz sürüyorduk" demeyecek. hatta zamanı gelince ona da burun kıvırılacak. o değil de kendi kendini süren arabalar gelişince arabalar birbirleriyle konuşabileceği için trafik ışıklarına gerek kalmayacak (bu durumda seattle belediye başkanı kendini köprüden atabilir, zira adamın hayat amacı dünyayı baştan başa trafik ışıklarıyla donatmak).

1995'te "sensible soccer" diye bir oyun almıştık

oyunun grafikleri inanılmaz derecede basitti ve oyuncuların her biri ekranda 1 cm boyundaydı ama oyunu yükleyip oynamaya başladığımızda hayranlık duymuştuk. sensible soccer o güne kadar hiçbir futbol oyununun yapmadığı bazı işler yapmıştı. mesela o güne kadar piyasaya çıkan futbol oyunlarında brezilya milli takımı 11 siyahi futbolcudan, alman milli takımı 11 sarışın oyuncudan oluşurken sensible'da gerçekten beyaz olan oyuncular beyaz, gerçek hayatta zenci olan oyuncular zenci olarak gösterilmişti. bu büyük bir devrimdi ve milan'da oynayan weah'ı zenci bir şekilde görünce aklımızı yitirecektik. bir de takımların gerçek kadro isimleri vardı ve jenerik uydurma isimler yoktu. bunları görünce şok yaşamıştık.

Atari nesli, sadece çaprazdan gol atabildiğiniz bu oyunu hatırlayacaktır.

fifa 99 çıktığında ortalığın nasıl yıkıldığını hatırlıyorum da, herkes "bunun bir adım ötesi direkt videodur" diyordu (o değil de fifa 99'da galatasaray ve beşiktaş vardı ama fenerbahçe yoktu. bir fenerbahçeli olarak oyunda galatasaray ve beşiktaş'la kupalar kazanmıştım). nba 99 için "bu oyunun grafikleri daha fazla ne kadar geliştirilebilir ki" deniyordu. ilk kez oyunlar 3 boyutlu yapılmaya başlanıp karakterlerin gölgesi yerde gözükünce "vay be adamlar her türlü ayrıntıyı bile düşünmüş" diye ağzımızın suyu akıyordu. bugün fifa'da en ufak bir yamuk çıksın aylarca şikayet edilir mesela.

teknoloji inanılmaz bir hızla gelişiyor ve dün ağzımızın suyunu akıtan teknolojiye bugün burun kıvırıyoruz. louis ck'in internette çokça dolaşan videosunda dediği gibi, bugün piyasadaki en boktan, en dandik, en ucuz, en kimsenin beğenmediği, en allah belasını veresice telefon bile aslında bir teknoloji harikası ve her anlamda bir mucize ama biz kıymetini bilmiyoruz.

Louis CK - Her şey mükemmel ama kimse memnun değil (2008)


eskiden renkli televizyon evlere girdiğinde müthiş bir icat gibi gözükmüştü

sonradan her yıl teknoloji gelişti ve televizyonların çözünürlüğü, görüntü kalitesi ve renk skalası arttı. belki bundan 5-6 sene önce "vay be" diye bakılan televizyonlara artık burun kıvrılıyor. artık milleti ultra hd bile kesmiyor. ille 4k olacak. geçen gün 1990'larda çekilmiş bir film izledim ve görüntü kalitesinin düşüklüğü beni film boyunca rahatsız etti. aynı filmi ilk çıktığında sinemada izlemiştim ve görüntü kalitesinin düşüklüğünü fark etmemiştim bile. muhtemelen o zamanlar ağzım açık bir şekilde izlemişimdir.

yıllar önce evlerde telefon varken bu telefonların kablosuz versiyonu çıkmıştı. gün boyunca telefonun üzerinde durup şarj olurdu ve telefon konuşması yapacağımızda balkona çıkıp konuşurduk. bu aletlerin 10-15 metre mesafesi vardı ve balkondan konuşabilsen de evin dışına çıkınca çekmiyordu. doksanlarda o telefonla kaç defa muzo'nun radyo programını aramıştım. hugo'yu da aramıştım ama bir türlü düşmemişti. işte o zamanlar o bile bize müthiş bir teknoloji gibi geliyordu. bu telefona sahip olanlar james bond muamelesi görüyordu. ilk kez cep telefonları ülkeye girdiğinde sadece iş adamlarının ve ünlülerin kullandığı aletlerdi. bu telefonların yaygınlaşacağına kimse ihtimal vermiyordu.

Bu telefon, büyük heyecan yaratıyordu.

nokia telefonlara konuşup mesaj atma dışında özellikler eklediğinde (oyun, müzik çalma, resim çekme gibi) ortalık ayağa kalkmıştı ve yer yerinden oynamıştı. şimdi bunları en kralından yapan telefona bile burun kıvrılıyor.

biz zamanında casio saatlere telefon rehberi özelliği geldi diye heyecandan gece uyuyamamıştık. okulda haftalarca en büyük gündem konusu olmuştu. şimdi apple watch senin nabzını ölçüp bir yamuk varsa "doktora gidip bir baktır abi" diyor. bu burun kıvrılacak bir teknoloji değil, tam bir mucize eseri.

ergenliğimde internette bir resmin yüklenmesi (ne resmi olduğunu sormayın) 10-15 dakika sürerdi ve resim yüklendiğinde siz işinizi çoktan (ne işi olduğunu da sormayın) bitirmiş olurdunuz. şimdi youtube'da en kral video 7 saniyede yükleniyor ve videoda 1 saniyelik donma olursa millet sinir krizi geçiriyor.

aklına gelen merak ettiğin her şeyi internette aratıp 5 dakikada cevabını yazı, fotoğraf, görsel veya video olarak bulabiliyorsun ve merakını anında giderebiliyorsun. bu dünyada bundan büyük bir mutluluk olabilir mi? telefonumda binden fazla kitap var. eskiden yanımda 3 kitap taşımak istesem eşek yükü gibi çanta taşımam gerekirdi. daha netflix, spotify gibi ürünlere girmedim bile. eskiden sevdiğimiz bir şarkı denk gelecek veya izlediğimiz dizinin bir bölümünü kaçırmayalım diye ağaç gibi kök salardık ama şimdi her şey elimizin altında ama 4k kalitesinde değil diye beğenmiyoruz.


bir yerde göt cebimizdeki bir alet vasıtasıyla video çekiyoruz ve 10 saniye sonra tüm dünyayla paylaşıyoruz. böyle bir şey olabilir mi? aklın hayalin alabileceği bir şey mi bu? ama bu gerçekleşti ve insanlar hala memnun değiller. belki bundan 20 yıl önce nasa'nın, amerikan hava kuvvetlerinin filan zar zor kullandığı teknolojik imkanları (gps, parmak okuma, yüz tanıma...vs) bugün ahmet mehmet kullanıyor ve beğenmiyor. göt ceplerimizde aklın hayalin almayacağı, insanlık tarihinde görülmüş en büyük mucizelerin toplamının bile yanına yaklaşamayacağı aşırı derecede komplike ve muhteşem teknolojik ürünler taşıyoruz ama beğenmiyoruz.

daha teknoloji devriminin başındayız ve önümüzdeki yıllarda inanılmaz teknolojiler piyasaya çıkacak

sırf intel'in oregon ofisinde üzerinde çalışılan ve henüz piyasaya sürülmemiş olan 50'den fazla yüksek teknolojili ürün var. ne olursa olsun en başta insanlar şaşıracaklar, kısa bir süre sonra benimseyecekler ve bunu da tükettikten sonra beğenmemeye başlayacaklar. yarın ışınlanma teknolojisi bulunsa onu bile beğenmeyenler ve "istanbul'dan oregon'a ışınlanmam neden 20 dakika sürdü, şunu artık hızlandırın" diye şikayet edenler çıkacaktır.

bir de bulut diye bir şey çıkmış, sakin kafayı yormayın. kafayı sıyırırsınız. hikmetine fazla şey yapmamak lazım.

"Teknoloji Neden Gelişiyor?" Sorusu Üzerinden İnsan Doğasını Sorgulayan Düşündürücü Bir Yazı